Mimarizm
Mimarizm
Etkinlikler
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Yarışmalar
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Mimarizm

Hafriyat yerleşik hayata geçti

04 Aralık 2007

Hafriyat Sanat Grubu'nun üç üyesi; Antonio Cosentino, Inci Furni ve Nazim Dikbas ile 2007'yi geride birakmaya hazirlandigimiz su günlerde Hafriyat'i, Hafriyat Karaköy'ü, daha açilmadan Vakit gazetesi tarafindan hedef gösterilen ve açilis günü koruma amaciyla gelen polislerin 'Atatürksüzlük korkusunu' konu alan üç afis hakkinda inceleme baslattigi, medyada çok tartisilan ama Hafriyat üyelerine göre, aslinda "bos" tartisilan "Allah Korkusu" afis sergisini, medyada konusulmayanlari kisacasi 2007'yi konustuk.

 

Antonio Cosentino, İnci Furni, Nazım Dikbaş

 

2007, Hafriyat için hareketli bir yil oldu. Sizler Hafriyat üyeleri olarak 2007'yi nasil degerlendiriyorsunuz?


Inci: 2007'de Hafriyat, simdiye kadar süregelen yapisinin disinda bir mekanla tanisti ve bu mekanla beraber diger insanlarin da bu mekanda varligini sürdürmesi için çalismaya basladi.

 

Yani baska insanlarla tanismamiz, onlarin bize projelerini getirmesi, bizim o projeleri olumlu karsilamamiz... Ben mekanin bize çok sey kattigini düsünüyorum. Ayrica mekanin pek çok seyi degistirdigini de düsünüyorum.

 

Antonio: Inci'nin dedigi gibi 2007 yilinda mekanlastik ve yeni mekanimizda yeni sergiler düzenledik. Açilis sergisinden sonra bienal kapsaminda "Dünyayi Yesen Doymazsin" isimli sergiyi açtik. Sonraki sergi, Müdahale sergisi idi. Müdahale, bu kurumsallasmis mekani yani kapali alan fikrini bir anlamda sokaga dönüstürdü. Yurdun dört bir yanindan sokak sanatçilari toplandi ve Hafriyat Karaköy'ün duvarlarini sanki sokakmis gibi kullandilar. Iki dizi afis sergisi düzenledik; birincisi alternatif seçim afisleri sergisiydi, ikincisi de"Allah Korkusu"ydu.

 

Bu sergilerde Hafriyat, kaotik sergileme yöntemleri belirledi ve onlari uyguladi. Yani kamuya bir duyuru yapti, ama sanatçi adedini ve sergi yöntemini tam belirlemeden, sürpriz bir biçimde isleri toplayarak sergilerini gerçeklestirdi. Bu anlamda da mekanini kamu ile paylasmis oldu. 2007'de Hafriyat'in yenilikleri bunlar oldu.

Nazım Dikbaş, Hafriyat'ın Birgün Gazetesi'nde çıkan çizimlerinden

Nazim: Hafriyat, 2007'de Hafriyat Karaköy'ü açti. Fakat Hafriyat'la Hafriyat Karaköy'ü ayirmak gerek. Hafriyat Karaköy'de olup bitenler bir dünya, Hafriyat'in kendi içinde yaptiklari ayri bir dünya.

Hafriyat açisindan bakinca; açilis sergisinde yapamayip hatta, belki önceki sergilerde de yapamayip, "Dünyayi Yesen Doymazsin"da yapabildigimiz sergi öncesi birliktelik süreci önemliydi bence. Sergiden önce, neredeyse iki ay boyunca, bir atölye çalismasinda bir araya gelip, isi kuramsal çerçevesinden esprisine, parasindan teknik boyutuna kadar enine boyuna tartistik.

 

Bu atölye sirasinda inancim; bunca insanin birlikteliginden mutlaka bir seylerin çikacagiydi; çikti. Ama bu tip seylerde, bu tarz bir çalismanin aliskanligini kazanmak da en az sonuç kadar önemli.

 

Bu su mu demek; Hafriyat her sergisinden önce kendi içinde workshop yapacak?

 

Ismi ne olursa olsun, isi basindan alip sonuna kadar götürebilecek düzenli bir plan çalismasi yapacak. Bunun eksikligini görebiliyorduk. Tabi o sürecin sizi muhafazakarlasmaya, kaliplasmaya ve tekdüzelesmeye götüren bazi çikmazlari da var. Ama, adam olan onlarla da basa çikmayi bilir. Bu bir baslangiçti ve hiç de fena olmadi. "Dünyayi Yesen Doymazsin" iyi bir sergiydi.

Bizim toplantilarimiz çok hararetli, bazen tartismali geçiyor ama sergiler iyi oluyor. Açilis sergisini agir elestirmemek gerek; o bir açilis sergisiydi ve onu yapabilmis olmak da bir basariydi.

  inci Furni, Hafriyat'ın Birgün Gazetesi'nde çıkan çizimlerinden

 

Belli bir standardi ortaya koyduktan sonra daha iyisi bekleniyor zaten. Bu, burada çalisan biri olarak benim için de geçerli. Örnegin bienal sergisiyle ilgili serginin sunumundan islerin kalitesine, kavramsal çerçevesinden yazili metinlerine kadar olumlu-olumsuz pek çok elestiri aldik. Ben yersiz oldugunu düsündügüm elestirileri de begenileri de kafama takmam.
Benim için önemli olan, olumlu ya da olumsuz daha önce hiç düsünmedigim bir seyi elestirmeleridir ve ben bu elestiriyi bir sonraki sergiye tasimak isterim. Tabi bu tip elestirileri de Hafriyat olarak bizim siniflandirmamiz gerek. Örnegin sunumla ilgili benim fikrim degisebilir ama paramiz yetmezse o durumu degistiremeyiz.

 

Kosullar, sinirlari belirler elbette...

 

Evet, ama o da bir tecrübe. 3 liranin kaç lirasini neye harcayacagimiz burada önemli olan. Bunu yavas yavas ögrenirken standardi da gözden geçirmek zorundayiz. Bu sergide, geçen sergide yaptigimiz su yanlisi yapmayalim, diyebilmek zorundayiz. Ayrintilara çok dikkat etmeliyiz. Isin nasil asilacagina hep beraber kadar verdiysek iyi, ama sonradan "bunu keske böyle assaydik" der hale düsmemeliyiz.

Antonio Cosentino; Hafriyat'ın Birgün Gazetesi'nde çıkan çizimlerinden

 

Peki Hafriyat Karaköy açisindan 2007 nasildi?

 

Hafriyat, Hafriyat Karaköy ile birlikte iletisim halinde bulundugu insanlarla ortak is yapma olasiligini arttirdi. Yani "biz birbirimizi taniriz, fikirlerimiz uzlasir"dan "biz beraber is yapiyoruz"a döndük.

 

Hafriyat Karaköy açisindan önemli olan normalde yaptigi isin tanimi, sanatin tanimina girmeyenleri davet etmek ve yaptigi isin tanimi ne olursa olsun, sanat olsun olmasin, bir galeride sunulma ihtimali olmayan isleri biraraya getirmek. Örnegin Müdahale sergisinde isini sokakta yaptigi için galeriye girmeyen insanlari çagirdik ama, bu alt limitse bir de üst limit var; araliksiz olarak müsteriye is yaptigi için galeriye is yapamayan insanlar. Bence alt limitle üst limit ayri tutulmamali. Onlarin da çok iyi fikirlerinin oldugunu biliyoruz ve onlari da buraya çekebilmenin önemli oldugunu düsünüyoruz.

 

Hem Hafriyat, hem de Hafriyat Karaköy açisindan önemli olan bir diger gelisme ise ihtiyacimiz olan koordinatörü bulmamiz oldu. Genelde bu kadar daginik pek çok sanatçinin birlikteligi olan Hafriyat'la ilgili, özelde ise Hafriyat Karaköy'le ilgili islerin yoluna koyulmasinda Deniz'in çok büyük payi var. Bence Deniz olmasaydi biz bu kadarini yapamazdik.


Hafriyat ile 2007 üzerine
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

Bölüm Sponsorları