İstanbul-Manzara'sı ve Kitchen Guerilla Sayesinde Çok Şükür Bugün de Doyduk!

Doğacan ONARAN / 06 Ekim 2011
Suriye Pasajı’nın 4. katında bulunan Manzara İstanbul, 30 Eylül’de lezzetli bir buluşma için ev sahipliği yaptı: Kitchen Guerilla Hamburg’dan ayağının tozuyla gelip İstanbul’daki ilk istilasını gerçekleştirdi!

Dün akşam Suriye Pasajı'nda heyecan verici ve İstanbul'da ilk kez gerçekleşen bir etkinlikteydik. Adı dün akşamdan itibaren sıkça duyulacak olan gezgin bir mutfak ünitesi olan "Kitchen Guerilla", Hamburg'da başlayan macerasına Münih, Berlin, İsviçre, Lübnan, Suriye ve Beyrut'tan sonra İstanbul'da devam etmek üzere mutfağa girdi. Hem de yanına Ali Ronay, Fehmi Samancı gibi ünlü şefleri ve Istanbul Culinary Institute, Istanbul Eats gibi yerel destekçileri de katarak…



Endüstri ürünleri tasarımcısı Koral Elçi ve profesyonel reklam fotoğrafçısı Olaf Deharde'nin başının altından çıkan bu fikir, tek bir mekana bağlı kalmadan, "tanıdık eş dost ahbapları toparlayalım; sohbet edelim; yemeği, müziği, bildiklerimizi paylaşalım; yeni insanlarla tanışalım" düşüncesiyle harmanlanan bir mobil etkinlik haline dönüşüyor.

Yelkenli Gemileri, Şantiye alanlarını ve Diğer Olağandışı Mekanları "Gasp Eden" bir Etkinlik

Kendi tabirleriyle "restoranları, yelkenli gemileri, çiftlik evlerini, şantiye alanlarını, gemi mutfaklarını ve diğer olağandışı mekanları gasp" ediyor ve böyle bir atmosfer içinde "mutfak hazları" sunuyorlar. Amaçları yemek pişirme sanatının kaynağını yeniden keşfetmek ve tekrar sosyal hayatın merkezine getirmek. Sloganları, "In food we trust"; yani yemekle güven arasındaki o ince çizgiyi korumak ve yaşatmak istiyorlar.

Kitchen Guerilla'nın İstanbul'daki ilk etkinliği de, kısa bir giriş ve açılış konuşmasının ardından hep birlikte yiyip, içip, müziğe dalmak seyrinde gelişti. İlk Guerilla buluşmasının ana teması sokak lezzetleriydi. Bu sayede midye dolma, içli köfte, salatalık ve tavuk/nohut pilavcılar, seyyar arabalarıyla mekanda yerlerini almıştı.



Ancak şeflerin ve Guerilla ekibinin, bu sokak lezzetlerine farklı dokunuşları olmuştu. Mesela Sabırtaşı'nın meşhur içli köftesi, içine şırıngayla roka pesto sos enjekte edilerek, lezzetine lezzet katılmış halde size veriliyordu. Keza midye dolmaların içleri körili şarap sosunda pişmişti; yumuşacık ve enfes olmuştu. Akşamın menüsüne ekstra olarak giren hamburgerlerse içlerinde kerevizden domates sosa, sumaklı soğandan özel ekmeğine kadar pek çok farklı tadı barındırıyordu.

Saat ilerledikçe kalabalıklaşan, yedikçe yenilen, içtikçe içilen, sohbet edilen, şaşırılan, yeni yeni kişilerle tanışılan, "Ayy iyi ki geldik!" denilen çok keyifli bir akşamdı.

Ertesi gün Koral, Olaf ve en sevimli minik gerilla Lea ile Moda'da buluşup kısa bir röportaj yaptık. Fazla zamanları yoktu, sohbetimize vapurda devam ettik.

Konuşmalarımıza geçmeden önce müjdeyi vermek istiyorum: Bu geceyi kaçıranlar üzülmesin, çünkü bundan sonra her ayın ilk haftasında kimliği belirli kişi ve kurumlarca, henüz nerede olacağı belli olmayan mekanlarda Kitchen Guerilla etkinlikleri gerçekleşecek!

Eh bize de onları takip etmek ve yenilikleri haberdar etmek düşecek… Hepimize afiyet olsun!


Sonraki Sayfa: "Amacımız, yemek yemenin yüksek paralar vererek yapılan bir şey olmadığını göstermek" >>>>>>>


 
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin