Mimarizm
Mimarizm
Etkinlikler
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Yarışmalar
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Mimarizm

“Bu projede Lebbeus Woods’un ‘beyin izi’ de vardır”

16 Kasım 2018

I.M. Pei'den sonra hayatında büyük değişiklikler olduğunu söyledin. Türkiye’ye mi döndün?

Hayır, New School Parsons’ta tasarım stüdyosu dersi vermeye başladım. Onun dışında birkaç küçük proje yaptım. Aynı zamanda sanatsal çerçevede işlerle ilgilendim. Bunlardan ilki, Pratt Manhattan’da sergilenen “Blind Dates” projesiydi. Defne Ayas ile Neery Melkonian’ın küratörlüğünü yaptığı projede, eski Osmanlı topraklarından gelen, daha önce tanışmamış kişilerin belli bir konu üzerinde birlikte iş üretmeleri isteniyordu. Bu sanat projesinde mimar olarak ben ve partnerim Silva Acemian çalıştık.

Silva’nın dedesi Türkiye’den Lübnan’a göçmüş, daha sonra aile Kanada’ya taşınmış. Silva ise New York’ta yaşıyordu. Proje kapsamında Ani Harabeleri, daha doğrusu Akhurian (Arpaçay) nehri üzerinde, Ermenistan ve Türkiye arasındaki İpekyolu’ndan kalma ve şu anda sadece iki ayağı duran bir köprü üzerine çalıştık. Çok öğretici bir süreçti. Projenin kurgusundan dolayı karşınızda her zaman cevap verecek veya konuya başka bir açıdan bakan birisi var. İşe sohbetlerle başladık. Bir iki ay sadece sohbet ettik. Arada bir sürü farklı bakış açıları olduğunu gördük ve akabinde bir konsensus üzerinden gitmemeyi seçtik. Bir arada üretim yapabilmek için birtakım yöntemler üretmek gerekiyor. Silva, bu sergi için daha önce iki proje önerisinde bulunulmuş ama Türklerle işbirliği yapmaya sıcak bakmayan bir partnerdi. Köprü çok cazip bir proje olduğu için işbirliğini kabul etti fakat Türkiye’ye ayak basmama konusunda kararlı olduğu için projeyi Kars’a gitmeden yaptık. O nedenle çok farklı fazlarda çalıştık.

Önce fotoğraflar, sonra çizimler ürettik. Bunlara “Visual Conversations” adını verdik. Haritalar, Ani ve Kars fotoğrafları, görsel olarak ne bulabildiysek taradık. Sonra bunların arasından bir imaj seçip birbirimize yolladık. Bunların üzerine manuel ya da dijital birtakım müdahalelerde bulunduk. Amacımız bir tür ‘anlatı’ (narrative) üretmekti. Ardından bu manipüle edilmiş imajları birbirimize geri yolladık. Onun üzerine bir müdahale daha yaptık ve farklı imajlar üzerinden bunu tekrarladık. Aslında bütün anlatılar senin bakış açına göre değişiyor. Ürettiğimiz imajları ikili olarak ‘lentiküler’lerin içine yerleştirdik. Lentikülerde ince ince farklı lensler var, bir açıdan bir  fotoğrafı görebiliyorsun, bir açıdan diğerini. Orijinali de bunun içerisinde kilitli. Üretimini kendimiz yaptığımız ve biraz kusurlu olduğu için hiçbir zaman tek bir anlatı görünmüyor.

Sonra imajları bırakıp orayla ilgili hayallerimize odaklandık. Kesit ve vaziyet planı üzerine çalıştık. Bu noktada çizimler çok kez gelip gitti. Mekanizma şöyle çalışıyor; benim Ani’yle ilgili yaptığım bir çizim var, bir anlatım var. Onu karşımdaki kişiye teslim ediyorum. Onun üzerinde silme, çıkartma, ekleme, büyütme, küçültme yapma gibi her türlü araca sahip. Aslında bütün çizimi silebilir de. Veya bir kısmını bırakıp bazı yerlerin üzerine müdahale yapabilir, başka katmanlar ekleyebilir. Tabi bu hareketler miras ve tarih alanlarında karşılığı olan mekanizmalar. Sahibi olduğum ve/veya bana emanet edilen üretimin neresini korurum, neresini değiştiririm, neresini silerim, neresini sustururum, neresini daha yüksek sesle ortaya çıkartırım ve neden diye düşünürken; karşınızdaki kişinin de sizin yaptığınız üretim ile ilgili aynı mekanizmalara sahip olduğunu biliyorsunuz. Bu şekilde iki çizimin üzerinden 6 adımlı bir şekilde bir seri daha ürettik. Akabinde onlardan çıkan yeni bir topografya hayal ettik. Akhurian nehrinden kesitler aldık ve o kesitleri de yine tektonik ve coğrafi ölçekte manipülasyonlardan geçirdik. Hepsini tek tek ele alıp yeniden bir araya getirdik. Böylece bütün anlatıları bir arada tutan, birbiriyle bir arada olan fakat birbirini eritmeyen, birbiriyle çelişen yeni bir topografya kurgulamış olduk. Bu üçüncü aşamayla projeyi sonlandırdık.

Projenin isni neydi?

“Remains Connected”. Gerçekten yoğun bir süreçti. Bu projede Lebbeus Woods’un ‘beyin izi’ de vardır bir parça. Her projenin bir moderatörü oluyordu, bir sohbet ve tartışma ortamının içinde. Biz de bu şekilde Lebbeus Woods ile çalışma ayrıcalığına sahip olduk. Onu projeye dahil eden, eşi psikanalist Aleksandra Wagner’di. Parsons’ta ders veren Wagner, travma ve hafıza üzerine çalışır. Çok ilginç bir ikiliydi ve tartışmalara çok katkıları oldu. Sonuç ürüne kadar uzun bir süre aralıklarla birlikte çalıştık. Proje geliştirme esnasında birtakım konferanslarda sunumlar yaptık. Sunumlardan birinde Pratt’teki moderasyonu Lebbeus yaptı, provokasyonu ustaca yapan bir mimardı.


Kurucu Aslıhan Demirtaş ile...
Tasarım Ekibi ile...
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

Bölüm Sponsorları