Mimarizm
Mimarizm
Etkinlikler
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Yarışmalar
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Mimarizm

Mimarlar ve Başucu Kitapları

Tuba Tellioğlu Şeren / 23 Mayıs 2019
Mimarlık öğrencilerine ya da genç mimarlara ilham vermesi amacıyla hazırladığımız, “Mimarlara Sorduk” yazı dizisi için bu kez deneyimli mimarlarımıza, “Bir Mimarın Başucunda Mutlaka Bulundurması Gereken Kitap Hangisidir?”sorusunu yönelttik. Semih Boytorun, Esen Akyar Karoğlu, Orçun Ersan, Zafer Karoğlu, Feza Koca, Nail Egemen Yerce ve Gencer Yalçın'ın samimi anlatımlar eşliğinde tavsiye ettikleri kitapların, yaratıcılıklarının sınırlarını genişletmeyi dileyen tüm bireylere hitap edeceğini düşünüyoruz.

Boytorun Architects Kurucu Ortağı Mimar Semih Boytorun

Öğrencilik dönemimizde bizlere “mutlaka” şifreli birçok kitap ve film ismi fısıldandı. Bunların içinde benim başlayıp bitiremediklerim, tekrar başlayıp tekrar bitiremediklerim, birkaç sene ara verip tekrar başlayıp tekrar bitiremediklerim oldu. Beni en etkileyen kitabın başı sonu yok, istediğim zaman birkaç sayfa okuduğum diğer meslektaşlarıma bazen anlatmak istediklerimi örnekleme ile gösterdiğim, Bülent Özer’in bütün dönem dersini içeren “Yorumlar” kitabıdır. Bu kitapla tanışalı 25 yıl oldu ancak hala hem evimde hem ofisimde her zaman yakınımda birer adet bulunur.

Semih Boytorun

Bülent Özer, Yorumlar

Bizim dönemimizde ders müfredatı biraz değişik idi, bazı günler aldığımız eğitim ile mimarlık arasında bağlantıyı kuramıyor, kafamızda soru işaretleri ile geziyorduk. Ancak Bülent Hoca gibi bazı hocalarımızın dersi bambaşka olabiliyordu; çok kısa sürelerde sanki pencereler ardı ardına açılmaya başlıyordu. Bakmaktan görmeye geçtiğimi hissediyordum. Bu mesleğe başladığımda benim için en önemli taşlardan ve hissettiklerimin en önemli şahitlerinden olan “Yorumlar” kitabının yeri başkadır. 

Bazen anlatmak istediğim bir konu için sözler, eskizler yeterli olmuyor; bu gibi birçok durumda kitabın bir bölümünü anlatma aracı olarak kullandığımı biliyorum. Ayrıca disiplinler arası etkileşimin kitaba çok başarılı bir biçimde aktarıldığını düşünüyorum. Kitabı alan meslektaşlarımın gerekli yerlerde ara vererek bahsedilen örnekleri incelemelerini ve sonra tekrar devam etmelerini tavsiye ederim.

İnsanlar farklı yeteneklerle dünyaya geliyor ve farklı yollardan geçiyorlar. Bülent Hoca müthiş bir anlatıcı, yorumcu idi. Ancak kitapta örneklemeler yaptığı, tarihe geçmiş, hatta içinde bulundukları dönemi değiştirmiş bazı yıldız sanat eserlerinin yanına kendi çalışmalarını eklemesini ben fazla cesurca bulurdum. 

Iglo Architects Kurucu Ortağı Esen Akyar Karoğlu

Her mimarın çalışma masasında bulundursa çok faydalanacağı bir değil, birçok kitap var. Tabii okumak ve sık sık referans almak şartıyla. Ancak eklemek isterim ki kitap, mimarların faydalanabileceği birçok mecradan sadece bir tanesi. Üçüncü boyutu kavramak olmazsa olmazımız olduğundan bir mimar için bakmak ve görmeye çalışmak, okuyarak anlamaya çalışmaktan çok daha önemli. Mesleki kitapların faydasını görebilmek için öncelikle o konuda kafa yorup sorular üretmiş olmamız gerek ki, sorunun cevabı ya da cevabı getirecek ilham karşımıza çıktığında onu tanıyabilelim.

Esen Akyar Karoğlu

The Architect’s Handbook of Professional Practice

Ancak bu söylediğim, “Okumak çok da gerekli değil” gibi algılanmasın. Okumak çok gerekli çünkü okumak ufkunuzu açar. Ufuk açmak söz konusu olduğunda ise mimarlık kitaplarından çok felsefe, tarih ve sosyoloji kitapları aklıma geliyor ve kesinlikle bu alanlardaki kitapların mimarların başucunda olması gerektiğini düşünüyorum. Birçok meslektaşım bu konuda yazacak ve bu kitaplardan bahsedecekler mutlaka. Ben de bu yazı dizisinin yayınlanmasını heyecanla bekliyorum ki okumadığım ve bilmediğim kitaplarla tanışabileyim.

Bense çoğu mimarın masasında olmadığını düşündüğüm bir kitaptan bahsetmek ve farklı bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. Önereceğim kitabın adı “The Architect’s Handbook of Professional Practice”. 10 yıldır masamdadır ve vazgeçilmezim oldu kendisi. Bu kitaba ilk kez ofis yönetimine yoğun şekilde odaklandığım zamanlarda internette rastladım. O dönemde iş dünyası eğitimlerine de katılmaya başlamıştım; zira mimarlık okulunda öğretilmeyen bu tür zevksiz şeyler çalışma hayatında çok gerekli olmaya başlamıştı ve artık onlardan kaçamıyordum. Girişimcilere yönelik finans, pazarlama, İK gibi birçok eğitime katıldım. Ancak hep bir taraf eksik kalıyordu; çünkü bir mimarlık ofisini yönetmek herhangi bir ticari kuruluşu yönetmekten çok farklı dinamikleri bilmeyi ve öngörmeyi gerektiriyordu. Mimarlar bunu yaşaya yaşaya öğrenmeye mahkûm, çünkü okulda öğretilmiyor. İkinci nesil mimarların çok başarılı olmasının tek sebebi mimarlık kültürü içerisinde yoğrularak büyümek değil bence; bir mimarlık ofisinin yönetilmesiyle ilgili mimar ebeveynlerinin yaşadığı ve aştığı tüm sıkıntıların içerisinden onlarla birlikte geçmiş olmaları da büyük bir etken. Bu paha biçilemez bir tecrübe…

Benim annem öğretmen, babam da mühendis olduğu için, değil mimarlık ofisi, herhangi bir şirket yönetmekle ilgili hiçbir fikrim yoktu. Bu halimle Iglo Architects’i 7-8 sene idare edebildim. Artık idare edemez hale geldiğimde eğitimlere, eğitimlerin yetmediği yerde de yabancı kaynaklardan araştırmaya verdim kendimi. İşte o zaman rastladım bu kitaba. Okuduğum birçok yazıda bu kitap referans gösteriliyordu. Önce PDF olarak indirdim. Ekrandan okuduğum oldu, bölüm bölüm yazdırıp üzerinde çalıştığım oldu, ama olmuyordu, yetmiyordu. Mutlaka bende olmalıydı bu kitap. Hepsini baştan sona sayfalarda dura dura okumak, tarif ettiği tabloları yaparak işime uyarlamak, sonra yazarların başka bölümlerde anlattığı tasarım yönetimi ile ilgili yaklaşımları dönüp tekrar okumak, bunları pratiğe dökmek istiyordum. En sonunda kitabı yurtdışından sipariş ettim ve ilişkimiz böyle başladı. 

Bu kitap anonim bir kitap diyebiliriz. Belirli bir yazarı yok. Birçok mimarın katkıda bulunduğu ve yıllar geçtikçe farklı ekipler tarafından elden geçirilen ve güne uyarlanan bir kitap. American Institute of Architects’in (AIA) bir yayını. Dolayısıyla AIA’e müteşekkir olduğumu söyleyebilirim.

Bundan 20 yıl önce adını bile duymadığımız “design management” ya da proje yönetimi gibi disiplinler günümüzde çok gelişti ve bunlardan da faydalanıyoruz tabii ki. Ancak bu kitaptaki basite indirgenmiş anlatım çok pratik ve tam mimarlara göre. Ve kesinlikle zamansız. Şöyle söyleyeyim: BIM’e geçişin sancılarını yaşadığımız şu dönemde kitabın BIM yönetimi ile ilgili de temel noktaları barındırdığını ve bende konuyla ilgili temel bir anlayış yaratmış olduğunu fark ediyorum.

Aslında kendisi çok eski bir kitap. İlk baskısı 1920 tarihli. “Bu kitap neden mimarlık eğitiminde kullanılmamış ki bu güne kadar?” diye çok düşündüm. Fırsat bulursam eğitim çalışmalarında ben kullanacağım artık. Biz çektik, gençler çekmesin!

ACE Mimarlık Kurucu Ortağı Mimar Orçun Ersan

Ayn Rand’ın “The Fountainhead” adlı kitabı, mimarlık fakültesinin ilk yılında, temel tasarım dersimizde eğitmenlik yapan, daha sonra çok yakın arkadaşım ve dostum olan, sevgili İlhan Kesmez’in tavsiyesiydi.

Orçun Ersan

Ayn Rand, The Fountainhead

 

“The Fountainhead” ya da Türkçe tercümesi ile “Pınar” genç bir mimar olan Howard Roak'un toplum ve mimarlık arasında kendi benliğini yaratma çabasını, tavizsiz biçimde verdiği bireysel var oluş mücadelesini anlatan bir roman. Çoğu kaynakta Frank Lloyd Wright‘ın hayatından esinlenildiği belirtilmiştir. Koşullardan bağımsız olarak ve her şeye rağmen inandıklarını gerçekleştirmek için bireyin neler yapabileceğini, toplumsal kabul ve beklentilerin ötesine nasıl geçebileceğini anlatan çok güzel bir kaynaktır.

Meslek hayatımın ilk yıllarında, kendimi tanıma sürecinde, ihtiyaç duydukça başvurduğum önemli bir kitaptı. Bugün dahi tekrar okuduğumda farklı sorgulamalara yönelmeme olanak sağlayan; yirmili yaşlarının başında bu kitabı ilk kez okuyan çocuktan farklı çıkarımlar yapabildiğim, çok katmanlı bir mihenk taşı olarak hayatımda yer alıyor. Mallory, Howard ve Dominique’ in akşam sohbetinin yer aldığı bölüm ise hayatın gerçek olan alanına dair, her daim zihnimde canlı tuttuğum, önemli bir sahnedir. 

Ayn Rand, romanlarında yeteneği ve akılcılığı temel alan, idealist bir kurguyla kendini var eden kahramanların toplumla mücadelesini, toplumsal değer ve kabuller ile kişi arasındaki çatışmayı yaratıcı birey üzerinden tartışan bir yazar. Tasvir ettiği karakterlerin netliği ve yalınlığı ise barındırdığı aşırılıklara rağmen beni her seferinde cezbeder.

Iglo Architects Kurucu Ortağı Zafer Karoğlu

Aslında söz konusu olan benim için kitaptan çok kitaba konu olan kişi. 1989 yıllarında öğrenciyken çalıştığım büroya Japon mimarlık dergileri gelirdi. O yıllarda küçük işleriyle kendini fark ettirmeye başlamış bir mimardı Tadao Ando. Merakla, gelecek sayılarda da işleri yayınlanacak mı, diye beklerdim. O yıllarda başka kaynaklardan takip etme olanağım yoktu kendisini. Çevremdeki herkese yaptıklarını anlatmaya çalışırdım. Açıkçası beni etkilediği kadar başkalarını etkilemediğini fark ettiğimde hayal kırıklığına uğruyordum. Sonradan işleri dünya çapında ilgi görmeye başladıkça -o ilgilenmeyen arkadaşlarımın doktora tezlerine bile konu olduğunu görünce- kendimi pop star keşfeden yetenek avcısı gibi hissettiğimi hatırlıyorum.

Zafer Karoğlu

Ando

Gençlik yıllarımda oturtmaya çalıştığım karakterimi ve hayata bakış biçimimi şekillendirmede bana yol gösterici olduğunu düşündürmüştür hep. Hikâyesinin detaylarını öğrendikçe de pek çok noktada kesişmelerimizin olduğunu hayretle gözlemledim. Kendisinin haberi olmasa da yirmili yaşlarımın başından beri yakın bir arkadaşım gibi hissederim üstadı.

Sezgisel yanıma güvenmem gerektiğini bana her zaman hatırlatmıştır. Çünkü pek çok durumda karar alırken yalnız kalabilirsiniz. İnandığınız şey belki denenmemiş belki de tepki gören bir fikirdir. Ama siz kuvvetle bu fikrin doğruluğunu hissedersiniz. Fakat fikrinizi teyit edecek, hatta savunacak hiçbir somut dayanağınız yoktur. Sadece içinizden kuvvetle bastıran o his vardır. Akıntının tersine yüzmenizi söyleyen sezgiler devreye girdiğinde Tadao iyi bir yoldaştır.

Öğrenciyken Japonya’da yüksek lisans yapmaya heveslendim. Hemen Japonca öğrenmek için kurslara başladım. Doğal olarak Japon kültürü de beni içine çekmeye başladı. Sabahları meydanlarda topluca yaptıkları Tai Chi sporunu bu esnada keşfettim. Türkiye’de o yıllarda ancak iki üç tane hocası olan bu sporu şansım ve ısrarım neticesinde yapmaya başladım. Daha sonraları Tai Chi’nin Tao felsefesinin bir yolu olduğunu öğrendim. Peşinden bu felsefenin derinliğinin Zen kültürüne kadar izini yıllar içinde takip ettim. Çok zaman sonra da Tadao’nun Tao yolunda ilerleyen bir filozof olduğunu öğrendiğimde niye bu kadar mimarisinden etkilendiğimi ve ona kendimi yakın hissettiğimi anlamak anlaşılır oldu.

Elips Tasarım Mimarlık Kurucusu Yüksek Mimar Feza Ökten Koca

Bence bir mimarın başucunda mutlaka bulundurması gereken kitaplardan biri, Vitruvius tarafından yazılan, "Mimarlık Üzerine On Kitap"tır. Bu kitapla Kasım 1990’da tanıştım. Henüz İTÜ Mimarlık Fakültesi’nde öğrenci idim. 

Feza Koca

Philip Wilkinson, Gerçekten Bilmeniz Gereken 50 Mimarlık Fikri; Vitruvius, Mimarlık Üzerine On Kitap 

Antik çağdan elimize geçebilen mimarlık üzerine tek bilimsel eser olduğunu düşündüğümde beni çok heyecanlandırıyor. Teknolojinin olmadığı zamanlarda geliştirilen yaratıcı fikirleri okumak, bunların da sadece insan eli ve gücü ile inşa edildiğini görmek beni günümüzdeki olanaklarla çok daha iyilerini yapabilme şevki ile dolduruyor. 

Ben kitaptaki, mimarlıkla ilgili tasarım ve uygulama bilgilerinin yer aldığı bölümlerin yanı sıra en çok mimarın tanımı ve eğitimi ile ilgili kısımlardan etkilendim. Buradaki tanımların benim zaman içinde mimarlığa olan bakış açımla birebir örtüştüğünü düşünüyorum: “Mimar doğal yeteneklere sahip ve eğitilmeye yatkın olmalıdır. Ne yetenek olmadan eğitim, ne de eğitim olmadan yetenekle kusursuz bir sanatçı yetişemez”. Mimar, hem sanatçı, hem de mühendis olmalıdır. Hayatın içinde birçok konu hakkında bilgi sahibi olmalı, eğitilmelidir.

M.Ö. 90-20 yılları arasında yaşadığı tahmin edilen Vitruvius tarafından M.Ö. 25 sıralarında yazıldığı tahmin edilen bu kitap, daha önceleri yazılmış ancak yok olmuş birçok teorik ve teknik bilgiyi de içermektedir. 1914 yılında Morris Hicky Morgan tarafından çevrilen kitabın görselleştirme ve orijinal plan çizimleri ise Herbert Langford Warren’a ait. 1990 yılında da Dr. Suna Güven tarafından Türkçe’ye çevrilmiş ve Şevki Vanlı Mimarlık Vakfı tarafından ilk basımı gerçekleştirilmiş. Asıl yazarı Vitruvius’dan başka birkaç yazarın da emeği var bu kitapta. Çünkü bu bir roman değil, mimarlık üzerine önemli bir bilimsel eser. Bu yüzden her yazarın çok önemli bir emeği olduğunu düşünüyorum. Vitruvius’un derlediği çok önemli bilgileri tüm mimarlık camiasına çok doğru bir şekilde aktarmak ciddi bir çalışma gerektirir. 

Bence bir mimarın başucunda mutlaka bulundurması gereken kitaplardan biri diğeri de, Philip Wilkinson tarafından yazılan “Gerçekten Bilmeniz Gereken 50 Mimarlık Fikri”dir. Bu kitapla 2016 yılında, kızımın hediye etmesi ile tanıştım. Bu kitap, Antik Yunan döneminden günümüze Batı mimarlığına dayanak teşkil etmiş 50 adet fikir hakkında oldukça basit bilgiler veriyor. Özellikle mimarlık öğrencileri için mesleğe giriş hakkında sade bilgiler alabilecekleri bir eser. Ben de zaman zaman tekrar açıp bakıyorum, dönemler arasındaki fikir farklılıklarının ve bunların yaşama ve mimariye etkilerini, basit bir dille anlatımını okuyorum. 

Dönem içinde doğru görülen fikirlerin sonuçlarının yorumlanması için iyi bir eser olduğunu düşünüyorum. Doğru düşünülen yanlışları görebiliyorum. “… eğer her şeyin sonunda tüm şehir sıkıcı, yavan ve ruhsuz görünüyorsa, o iş olmamıştır. Odunlar yığılmış ama kimse üstlerine bir kibrit atmamıştır.” Gordon Cullen’ın bu sözü, bina özelinde değil, şehir ölçeğinde insanı merkeze alarak mimarlık yapmanın mimarın sorumluluğunda olduğunu vurguluyor. Mimarın görevi salt bina yapmak değil, yaşamı kurgulamak için sağlıklı çevre yaratmaktır. 1944-1961 yılları arasındaki Kent Peyzajı hareketi ile modernist tavra bir alternatif olarak daha insancıl, görsel zenginliği olan planlamalar ortaya çıktı.

Yerce Mimarlık Kurucusu Yüksek Mimar Nail Egemen Yerce 

8-9 yıl önce bir sohbet ortamında bir arkadaşım vasıtasıyla bu kitapla tanıştım. İsmi “Şimdi’nin Gücü”, yazarı ise Echart Tolle. Bu kitabı her okuduğumda yeni bir şey keşfetme şansım oluyor. Kişisel gelişim için uyandırıcı, farkındalık yaratan bir kitap diye düşünüyorum. Günlük hayat koşuşturmalarının üzerine çıkarak, insanın kendine, doğaya, evrene bir bütün ve aynı zamanda bütünün parçaları olarak bakması gerektiğini hatırlatıyor.

Nail Egemen Yerce 

Şimdi’nin Gücü, Echart Tolle

İnsan aslında sadece şimdiki zamana sahip. Her şey bu anda olup bitiyor. ‘Mevcudiyet’, ‘varlık’, ‘bilinç’ gibi kavramlar bu anda tezahür ediyor. Bu kitap, ‘iç ses’den ya da ‘ego’dan mümkün olduğunca kurtularak ‘an’da kalmanın ve insanın kendinin-evrenin ‘var’lığını yaşamasının yollarını açıyor. Kitap ile ilgili şöyle küçük bir anekdot aktarabilirim: Bu kitabı satın almadan önce raflarda gördüğümde biraz şaşırmıştım. Kitabın kapak tasarımını ve kapakta yazan ‘bestseller’ yazısını gördükten sonra “acaba gerçekten iyi bir kitap mı?” diye biraz şüphe duymuştum. Çünkü arkadaşımın söyledikleriyle, kitap biraz daha farklı canlanmıştı kafamda. Satın alıp okumaya başladıktan sonra şüphem hızla kayboldu ve epey değerli bir hale geldi kitap benim için. Aslında bu küçük olayla birlikte kitap daha başlangıçta ufak bir ders sunmuştu bana.      

Yazar anlatılması güç konuları okuyucuya anlaşılır ve öz bir şekilde aktarıyor. Bilgece bir bakış açısına ve derin bir içgörüye sahip biri. Bu yüzden sözlerinde ayrı bir güç hissediliyor.

Studio Vertebra Kurucu Ortağı Baş Mimar Gencer Yalçın

Ayn Rand’ın “Hayatın Kaynağı” adlı kitabına öğrencilik yıllarımda rastlamıştım. Mimarlık mesleğinin, kişinin kimliğine dönüşmesini güçlü bir şekilde anlatıyor. Çünkü mimarlık zaman içinde kişinin karakteriyle özdeşleşerek tanımı haline geliyor. Bu etkiyi hissedebiliyoruz kitapta.

Gencer Yalçın

Ayn Rand, The Fountainhead, Hayatın Kaynağı

Ana karakter Howard ile bir mimarın mevcut koşullardan etkilenmeden modernist ve idealist fikirlerine nasıl sadık kaldığını ve bir mimar için bunun ne kadar hayati önem taşıdığını görüyoruz. Geleneksel ve standart olana karşı durarak özgün ve yaratıcılık uğruna, çevresinde olup bitenden etkilenmeden mücadele veren bir mimar olan Howard, her zaman ihtiyacım olduğunda bana kendime inanma gücü vermiştir.

Ayn Rand’ın iyi bir gözlemci olduğunu düşünüyorum. İçinde büyüdüğü ve daha sonradan yaşadığı çevresel şartların ve zıt kutuplu politik çevrelerin, yazarın sanatını icra etmesinde ne kadar etkili olduğunu dramatik bir şekilde görebiliyoruz. Ayn Rand, hem Sovyet toplumunda hem de sonrasında Amerika'da yaşadığı için birbirinden çok farklı iki toplumsal hayatı deneyimlemiş ve bu tecrübeleri kitaplarına yansıtabilmiş kalemi kuvvetli bir yazar. 


İlişkili Haberler
Etiketler
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

Bölüm Sponsorları