Mimarlık Ortamına Yeni Bir Bakış

Filiz YAVUZ / 26 Kasım 2008
 



Fikir önderliğini İlke Tekin ve Hakkı Yırtıcı'nın yaptığı Proje Dikdörtgen, "ikinci aşama" olarak tanımlanabilecek sergi aşamasına geldi. Haziran ayındaki iki haftalık bir atölye çalışmasında ortaya çıkan 17 proje serginin bel kemiğini oluştururken, atölye sürecinde ortaya çıkan fikirlerin atölye sürecinden sonra da olgunlaşmaya devam ettiğine, dolayısıyla serginin, "atölyenin sergisi" olmadığına dikkat çekiliyor.  

Yapı-Endüstri Merkezi' nde süren serginin açılış kokteylinde Proje Dikdörtgen ekibine atölyeden sergiye kadar geçen süreci sorduk.

Deniz Mallı
Caner Bilgin












Deniz Mallı (Katılımcı / Mimar):

Proje Dikdörtgen belirli bir metin üzerinden yola çıktı ve aslında mimarlığın neo-liberalizm, hakim ideoloji, iktidar, sermaye, mekan, kent, insanlar ile olan ilişkisi kapsamında konuşulamayana, üstü örtülü alana dair bir takım söylemlerin üretildiği atölye çalışması ile somutlaştı.

"İstifle beni; stack me up. Ortalama bir çalışanın, ortalama bir tatil günü üstüne, ortalama bir anlatı" adında bir projem vardı. Benim projem,  Proje Dikdörtgen'in metni ile çok ötüştü. Yani atölye sürecine biraz hazırlıklı olarak başladım, diyebiliriz. Ama atölye sürecini yoğun biçimde takip ettim, işin neyi dert edindiğini, ne anlatmak istediğini tartıştım hep. İddiamız, bu konuların mimarlıkla sınırlandırılamayacak olması idi, mimarlık bunların alanı olmuştu. Dolayısıyla mimarların oturup mimarca konuşması bu sorunu çözemezdi. Sosyologların, siyasetçilerin, tasarımcıların, grafikerlerin, sanatçıların da içinde olarak tartışmayı genişleteceği bir süreç hayal edildi.

Ben sergi ile atölyenin amacına ulaştığını düşünüyorum. 15 gün boyunca bunları hem konuşup hem hazmetmek, hem de belli olgunlukta işler çıkarmak kolay değil. Bir metne istinaden yapılan atölye çalışmasından sonra daha çalışılmış, daha anlatıcı, daha açıklayıcı olgunlaşmış projelerin sergilenmesi için yaz boyunca da bireysel olarak çalışmalar sürdü. Herkesin fikirler olgunlaşınca da sergi açıldı.

Caner Bilgin (Atölye Asistanı / İstanbul Kültür Üniversitesi Mimarlık Bölümü 4. sınıf):

Atölyede çok ciddi bir tartışma ortamı vardı. Yaklaşık 37 katılımcı iki hafta boyunca atölye sürecini düzenli olarak takip ettiler. Atölye çalışmaları ve atölye kapsamındaki tartışma ile birlikte ikişerli üçerli gruplar halinde herkes atölyeyi tamamladı. Daha sonra bireysel bir süreç başladı. Herkes kendi projesini geliştirmeye çalıştı. Bu süreçte Hakkı ve İlke hocalarımız ile genel sürecin nasıl gittiğine dair toplantılar yaptık.

Bir sergi ile bir şeyleri değiştirmek çok zor. Fakat en azından bir farkındalık yaratmak mümkün diye düşünüyorum. 
 

Ayşe Büşra Sayıner
Ünal Ali Özger












Ayşe Büşra Sayıner (Atölye Asistanı / İstanbul Kültür Üniversitesi Mimarlık Bölümü 4. sınıf):
  Yeterince enerji dolu olan atölye sürecinden sonra bireysel çalışmalar başladı. Fakat bireysel çalışmaları sürdürürken de atölye sürecini hiç aklımızdan çıkarmadık. Ve en sonunda da bu bireysel çalışmaları buluşturarak bir elekten geçirdik, sergiyi oluşturduk. Çok zor olan ve çok emek harcanan bir sürecin ardından bu ürünleri burada görmek çok heyecan verici. Bu ürünlerin önemli olduğunu, mimarlık gündemine çok şey katabileceğini ve iyi bir dinamik olabileceğini düşünüyorum.

Ünal Ali Özger (Atölye Asistanı / İstanbul Kültür Üniversitesi Mimarlık Bölümü 4. sınıf): 

Atölyedeki dönem daha aktif bir dönemdi. Atölyeden sonra kaçınılmaz olarak bir dağılma süreci yaşandı. Fakat insanların toparlanma süreci, atölyenin insanlarda yarattığı isteğe bağlıydı. Kendi adıma atölyenin bende o isteği yaratmış olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca sergiye bakınca da o isteğin diğer katılımcı arkadaşlarım üzerinde de yaratılmış olduğunu görebiliyorum.

Bence Proje Dikdörtgen en başta ortaya koyulan amaç doğrultusunda ilerliyor. Sergi, bir yandan Proje Dikdörtgen'in anlatmak istediklerini gayet iyi açıklarken, bir yandan da Proje Dikdörtgen ekibinin geldiği noktayı ifade ediyor.

İlke Tekin (Yürütücü):

Sergi için ürünlerin neye dönüşeceği / dönüşmesi gerektiği belliydi aslında. Fakat atölyeden sonra da başlangıçta olan bir takım sorunlar devam ediyordu. Dolayısıyla atölyeden sonraki süreci daha fazla sorgulayarak geçirdik diyebilirim. Fakat atölye sürecinden beri başlıklar hep birbirinin devamı niteliğindeydi.
İlişkili Haberler
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin