Mimarizm
Mimarizm
Etkinlikler
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Yarışmalar
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Mimarizm

Yapıların Ruhunu Kendine Has Yorumuyla Fotoğraflayan Büşra Yeltekin

Pınar Ersü, Y. İç Mimar-Aydınlatma Tasarımcısı / 25 Mart 2019
Yapılardaki dolulukları, değişen ışık-gölge etkilerini ve malzemelerin bir araya gelişlerini inceleyerek fotoğraflarını kurgulayan Mimar Büşra Yeltekin ile mimari fotoğrafçılığını ve eş zamanlı sürdürdüğü mimarlık mesleğine katkıları üzerine konuştuk.

Yapılara artık kendi gözünden çok vizörden bakan Büşra Yeltekin, yapıları çoğu kişiden farklı okuyor ve fotoğrafları ile değişik açılardan algılamamızı sağlıyor. Lisbon’daki Colorida Sanat Galerisi’nden davet alarak fotoğrafları sergilenen ve sonrasında kalıcı sergi alanında kendine yer edinen Büşra Yeltekin, mimari fotoğrafçılığa özgün bir bakış açısı getiriyor.

Bauhaus Dessau Almanya

Kısaca eğitiminizden, iş tecrübenizden ve tarzınızı bu yönde şekillendirmenin nasıl başladığından bahseder misiniz? 

2010 yılında Bahçeşehir Üniversitesi Mimarlık bölümünden mezun olduktan sonra okulun vasıtasıyla Japonya’da Mukogawa Womens Üniversitesi’nde bir programa katıldım. Orada yaşadığım ve eğitim aldığım esnada deneyimlediğim Japon kültürü ve mimari yapılar, fotoğraf sanatına bakış açımı değiştirdi. Böylece kompozisyon ve sadece göstermek istediğini gösterip kadrajı sadeleştirmek konusunda gözümü eğitme fırsatım oldu.

Daha sonra İstanbul Teknik Üniversitesi’nde Mimari Tasarımda Bilişim yüksek lisansı yaparken Bauhaus-Universität Weimar’da da bir sene eğitim alma şansım oldu. İstanbul’a döndükten sonra Weimer’a gitmeden önce de bir süre çalıştığım KG Mimarlık’ta yeniden işe başladım ve 6 yıl orada çalıştım. Ocak ayında Berlin’e yerleştim, burada hem mimarlık pratiğime ve hem de mimari fotoğrafçılığa devam ediyorum.

Brezilya

Sizce mimar olmanız mı fotoğrafçılığınızı daha çok etkiliyor yoksa fotoğraf çekiyor olmanızın mı mimari tasarımlarınıza daha çok katkısı var?

Mimari proje tasarımlarında çalışırken fotoğrafçılığı hep eş zamanlı yaptım ve hiçbir zaman ikisinden birini seçme ihtiyacım olmadı. Bence ikisi birbirinden ayrılamayacak kadar iç içe kavramlar çünkü tıpkı tasarım sürecinde olduğu gibi, fotoğraf çekerken yapının kütlesi, çevreye verdiği cevapları, ışık gölge ile kurduğu ilişkilerde, en ince detayına kadar irdelemek gerekiyor. Projelerin tasarım aşamalarında, hacim, detaylar ve malzemelerin bir araya gelişi üzerinde çalışırken, mimar kimliğimin yanısıra fotoğrafçı kimliğimle de düşünüyorum ve proje hayata geçtiğinde insan ölçeğinde nasıl algılar oluşacağını hayal etmeye çalışıyorum. 

Fotoğraf makinesini ilk kez elinize alışınızla ya da ilk kez mimari bir yapıyı fotoğraflayışınızla ilgili bir anınız var mı?

Ortaokul yıllarımda babamın eski analog fotoğraf makinesini alır doğa yürüyüşlerine çıkardım ve gördüğüm her şeyi fotoğraflardım; ancak mimari fotoğraf çektiğimde yaşadığım heyecanı üniversite 1. sınıfta keşfettim. İstanbul isimli bir dersimiz vardı ve hocalarımız ile beraber İstanbul’un yapılarını gezerken gördüklerimi fotoğraf karesinden incelemek çok daha enteresan gelmeye başladı.

Guggenheim, New York, ABD

Peki bu farklı tarzınızın sebebiyle mimar ya da iç mimarlardan projelerinizi nasıl fotoğraflayacağınız ile ilgili yönlendirmelere maruz kaldığınızda, bu sizin sanatınızdaki özgürlüğü nasıl etkiliyor?

Mimarlar ya da iç mimarlar her ne kadar benim tarzımı beğenerek benimle çalışmak isteseler de, benden daha alışılagelmiş, geniş açı ile çekilmiş mekânın ya da yapının tamamını tek bir kareye sığdıran fotoğraflar da istiyorlar. Ben de bunu müşteri memnuniyetini göz önünde bulundurarak tabi ki de yapıyorum. Ama ticari kaygılarla yaptığım bir iş olmaması sebebiyle mutlaka mekânda daha fazla zaman harcayıp kendi bakış açımla ekstra kareler çekiyorum ve beğendiğim tüm fotoğrafları işveren ile paylaşıyorum. Genelde de benim kendi tarzım doğrultusunda çektiklerimi beğenerek kullanıyorlar. Açıkçası beni bugüne kadar tamamen kendi halime bırakıp tüm fotoğrafları kendi tarzım doğrultusunda çekmemi isteyen sadece birkaç müşterim oldu.

