Mimarizm
Mimarizm
Etkinlikler
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Yarışmalar
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Mimarizm

"Birbirini tekrar eden işler yapmamaya çalışıyoruz"

23 Mayıs 2019

Ofiste kendi aranızda iş bölümünü nasıl yapıyorsunuz? 

AAK: Önder’ in biraz önce belirttiği gibi, ben daha ziyade tasarım aşamasında görev alıyorum. Projeyi öncelikle en ince detayına kadar düşünüyoruz, tasarlıyoruz. İki ve üç boyutlu çalışmaları birbirleriyle örtüştürüp bütünleşik bir tasarım yaratmaya çalışıyoruz. Bu noktada tabii karşılıklı birçok fikir alışverişinde bulunuyoruz. Özetle, projenin ilk tasarım aşamasında ben aktif rol alıyorum; Önder ise projelerin tatbikata yönelik sürecini, müşteri ilişkilerini ve yapı malzemeleri ile detayları yürütüyor. Açıkçası, tasarım sürecinde daha içe dönük çalışmayı seviyorum. Konuya odaklanabildiğim zamanlarda daha iyi sonuçlar çıkmaya başlıyor. Sonraki tüm süreç yönetimi ise Önder’ in idaresinde ilerliyor.

ÖK: Ağırlıklı olarak kurumsal firma projeleri gerçekleştirdiğimiz için, sunumlarımızı da daha formal ve resmi bir formatta gerçekleştirmemiz gerekiyor. Bu sebeple de, teknik resim kurallarına uygun, içinde elektrik, mekanik, akustik, statik, aydınlatma gibi tüm disiplinlere ait detayları barındıran, kitabi bir sunum yapmaya çalışıyoruz. Bu tür projelerde, sadece iyi tasarım yapabiliyor olmanız yeterli olmuyor, aynı zamanda onu en iyi şekilde de sunmalısınız da. Bizim hazırladığımız sunum paketi; çizimiyle, teknik şartnamesiyle, keşif özetiyle, üç boyutlu görsel canlandırma çalışmalarıyla bir bütün olarak, birbirini tamamlayacak şekilde son derece özenli bir biçimde hazırlanıyor.  

Sonrasında ihale süreci başlıyor. Bu sunum paketi, iş veren ya da proje yönetim grupları kanalı ile farklı uygulama firmaları ile paylaşılıyor, projenin saha uygulama süreci için fiyatlar veriliyor. Aslında, hazırladığınız proje üzerinden, yeni mekanının hayata geçmesi için işvereniniz ciddi maliyetlerin altına giriyor. Bu sebeple, doğru tasarım ve proje çalışmaları ile, çalıştığımız işverenlere nasıl daha iyi bir hizmet verebiliriz, bunun mücadelesini veriyoruz. Ama hiçbir zaman birbirini tekrar eden işler yapmamaya çalışıyoruz. O bizim en önemli kırmızı çizgimiz. Tekrara girmişsek eğer yaptığımız iş fabrikasyon olmaya başlamış, mimarlığımız da iş adamlığına dönüşmüş demektir.  

İşverenlerin sizi bir çözüm ortağı ve projenin paydaşları olarak görmesi konusunda Türkiye’deki dinamikleri nasıl değerlendiriyorsunuz? İşverenlerle iletişim sürecini değişen Türkiye şartlarında nasıl tecrübe ediyorsunuz?

ÖK: Öncelikle bir konuyu hatırlatmamız, bilmeyenlere de bizim öğretmemiz gerekiyor: Mimarlık, iç mimarlık, endüstri ürünleri tasarımı, grafik tasarım, aklınıza gelebilecek her türlü sanat ve tasarım ile alakalı dal, emek-yoğun çalışmalar gerektirir. Emeğin de her zaman bir karşılığı vardır ve olmalıdır. Basit bir örnek vermem gerekirse, marketten bir bağ maydanozu ücretsiz alabilir misiniz, tabi ki mümkün değil. Bu sebeple öncelikle biz tasarımcılar emeğimizin ne kadar değerli olduğunu bilmeli, bu meyanda hep birlikte hareket etmeliyiz, farkındalığı artırmalıyız.

Çalıştığımız projeler özelinde, kurumsal ofis projelerinin inşaat bedelleri çok ciddi rakamlar. Bu rakamlara kıyasla, proje bedelleri ise objektif baktığınızda oldukça makul seviyelerde diyebiliriz çünkü proje hizmeti özelinde aslında hesap belli. Bazı durumlarda ise, saha uygulaması ile birlikte yapılan projelerde, proje rakamı pas geçilmek isteniyor. Kendi adımıza, biz uygulama süreci içinde, eğer proje bedeli verilmek istenmiyorsa, yer almak istemiyoruz, gelen davete teşekkür ediyoruz. Burada, sadece bizim çabamız yeterli olmuyor. İşte, hem işverenle tasarımcı arasında köprü oluşturan, hem de projenin sağlıklı yürütülmesi için olması gereken bir yapı olan proje yönetim grupları bizlere bu durumda yardımcı olmalılar diye düşünüyorum. Hem, işveren adaylarına o proje için en doğru tasarım gruplarının önerilmesinde, hem bir projenin aslında ciddi emek-yoğun bir çalışma ile gün yüzüne çıkabildiğinin işverene aktarılmasında, hem de proje sürecinin ahenk içinde yürütülebilmesinde önemli görevi olan proje yönetim grupları, süreç içinde önemli bir role sahipler ve bu sebeple, birlikte doğru adımlar atmanın çok önemli olduğu düşüncesindeyim.

AAK: Bu konu özelinde ben de şu katkıda bulunmak isterim; örneğin, dünya ölçeğinde çok tanınmış bir markanın İstanbul ofisini tasarlıyorsunuz. Burada, yapılan işin bu firmanın yalnızca yeni bir ofise geçebilmesi olmaması gerekiyor. Yapılan çalışmanın İstanbul özelinde bir değeri olması gerekiyor. Çalışma tamamlandığında, İstanbul’ da böyle bir proje yapılabilmişin, böyle bir değerli tasarımın ortaya koyulabilmişin gösterilmesi gerekiyor. Bizden, alelade bir tasarım, bir proje çıkmaması gerekiyor diye düşünüyorum. Türkiye coğrafyasından çıkan bir tasarım çalışması, hem bizi, hem de İstanbul’u simgeleyecek nitelikte olmalı kanaatindeyim. Birçok proje üretiliyor, sektörden takip ediyoruz. Gerçekten bu vizyonla, çok başarılı çalışmalar varken, birçok proje ise bu niteliği taşımıyor, maalesef. Biz diyoruz ki, nitelikli bir proje hizmeti alırsanız, uygulama süreci için aynı oranda masraf yaparak bambaşka bir proje ortaya çıkartabilirsiniz. Bu sebeple, hem işveren, proje yönetim grupları, biz tasarımcılara makul bir zaman dilimi ve proje bedelleri ön gördükleri projelerde, gerek tasarım, gerekse uygulama kalitesi, gerekse projenin globaldeki başarısı anlamında karşılığını fazlasıyla almaktalar.

ÖK Son olarak özel sektörde açılan konkurlar konusunu belirtmek isterim. Farklı zamanlarda, farklı proje konkurları açılıyor. Biz, bu davetler içinde her bir katılımcıya sembolik de olsa, verilen emeklerinin karşılığında bir ödeme yapılması gerektiğini savunuyoruz. Bugüne kadar maalesef çok az kurumsal firma tarafından bu hassasiyet gösterildi. Netice olarak, çok ciddi zaman ayırılan ve emek verilen bu tür yarışma hazırlıkları, kazanandan ziyade kaybedenler için büyük bir üzüntüye sebep oluyor. Bu sebeple, işveren ve proje yönetim grupları bu hususta empati yapabilirler ve bu konudaki sıkıntılarımızı anlayabilirlerse, bu tür davetlerde tüm katılımcılar daha şevk ve istekle çalışmalarını sunabilecekler diye düşünüyorum. Ufak adımlar, bence süreç sonunda çok daha verimli ve başarı oranı yüksek sonuçlara vesile olacaktır. Sonuç olarak, elle tutulan, gözle görülen hali iş bittikten sonra ortaya çıkabilen tasarım çalışmalarının, bir emek sonucu ortaya çıktığı ve mutlaka bir karşılığı olduğu algısını her kanalda yerleştirmemiz gerekli kanaatindeyim.


mimaristudio Kurucu Ortakları ile
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

Bölüm Sponsorları