Mimarizm
Mimarizm
Etkinlikler
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Yarışmalar
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Mimarizm

"Populist projesinde bizim yaratıcı fikrimizi beğendiler"

22 Mart 2020

NK: Sedef Hanım, sizi de kısaca dinleyelim, ofisteki pozisyonunuzdan bahseder misiniz?

Sedef Demir: 2016 senesinde İstanbul Teknik Üniversitesi’nden mezun oldum. Meslek pratiğine, oldukça hevesli ve heyecanlı olduğum için, daha öğrenciyken başladım. 2 sene kadar Oğuz Bayazıt Mimarlık’ta çalıştım. 2015’te Lagranja ile Bomontiada’daki projede tanıştık. Kültürel miras ve sanat tarihi anlamında öğrenciliğimden bu yana kendimi geliştirmeye çalıştığım için, Bomonti Tarihi Bira Fabrikası’na ilişkin sürecin bendeki yeri ayrıdır. Lagranja’nın projesi olan Populist’in bu yere tasarımın biraz daha ötesinde, farklı bir katkısı olduğunu hissetmiştim. Bu tanışıklık ve heyecan bir süre sonra iş ilişkisine dönüştü. 

Sedef Demir

TB: Sedef Bomontiada’da uygulamacıydı. Biz proje ve kontrolcüydük. Oradan sonra transfer ettik onu.

SD: Çünkü çok farklı bir durum aslında. Bir yandan projeyi görüyorsunuz, bir yandan öğrenci gözüyle proje ortaya koyuyorsunuz. Şantiyede bunun uygulanmasıyla beraber aslında projede neler kıymetli ya da projeye neler daha fazla artı değer sağlıyor, bunları yoğun şekilde tecrübe etme imkanım oldu. Hele ki Bomontiada’nın tarihi yapı olması, onun çatısı altında olması özel bir nokta benim için. Ama esasen bir projenin nasıl ortaya çıktığı, projenin fikriyat olarak nasıl geliştiği, yaratım sürecinin başlı başına kendisi, beni mimarlıktan iç mimari tasarıma, yani buraya çekti ve şu an bu şekilde devam ediyoruz. Ofiste proje çizimi, Barselona ofisi ile koordinasyon ve buradaki saha uygulamalarının kontrolü özelinde çalışıyorum.

TB: Sedef orada uygulamayı idare ederken, uygulamada sonuçta bizim çizdiğimiz birçok şey değişmek zorunda kalabiliyor, malzemeden, detaydan vs... Biz onu niye öyle uygulamak istediğimizi ona anlatıyorduk, o da anlayışla sahaya onu yansıtmaya çalışıyordu. Orada biz uygulama yapmıyoruz. Tamamen proje, projeden sonra uygulama projesi ve daha sonrasında saha kontrollerini yapıyoruz. Tabii ki uygulamacılarla paralel çalışırken de çakıştığınız yerler olabiliyor. Sedef’in dediği gibi, projeyi niye böyle tasarladığınızı, niye o detayı istediğinizi, neyin daha sonra nelere dönüşeceğini karşınızda anlayan biri olduğu zaman ya da anlayışla karşılayan biri olduğu zaman sonuç daha güzel oluyor.

NK: Evet, şantiye biraz zorlayıcıdır. Ben de ilk mezun olduğum dönemlerde daha çok iç mimari şantiyelerinde bulundum ve işte günün sonunda artık iletişimciyim. Ayrıca tebrik ediyorum sizi. Türkiye’deki projelerinizden biraz bahsedelim. İlk projeniz hangisiydi?

TB: İlk yaptığımız Populist. Populist’ten önce de Eminönü’ndeki Vakıf Han’ı bir otele çevirme projemiz vardı. Lagranja ile ilk kontağımız da o şekilde oldu. Aslında çok güzel bir projeydi ama hayata geçemedi. Sonrasında ilk uygulamaya geçen projemiz Bomontiada’daki Populist oldu.

NK: Sürece nasıl dahil oldunuz? Nasıl değerlendirildi mekân? 

TB: O zaman Doğuş, d.ream’i yeni kurmuştu ya da kuralı 1-2 sene olmuştu. Tam bizim çalışmak istediğimiz, hem birçok markası var hem uzun vadeli bir çalışma sağlayabileceğimiz bir yapıydı. O zaman İş Geliştirme’nin başında yabancı bir Bey vardı ben de sürekli onu rahatsız ediyordum ama tabii çok yoğunlar. Daha sonra bir şekilde tanıştık. Düşüncelerini söylediler ama onun dışında hiç bir şey yok ortada. Mekan belli ama nasıl yapılacak, üretilecek mi üretilmeyecek mi, bilgi çok az. “Ne yapmamız gerekiyor?” dedik, “bir fikirle sunum yapmanız gerekiyor, 10 gün de vaktiniz var” dediler. Bizim dediğim gibi firmanın en güçlü olduğu tarafı tasarım. İtalyan olan ortağımız Gabriela daha çok bu konularda yetenekli. Bir hafta içinde güzel bir sunum hazırladık. Kendisi Singapur’daydı ama biz mekana gittik videolar çektik, bütün binayı Gabriela’ya aktardık. Müthiş bir prezentasyonla 1 hafta sonra Gabriela tamamen elle çizilmiş eskizleriyle geldi. Sunuma çıktık, 4 firma daha vardı. Herkes renderlar, storey boardlar, material boardlar yapmış bizde de 6 sayfalık bir eskiz var. Sonuçta bizim yaratıcı fikrimizi beğendiler. Yaklaşımımız da şöyleydi; burası tarihi bir alan buranın bir hikayesinin olması lazım. Dayandırmamız gereken hikayeye uygun eskizler çizildi. Ondan sonra o ekiple süreç çok güzel bir şekilde ilerlemeye başladı. İsmi onlar buldu; “Populist”. Bazı grafik tasarımları biz üstlendik. Logosundan, menülerine, kıyafetlerine kadar biz tasarladık. Ortak olan kişilerde işe çok büyük katkı sağladılar. O zaman çok daha verimli geçiyor. Sizi dinliyorlar, kendi fikirlerini atıyorlar, ortaya çıkan çok verimli ve hazır oluyor. Böyle başladık Populist projesine. Binanın iç yapısına hiç dokunmamaya çalıştık. İnsanların o eski dokuyu hissetmelerini istedik. Binanın eski resimlerini bulduk, daha böyle döküntü, sarmaşıklar, tuğlalar gözüküyor. Prezantasyonda da “biz bu haline, tarihi dokuya geri dönelim istiyoruz” dedik. Doğru dozda karıştırdık ama her şeyi. Bütün süreç bitene kadar dokunuşlarımız hiç bitmedi. Herkesin tatmin olduğu bir proje oldu.

ES: Önemli olan projelerde ilk başlangıç noktasıdır. Dediğimiz gibi tasarımlar Barselona’dan geliyor, ilk teklif sketch halinde oluyor genelde. Bu çok da alışılmış bir şey değildir. Hepimiz artık iş hızlandığında, en güncel programlarla bilgisayarla işleri yürütmeye uğraşıyoruz. Fakat mesleğin özündeki ilk fikrin elden çıkması ilk düşüncenin elle yansıması kısmı bence hala çok değerli. Sonra o illa ki bilgisayar ortamına dökülüyor. İşleri hızlandıranın ben hala bu konu olduğunu düşünüyorum. Ben T cetveli ile mezun olduğumu hatırlıyorum. Bunu yansıtabilmek çok önemli.

TB: Bu eskizle beraber anlattığımız hikaye, ne yapmak istediğimiz çok etkili oluyor. Eskizler ve anlatım biraz işin ucunu açık bırakıyor. Karşınızdaki insanın hayal gücünü biraz zorlamasına sebep oluyor. Halbuki biz bu eskizlerden sonra renderları yapıyoruz ama direk bu renderı gösterdiğiniz zaman artık bir hayal etme şansınız yok, etkilenmiyorsunuz. Render’ı ya beğeniyorsunuz ya da beğenmiyorsunuz. Eskizlerle kıyasladığınız zaman hiç esprili bir şey yok aslında.

NK: Evet, eskiz özgür bir ifade ediş biçimi. 

TB: Ortaklar da bu fikre ve emeğe saygı duyan ilgi gösteren insanlar olduğu için, siz de keyif alıyorsunuz projeyi yaparken.


Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

Bölüm Sponsorları