Sizce iyi bir mimari fotoğraf ne demek?

Bence iyi bir mimari fotoğraf yapının ya da mekanın mimarının kimliğini yansıtmalı, bulunduğu çevre ve koşulların atmosferini hissettirmeli. Tüm bu unsurlardan oluşan ruhu vurgulamak için ise tüm mekanı tek bir karede göstermek gerekmiyor, bazen küçük bir karede iki malzemenin nasıl yanyana geldiğinin ilişkisini fotoğraflamak da yapının ruhunu çok iyi anlatabiliyor.

Osaka Japonya

Fotoğraf çekme sürecine nasıl başlıyorsunuz? Öncesinde mimar ya da iç mimardan projeyi dinliyor, hatta çizim üzerinde inceliyor ve sizi yönlendirmelerine izin mi veriyorsunuz, yoksa kendi kendinize projeyi deneyimleyerek mi işe başlıyorsunuz?

Ben iki mesleğin de içinde olduğum için daha net söyleyebilirim ki; mimarla fotoğrafçı arasında bir bağ olması gerektiğini düşünüyorum. Fotoğrafçının tek başına gözü yeterli olmuyor ve mutlaka mimarın yapıya bakış açısını da algılaması gerekiyor ki böylece birbirlerini tamamlayabilsinler. Burada Le Corbusier ve fotoğrafçısı hakkında bir hikaye anlatayım.

"Amatör bir fotoğrafçı Lucien Hervé Unite d'habitation (Barınma Ünitesi) yapısını fotoğraflıyor ve Corbusier’e gönderiyor. Fotoğrafları inceleyen Corbusier, kendisinin yapısıyla ne anlatmak istediğini çok iyi anlatan, ışık ve gölge karelerinden oluşan bu fotoğrafları o kadar çok beğeniyor ki fotoğrafçıya mektubunda şöyle yazıyor 'Sende benim ruhumdan bir parça var. Lütfen gel bundan sonra birlikte çalışalım.' Daha sonra 50 sene birlikte çalışıyorlar."

Ben yapıyı ya da mekânı fotoğraflamaya başlamadan önce mutlaka mimari ofis ile görüşerek onların yaklaşımlarını, daha önce nasıl işler yaptıklarını, tasarım süreçlerini ve projelerin nereden nereye evirildiğini öğrenmek istiyorum.  O ofisin kültürünü anlamak benim daha iyi bir iş çıkarmamı sağlıyor, çünkü böylelikle ortaya çıkan fotoğraf hem kendimden hem de ofisin kimliğinden parçalar taşıyor. 

Priştine Kosova

Fotoğraflayacağım projenin de görselleştirme çalışmalarını ve bazen telefonla çekilen fotoğraflarını öncesinde inceliyorum ama mutlaka gidip yapının ruhunu anlamak için zaman harcıyorum. Gün ışığının ve hava durumunun da değişkenliğini göz önünde bulundurarak mekânı veya yapıyı mutlaka birkaç kez ziyaret ederek, oranın atmosferini hissetmek istiyorum. Sonrasında ise yapının her noktasına defalarca bakarak, asla “burdan bir şey çıkmaz” diye düşünmeden ve hep merakla “acaba buradan ne çıkabilir” diye düşünerek çalışıyorum. Kısaca iş benim için tek günde bitmiyor ve birkaç günlük gece gündüz fotoğrafladığım bir süreç oluyor.

Fotoğraflarını çekmekten en çok keyif almış olduğunuz yapı hangisi oldu?

Oscar Niemeyer’ın Brezilya’daki tüm binaları bana aşırı derecede keyif verdi. Elimden kamerayı hiç bırakamadım ve hatta bu sebeple mekanları vizör dışında çok deneyimleyememekten dolayı hayıflandım. 

Brezilya

Sizce mimari fotoğrafların üzerinde oynanması, eklemeler çıkarmalar yapılması veya ışık renginin değiştirilip bambaşka bir kompozisyon yaratılması ne kadar doğru?   

Ben çok fazla müdahale etmiyorum çünkü bence üzerinde çok fazla oynanan fotoğraflar bilgisayar programlarında yapılan görselleştirme çalışmalarından farksız oluyor. Genelde yapay ışıktan kaynaklanan renksel geriverim hatalarını düzelterek, renkleri gerçek hallerine dönüştürüyorum. Ayrıca iç mimari işlerdeki kötü işçilikten kaynaklanan, tasarımcısının da hiç hayal ettiği gibi sonuçlanmayan ve fotoğrafta kirlilik yaratan bazı küçük detayları da temizliyorum. 

Kobe

Sizinle çalışmak isteyen mimar veya iç mimarlar size nasıl ulaşabilir?  

Bana websitemden, instagram hesabımdan ve mail üzerinden ulaşabilirler.

Büşra Yeltekin'e ait daha fazla fotoğrafı Karanlık Oda 'da görebilirsiniz.


Etiketler
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

Bölüm Sponsorları