Mimarizm
Mimarizm
Etkinlikler
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Yarışmalar
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Mimarizm

Nobonlounge: Tüm Hikaye Üç Mimarın "Bulaşma" Dürtüsünde Gizli

E. Seda KAYIM / 28 Ekim 2010
Nobon, İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nden mezun, ancak tanışıklıkları okul ile sınırlı kalmamış üç arkadaşın ortaya çıkardığı bir oluşum. Faaliyetleri obje ve afiş tasarımı, mimarlık, etkinlik organizasyonları gibi çok çeşitli alana, ancak daima tasarımsal disiplinlere uzanan ekibi, İstiklal Caddesi Tomtom Sokak’ta bir süredir yer aldıkları “Nobonlounge”un komşu dükkana taşınma merasimi öncesinde lafa tuttuk.

Nobon, İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü'nden mezun, ancak tanışıklıkları okul ile sınırlı kalmamış üç arkadaşın ortaya çıkardığı bir oluşum. Faaliyetleri obje ve afiş tasarımı, mimarlık, etkinlik organizasyonları gibi çok çeşitli alana, ancak daima tasarımsal disiplinlere uzanan ekip, bir süredir İstiklal Caddesi Tomtom Sokak'ta konumlanan küçük bir mekanı "Nobonlounge" adı altında "değerlendiriyordu". Bu noktada "işletmek"ten bahsetmememiz, takım arkadaşlarının kendilerini tanımlana hassasiyetlerinden kaynaklanıyor. Çünkü onlar birer mekan işletmecisi olmadıklarını, işin ticari boyutu ile de neredeyse hiç ilgilenmediklerini her fırsatta vurguluyorlar: Aynen "Nobon" isminin ortaya çıkış fikri gibi "Nobonlounge" da, üç mimarın kentsel alandaki olağan karşılaşmaları –ya da onların deyişi ile "farklı noktaların sürekli ve devingen bir şekilde birbirleri ile yeni bağıntılar kurması" potansiyelini- değerlendirdikleri bir mekan. Tamamen kişisel, son derece motivasyonel ve heyecan verici bir serüven onlarınki…



"Nobon", İstanbul Teknik Üniversitesi'nde farklı dönemlerde mimarlık eğitimi alan üç genç tasarımcının öncelikle okul ortamında başlayan ve hemen peşinden sokağa taşan bir dizi bağımsız etkinliği üstlenmeleri ile tanıdık hale gelen bir isim. Ancak ekip üyeleri, bu adın ne etkinlikler dizisine ne de doğrudan mekana ait olmadığını vurguluyor. Farklı dönemlerde proje yarışmaları ya da tasarım projeleri ile bir araya gelen üçlü, henüz o noktada "Nobon"un ortaya çıktığını belirtiyor. Dolayısıyla akıllara ilk olarak şu soru geliyor: "Peki ya ‘nobon' ne demek?" Açıklaması belki biraz uzun, ancak yalın bir mantık ile temelleniyor: "Herkes aslında birer nokta. Ve bu noktalar arasında derin boşluklar var. O boşluklar içerisinde elbette bir ‘yan yanalık' durumu var; noktaların birbirine yaklaştığı durumlar da var. Ama yetmez; noktalar arasında enteresan bağlantılar kurmak lazım. Biz de nokta ile boşluk arasındaki kimyadan faydalanıp, noktalar arasındaki bağlantı potansiyellerini ve dolayısıyla kesişim alanlarını artırmak istiyoruz."

Öte yandan Nobon gibi bir oluşumu tetikleyen nedenler arasında, üretim ve tasarım ortamının sürekli olarak standartlaşan ya da bir şekilde yavanlaşan doğada olmasını da sayıyorlar: "Herkesin ilginç şeyler üretmekten bahsedip, buna rağmen sürekli demotive şekilde birbirini geriye doğru çektiği bir ortam bu. Okulda bile en basiti ile herkes birbirine ‘Projeye bir şey yaptın mı?' diye sorar. Herkesten ‘Hayır' cevabını aldıktan sonra ise rahatlarsınız: ‘Oh, ben de bir şey yapmadım!' Sürekli ne yapacağını konuşursun, sıkılırsın ama etrafında bir şey yapmayan insanlar oldukça yapmamaya devam edersin. Bu biraz tatile gitmeye benziyor. Aylarca konuşulur ‘Hadi tatile gidelim! Nereye gidelim? Ne zaman gidelim?' derken tatil dönemi biter. Oysa ki ‘Yarın gidiyoruz' deseniz, atlayıp gidersiniz. Üçümüzde işte tam olarak böyle bir motivasyon vardı. Ve bu, iş yapma dinamiklerimize de yansıdı."


Nobonlounge açılış partisinden.

"Kaşarlaşmış öğrenciliğin getirdiği akademik ilişkiler" ile okul partileri ortaya çıkıyor


Nobon etkinlikleri ise, işte bu dert edinmeler ve kararlılıklar sonucunda ilk olarak İTÜ Taşkışla'da ortaya çıkıyor. Ekip üyelerinin deyimi ile "kaşarlaşmış öğrenciliğin getirdiği akademik ilişkiler", okulda böylesi bir faaliyeti gerçekleştirmek için gerekli izinlerin alınmasını kolaylaştırıyor. Taşkışla merdivenlerine minderler atan, büyük bir perde çekip projeksiyon işlerine girişen mimarlar, bunun sıradan bir "okul partisi" olarak kalmayacağından da emin oluyorlar. Her bir etkinliğe kendi tasarladıkları ve yalnızca o akşama özel nesne ve konseptler ile geliyorlar. Akıllarındaki motivasyon da, gecenin sonunda oradan ayrılan kişinin "Ne de çok eğlendik" veya "Şunlarla karşılaştım" gibi cümlelerden önce "Bu partide şunu yapmışlar"ı anımsaması oluyor. Bu anlamda ilk girişimleri, çeşitli kokteyller hazırlamak oluyor. Karışımlarını cam şişelere dolduran ve "Nobon"a ait bir grafik tasarım ile etiketleyen ekip, içkilerin isimleri hususunda da pek zorlanmıyor. Rengarenk içecekler "Nobonata" oluyor; bir de rakamlar ile sıralanıyor. Günün sonunda gerçekten de konuşulan, kimin "Nobonata no kaç"ı içtiği oluyor.

Genç mimarlar, bu arada birlikte tasarlamaktan ve çeşitli yarışmalara katılmaktan da geri durmuyorlar. 2006 yılında başlayan fikir teatileri ve eylemsellik, bazen bir araya gelerek bazen de bireysel girişimler ile mimarlık, endüstriyel tasarım ve grafik tasarım yarışmalarında ürünlere dönüşüyor. Mezuniyetin ardından ise profesyonel yarışmalara adım atılıyor; ödüller kazanılıyor ve bir buna paralel olarak etkinlikler "sokağa çıkıyor". Nobon'un, olağan karşılaşmalarını katalize etmek için mecburen attığı bir adım olarak adlandırılıyor dışarı taşmak… Ekip, "Okul, sen ne kadar zorlasan da, ortamı değiştirmeye çalışsan da bir noktadan sonra sınırlı kitlesini genişletemiyor" diyor. "Bu iş okulun içerisinden değişmiyor. Sen bu piyasa içerisinde, bu ortamın yaratıcıları arasında aktif bir pozisyonda olmazsan, ortam dönüşmüyor. E, bunu doğuran yer de okul değil! Okul, hayranlıklar üzerinden şekilleniyor. Okulda öğretilen bilginin ya da üretimin kalitesi, özgünlüğü değer ve kıymet görmüyor. O çerçeve içerisinde debelenip duracağımıza, partilere yeni bir boyut kazandırdık. Ve tanışıklıklarımızı geliştirmek istediğimiz asıl mekana, ‘dışarıya' taştık."


Nobon etkinlikleri sokağa çıkıyor; Tünel'den Tomtom Sokak'a uzanıyor

Okulun tanıdık ve görece "garantili" ortamından sonra, tanıdıkları, arkadaşları ve bağlantıları bir araya getirecek uygun mekanları nasıl bulduklarını soruyoruz. Cevap, benzer bir serilikte oluyor: Hafta içi dışarı çıkıp gezmeye başlayarak… Ancak bu "girişken" durumun meyveleri, çok da hızlı alınmamışa benziyor. Üçlü, bir süre diledikleri gibi bir mekan bulamadıklarından dem vuruyor. Burada "diledikleri mekan", yalnızca görüntüye tekabül eden bir kriter de olmamışa benziyor. Çünkü istedikleri müziği çalan ve çalışanlarını gözleri tutan bir yer arıyorlar. Nitekim "Nobon" etkinlikleri, Tünel'de start alıyor.

"Bir gün pat diye girdik içeri. Orayı işleten Mümin ağabey var karşımızda…. ‘Budur, budur' diye anlattık derdimizi. İşin güzel kısmı zaten, herhangi bir kar amacımızın olmamasıydı. Aslında gelip yiyecek, içecektik. Doğruya doğru, ticari anlamda bakarsanız, Nobon partilerinden hep gittiğimiz mekanlar kazandı. Ama tabi konseptlerimiz için bir masrafımız oluyordu. Bunun bilincinde olduğumuz için de ortaya koyduğumuz tasarımlar, ufak tefek ürünleri mekanların karşılamasını istedik.

Bu haberin gerçekleştirilmesinde emeği geçen "co-host" Melike Durmaz'a içten teşekkürlerimi sunarım.


 
Nobon Ekibi İle...
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

Bölüm Sponsorları
YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin