Mimarizm
Mimarizm
Etkinlikler
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Yarışmalar
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Mimarizm

Projeni Koordinatörü Mimar Fatih Kesgün: "Emek sinemasının yerine AVM yapılmayacak!"

06 Mayıs 2010



Son dönemde sıkça sinemaseverlerin ve meslek insanlarının zehirli eleştiri oklarına maruz kalan Mim Yapı Mimarlık ve İnşaat Ltd.'den proje koordinatörü Mimar Fatih Kesgün, ilk kez basına röportaj verdi.

Kesgün, bilgi kirliliğinden yakınarak ortalıktaki iddiaların gerçeği yansıtmadığını dile getirdi. Ne basının, ne Mimarlar Odası'nın, ne de meslek insanlarının projeyi görmediğini ve görmek için de herhangi bir talepte bulunmadığını ifade eden Kesgün, bu yapı adasında bir alışveriş merkezinin yapılmayacağını ve Emek sinemasının yıkılmayacağını söyledi.

Nasılsınız?

Üzgünüm.

Neden?

Özellikle mesleki camia tarafından üretilen, yanlış bilgiler üzerine kurulmuş iddiaların sonucunda dile gelen hakaretler yüzünden…

Peki, projeye ve size yöneltilen eleştirilerde hiç haklılık payı yok mu?

Öncelikle eleştiriye sonuna kadar açık olduğumuzu söylemeliyim, ama görsel ve yazılı ortamda söylenenlerin, yazılanların bir kısmı eleştiri değil, doğrudan hakaret! Öldürmeyen sövgü sahibine döner, diyelim.

İkinci olarak hayır, eleştirilerin büyük bir çoğunluğu doğru değil. Çünkü kurul üyeleri ve kurul müdürlüğü uzmanları dışında projeyi kimse görmedi, kimse bilmiyor. Proje hakkında bilgi isteyerek haber yapmak isteyen ilk gazeteci sizsiniz.

Projeyi anlatmak üzere bir toplantıya davet edildim. (İKSV' nin düzenlediği toplantıyı kastediyor) Böyle bir ortamda da projeyi anlatmam mümkün değildi. Daha toplantı yöneticisi katılımcılardan biri olarak beni takdim etmeye çalışırken yuhalamalar başlatıldı ve doğal olarak tüm basına, internet ortamına bu görüntüler yansıtılarak hedefe ulaşılmaya çalışıldı. O toplantıda yapılmak istenen toplumun gerçeklerle görüş vermesini, farklılaşmasını engellemek, adeta bir sansür uygulamaktı diye düşünüyorum. Zira sansürsüz olarak yapılan programlara bu ortamlarda hiç yer verilmemekte, makaslanmış beyanların yansıtılarak yanıltmaya gidilmekte olduğu görülmektedir.

Biz uzun bir çalışma yürüttük burada. Her yapının tavanlarının, duvarlarının, döşemelerinin, bezemelerinin oda oda, kat kat rölöveleri yapıldı, tespitleri yapıldı. Düşünün, bu kadar uzun bir çalışmadan sonra bu yapılar topluluğu üzerine biz birkaç söz söyleyebilir hale gelmişken, insanlar daha projeyi görmeden, hiçbir onayı olmayan, kamuoyunu yanıltmak üzere servis yapılan iki üç görsel üzerinden yorum yapıyorlar. Mesleki camia dışında yapılan eleştirileri bu bilgi kirliliği ortamında doğal karşılıyorum, doğrularla karşılaştıklarında görüşlerinde değişiklik olacağına inanıyorum.

Ancak Türk mimarisini vesayeti altında tutmaya çalışanlara karşı çıkılması gerektiğini düşünüyorum, bu vesayeti toplumun her hücresine iltihap doldurmak olarak algılıyorum. Yetersiz ya da bağlam dışı aktarmalar ve yorumlarla, yapıtta var olanı yok, yok olanı var ederek kendi tezlerini doğrulayacağını umduğu biçimde ve insanların gözlerinin içine baka baka saptırmaktan zerre kadar rahatsızlık duyulmuyor. Yerleşik aydınların "yeni" ye geçit vermeyen tekellerini ısrarla korumak gayreti içinde olduklarını, sınıfsal bir baskı yaratmaya çalıştıklarını görmek bilim ahlakı adına beni derin endişelere sevk ediyor. Bu sahanın sadece belirli ve bilinen kurumların tekelinde olmadığını, insanların "hüccetle müdafaa" haklarını yasal zeminlerde, yasalara uygun olarak koruması gerektiğini de ifade etmeden geçemiyorum.

Tamamen mimari olan bu mesele siyasi platforma taşınmak istenmektedir. Elimizden geldiğince, basın, yayın ve kurumsal yayın imkanlarımız olmadan özellikle bu konuda mücadele vermeye devam edeceğiz. Aydınların ayrıcalıklı bir bölümünün tahrif, yanlış takdim, ideoloji ve sınıfsal çıkar perdesinin altında gizlenen doğruları araştırarak ortaya çıkarmaya imkan ve konforları vardır. Konu hakkında yanlış bilgilerle yorum yapan herkesin her şeyden arınarak konuyu yeniden değerlendirmeleri, çözümleme yapmaları, kayganlaştırılmış tartışma zemininin ötekileştirilmeden ele alınması ihtiyatlı resmi/sivil aydınların, entelektüellerin toplumsal sorumluluğudur.

Tekrar ifade etmeliyim ki, projenin siyasetle hiçbir alakası bulunmamaktadır. Tam 17 yıl önce, 1993 yılında yapılmış bir kiralama işleminin günümüz siyasileri ile nasıl ilişkisi olabilir anlayamıyorum. Yaptığımız 40 yıldır metruk, bakımsız boş olan çöküntü alanına dönüşmüş olduğu bilimsel olarak tespit edilmiş mekanların, kültür varlıklarının korunarak, kullanılmasına yönelik restorasyon müdahalelerimize ilişkin tezlerimizi bilimsel olarak ortaya koymaktan ibarettir. Bir 40 sene daha problemleri ile yaşamasına imkan tanımak yerine, arı kovanına çomak soktuğumuzu görmek ve proje alanının İstanbul gündemine taşınmasını sağlamak, böyle bir alanın varlığından bir çok insanın ilk defa haberdar olmasını sağlamak, inceleme yapılmadan , muhaliflerin karşı görüş belirtenlere tahammül dahi edemeyip belirttiği gibi bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olarak eleştirilen mimari çalışmalarımızın ilk olumlu sonuçları olarak karşımızdadır.
 
Eleştirilerin bir kısmı, sizin bu yapılar topluluğunu bir alışveriş merkezine (AVM) çevireceğiniz iddiaları üzerine yapılıyor. İsterseniz öncelikle şu konuyu netleştirelim, buraya bir AVM yapılacak mı?

Emek Sineması'nın yerine AVM yapılmayacak.

O halde sizin projenizde alışveriş mekanları yok, öyle mi?

Şöyle diyelim isterseniz; bu tesis bir AVM olmayacak, fakat tesisin, tesisin ana kullanım amacı olan Emek Sineması ve 10 yeni salonundan oluşan sinema ve film merkezi kullanımı önüne geçmemek üzere kullanıcılara hizmet verecek yeme içme üniteleri, tesiste gerçekleştirilecek kültür aktiviteleri ile de ilişkili satışın yapılabileceği ikisi zemin altında ve ikisi zemin üstünde olmak üzere toplam dört katta satış üniteleri , eğlenme ve dinlenme imkanı veren üniteler olacak.

Peki, AVM ile sözünü ettiğiniz konsept arasındaki ayrımı net olarak ortaya koyabilir miyiz?

AVM'ler çok büyük kapalı alanlarda insanları sadece "ticaret" üzerinden bir araya getirirler. Amaç alışveriş yapacak insanların bu mekana getirilmesidir. Tüm kurgu bunun üzerinedir.  Bizim yaptığımız projede ise amaç alışveriş için mekan üretmek değil, sinemaseverlere konforlu, emniyetli hizmet verecek, sinema ve film merkezine gelecek kullanıcılar için çeşitli kültürel ve sosyal aktivitelere hizmet verecek kapalı ve açık mekanların koruma mevzuatına, yargı kararlarına, eski kurul kararlarına uygun olarak bilimsel yöntemlerle düzenlenmesinin sağlanmasıdır.

Bu kafa karışıklığı neden kaynaklanıyor o zaman?

Açıkçası ben bu kafa karışıklığının özellikle yaratıldığını düşünüyorum. Burada bence amaç insanların AVM'lere duyduğu tepkiden faydalanmak. Buradaki mesele, tanımların doğru yapılıp yapılmamasından kaynaklanıyor bence.


emeksinemasiniyasatalim.org'un kurucusu Mehmet Kurtkaya ile…
ŞPO'dan Akif Burak Atlar ile…
Projenin mimarı ile...
Emek emekçileri...
Kurumlardan...
Yazarlardan forum niyetine...
Sinemacılardan forum niyetine
Emek'e dair
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

Bölüm Sponsorları