Çiğdem Duman

27 Mayıs 2013

Önümüzdeki Temmuz ayında ERA'daki 21. yılımı dolduracağım. Buraya başvurduğumda İstanbul Teknik Üniversitesi'nden yeni mezun olmuştum. Öncesinde Çuhadaroğlu'ndaydım ancak oradaki işimi pek mimarlık gibi görmüyordum, daha çok detay çalışıyorduk. Detaylı çalışmayı biraz öğrendikten sonra Anadolu yakasına taşındık. Ben de bu taraftaki firmalara bakmaya başladım. ERA'ya öncelikle yolun verdiği sıkıntı sebebiyle başvurdum. Evime yakındı ve mimarlıkla uğraşacaktım. ERA o zamanlar Moda'da nispeten büyük bir mimarlık ofisiydi. İlk kurulduğu döneme göre daha büyük işler alınmaya başlanmıştı. Ben işe girdiğimde Carrefour yapılıyordu, projeye 1991 senesinde başlamıştı. 1993'te hipermarketin açılışına geldik, henüz mağaza kısmı yapılmamıştı. Sonrasında daha büyük işler alınmaya başlandı. Merkez ofisten ayrıldım ve beş sene sonra döndüm. Tabii döndüğümde Moda'da değildik. ERA'nın, proje yönetimi çalışmaları nedeniyle kendi mühendislik grupları olduğundan çok fazla şantiye gezdik. Hem proje yapıyor hem de sahada çalışıyorduk. İstanbul'un yanı sıra Adana, Ankara, Bursa, Kocaeli gibi şehirlerde projeler yaptık.

1999 senesinde Ataşehir 'e taşındık. Şehir dışındaki işlere gittiğimizde merkez elemanları olarak oradaki ekiplere destek oluyorduk. Proje bittikten sonra gidip kısa bir süre orada kalıp dönüyorduk. O günden bugüne çok şey değişti.

ERA'da 20 yıl kaldım çünkü burada yapılan işleri beğeniyorum. İstanbul'da yaşamamıza rağmen mimarlığın ne olduğu ve nasıl olması gerektiği konusunda çaba sarf etmek zorunda kalıyoruz. Çok oturmuş bir sistem yok. Gelişmiş proje ofisleri yok. Taahhüt firmaları da proje yapmaya çalışıyor. ERA, tüm bu koşullara rağmen doğru noktada duran bir firma. Yaptığı işlerde kaliteye hep önem veriyor. Toplam kalite yaklaşımı var. Mimarlık ve mühendislik işleri bir arada yürütülüyor. Projenin sadece mimari kısmının değil, mühendislik kısmının da nasıl çözüleceğini ele alan bir yaklaşımı var. Tasarım ve tasarım geliştirme aşamalarında sürekli mühendislerin kontrolleri dahilinde iş yapar, binanın en iyi şekilde işlemesi için çalışırız.

Ben yıllarca projelerin teknik boyutuyla ilgilendim. Bu süreçte proje bütçesi, projenin bitim tarihi gibi konularda patronumuzdan hiç baskı görmedik. İşin iyi ve düzgün şekilde yapılması hep ön plandaydı. Biz de bugün işimize bu şekilde bakıyoruz. Ertun Bey 'in akademisyen olmasının da getirdiği birçok özelliği var. Örneğin, geliştirme konusunda oldukça devrimci bir yapıya sahip. Günceli yakından takip ediyoruz. Sürdürülebilirlik bizler için çok önemli bir kavram. Mimarlık yapı ve mekan üretmek anlamında tanımlanıyor. Günümüzde mimarların daha dikkatli ve sürdürülebilir bir yaklaşım benimsemeleri gerekiyor. Yerkürede yapılaşmamış yer bırakmamak için bakmıyoruz ileriye... Dönüşüm projeleri benim daha ilgimi çekiyor çünkü yeni alanlar işgal etmek yerine mevcut yapıları iyileştirmek ve dönüştürmek daha iyi.



ERA'da da şu anda bazı dönüşüm projeleri gerçekleştiriyor. İlk dönemler ağır bir proje yönetim işimiz olduğu için çok yoğun bir 10 sene geçirdik. 2001 krizinin ardından 2003-2004 senelerinde inşaat sektöründe ciddi patlama oldu. O dönem hem uluslararası firmalarla hem de yerel birçok firmayla birlikte işler yaptık. Bu bize çok şey kattı. Ali Bey yurtdışında okuduğu için farklı bir bakış açısıyla döndü ERA'ya. Mimarlıkta bu çok şeyi değiştiriyor. Gelişen sanatlarla, teknolojiyle birlikte mimarlık bir anlamda daha ön plana çıkıyor. Teknik anlamda pek çok şey öğrenilip çözüldü. Türkiye'de çok azı uygulanıyor ancak konuya dünya çapında yaklaşırsak, Batı pek çok şeyi çözdü.

Şu an daha çok tasarımıyla öne çıkan projeler isteniyor. Piyasada çok ciddi bir rekabetçi ortam var. Bu durum bizim üretim sürecimizi de etkiliyor. Kendimizi son teknolojileri takip etmek zorunda hissediyoruz. Çünkü ERA sadece bu ülkeyle sınırlı kalmış bir firma değil. Uluslararası alanda projeler üreten ve uluslararası firmalarla rekabet eden bir firmayız. Bu nedenle de üretim araçlarını sürekli güncellemek durumundayız. Örneğin mimari ofis olarak Revit programı kullanıyoruz. Belirlediğimiz bir iki projede, öncülük edip mühendisleri de sürece katmak gibi bir yaklaşımımız var. İyi bir sistematiğimiz var ve genelde iyi tanınan bir firmayız. Teknoloji anlamında kullandığımız araçlarla ve kaliteli dokümanlarla tasarımda hep daha iyisini yakalamaya çalışıyoruz.



Çalışma sürelerimiz pek çok ofise göre gayet iyi. ERA'ya ilk başladığımız yıllarda gece yarılarına kadar çalışmalarımızı sürdürürdük. O zamanlar teknoloji bu kadar ileri olmadığı için bilgisayarlar da çok yavaş çalışırdı. Ben pek masada çalışmadım. Mimarlık sektöründeki ilk bilgisayarları bizler kullandık. Ama dediğim gibi o dönemde programlar çok yavaştı. Şimdi her şey çok daha hızlı. Teknoloji hızlandı fakat sürekli güncellemek gerekiyor.
Proje üretim süreci, etapları, hangi disiplinlerin bulunması gerektiği gibi konular iyi bir sistematikte işlemekte. Yeni bir proje aldığımızda bu süreci iyi bir şekilde planlayıp, süreci planlı bir şekilde geçiriyoruz. Bir planlama yapıldığında tüm ekiplerin bu plana uyması gerekir ama Türkiye'de böyle bir alışkanlık yok. Geleceği planlamayı çok iyi bilen bir toplum değiliz. Günlük yaşıyor ve kararları günlük alıyoruz. Bu durum bizim gibi sektörleri daha çok etkiliyor çünkü proje, karşılıklı yürümesi gereken bir süreç. Belli aşamalarda karşı tarafın kararlarını sizin almanız gerekebiliyor. Her halükarda geceye sarkan çalışmaları pek tercih etmiyoruz çünkü insanın belli bir saate kadar verimli çalışabilir. Sonuçta bu standartlar zaman içerisinde deneme-yanılma yoluyla ortaya çıkmış ve oturtulmuş. İnsan psikolojisi önemli bir konu. Bu anlamda da ofis çalışanlarını çok bunaltmamak gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü bu durum nihayetinde yapılan işin kalitesini de etkiliyor. Bu sebeple ekipleri düzgün kurmaya çalışıyoruz.


Kırk Yıllık Ofise Taze Kan için Yurtdışı Deneyimi
Kıtalararası Organizasyon, Yerel İşgücü
Gerçekleşen Hayaller, Yeni Hedefler
Söz ERA Ailesinde...
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
  • songül Bektaş 4 yıl önce Bir firmayı, sınırlı bir metinde bu kadar iyi ifade etmek, sade ve dürüstçe yazmak herkesin harcı değil. Çigdem Hanım'ı içten, sade yazım biçimi için kutluyorum. Sevgiyle... Songül
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :