Mimarizm
Mimarizm
Etkinlikler
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Yarışmalar
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Mimarizm

“WAF 2017’de finale kalan Volume İstanbul projesi, kullanıcısına sunduğu avantajlar ve kente kazandırdıklarıyla öne çıkıyor”

24 Ağustos 2017

Volume Istanbul projenizle bu yıl Berlin'de gerçekleştirilen World Architecture Festival'ın (WAF) finalistleri arasında yer aldınız. 

Efe Kağan Hızar: Evet, projeyi tasarlarken ekip içinde de farklı bir sinerji yakalamıştık. Birçok ofis bloğundan oluşan bu kompleksi diğer rakiplerinden farklılaşacak şekilde tasarlamamız isteniyordu. Biz de bu farklılaşmayı sağlarken projeyi hem ticari anlamda kendine, hem de içinde bulunduğu çevreye fayda sağlayacak şekilde kurgulamayı tercih ettik.

Volume İstanbul / 2016 / İstanbul 

Volume İstanbul / 2016 / İstanbul 

Öncelikle bölgenin dezavantajlarını avantaja çevirmeye çalıştık. Birinci dezavantaj arazi üzerinde çok fazla ofis bloğunun olması ancak bir meydanın bulunmamasıydı. İnsan cam fanus içinde yaşayabilen bir varlık değil. Dolayısıyla öğle arasında bu ofislerde çalışanların da hava almak isteyebileceğini düşündük. Proje arazisinin eğimli yapısı bize asimetrik bir yapılaşma imkânı verdi. Birimler çok katmanlı bir hedef kitleye hitap edecek şekilde tasarlanmalıydı. Bize verilen brief’lerden biri de bu özelliğe vurgu yapıyordu; projenin modüler ve esnek bir tasarım anlayışına sahip olması isteniyordu. Bu da projeye kemiksel bir form verdi. Kütleleri ve birimleri oluşturdu. Biz artı olarak projeye bir iç avlu eklemeye karar verdik. Volume Istanbul’da da bir meydan oluşturarak hem ticari yüzey alanımızı genişletmiş olduk, hem de bir iç avlu trafiği oluşturarak yapıyı kente kazandırdık. Yan parseldeki oluşumu da projeye dâhil edince neredeyse iki katlı bir meydan elde edildi. Aslında proje, yarattığı dramatik etkiden öte, kullanıcısına sunduğu avantajlar ve kente kazandırdıklarıyla öne çıkıyor. Finale kalmamızın en önemli nedenlerinden birinin bu olduğunu düşünüyoruz. 

Tanzanya’daki Albino Köyü projesi de gerçekten ilgi çekici, bu projeyi nasıl aldınız?

Gencer Yalçın: Tanzanya’da iki farklı proje yapmıştık. Bu sırada tanıştığımız Türk Büyükelçimizin eşi albinolu çocuklar için bir proje yapmak istediğini bize aktardı. Tanzanya’da albinolu çocuklar kaçırılıp öldürülüyor, uzuvları satılıp ilaç yapılıyor. Bu çocukların aileleri de onlara sahip çıkamıyor. Dolayısıyla barınacakları güvenli bir yere ihtiyaçları var. Hava çok sıcak ve çocukların güneşten korunması gerekiyor. 

  Albino Köyü / 2015 / Darüsselam

Çok ciddi çalışarak projeyi bir ay gibi kısa bir sürede tamamladık. Oradaki çocukların ihtiyaçlarını karşılayacak, sürdürülebilir bir sistem yaratabilmek için elimizdeki bütün işleri neredeyse 10-15 gün öteledik. Bu çocuklar ancak belli yaştan sonra dışarı çıkıp kendilerini koruyabilecek düzeye gelebiliyorlar. Projeyi çocukların doğrudan güneşe maruz kalmadan açık havada vakit geçirebilecekleri bir düzenleme çerçevesinde kurguladık.

  Albino Köyü / 2015 / Darüsselam

Yerel malzeme kullandınız mı?

Gencer Yalçın: Projenin tamamı yerel malzeme ile çözüldü. 

Efe Kağan Hızar: Bizim için hava akışını çözümlemek çok önemliydi. Cepheleri de ona göre tasarladık, çünkü birçok çocuk tüm gününü kapalı bir alan içinde geçirmek zorunda kalıyor. Onlar için içinde atölyelerin yer aldığı çeşitli sosyalleşme alanları yarattık. Çocukların kendi meyve sebzelerini yetiştirebilecekleri tarlalar ve çiftlikler de düşünüldü.


Kurucu Ortaklar ile...
Tasarım Ekibi ile
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

Bölüm Sponsorları