Yarışmalarda ne eksiklikler görüyorlar?

13 Kasım 2015
 

"Genç kuşaktan jüri üyelerinin de olması önemli"

Yarışmalar hakkında size şunu da sormak istiyoruz. Bir proje yarışmaya giriyor, kazanıyor ancak yarışmanın sonucunda ortaya çıkan proje bambaşka oluyor. Belki altyapı sistemleri, bütçe kısıtlamaları gibi sebeplerle proje yarışması değişiyor, dönüşüyor ama sonuçta alanın gerçekliklerine daha hakim, uygulanabilir diğer proje önerilerine de haksızlık edilmiş oluyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

CS: Yarışma sonuçlandıktan sonra apayrı bir dünyaya geçiyorsunuz aslında. Jüri aradan çekiliyor. En büyük eleştirilerden birisi de jürinin yarışma sonrasında işverenle müellifi baş başa bırakması. Jürinin hakem olarak bu sürece devam etmesi çok önemli. Bu bizim TOKİ’de de başımıza gelen bir durum: İlk toplantıya oturduk, "Çok güzel yapmışsınız çocuklar" yorumunu duyduk. Genç olduğumuz için hemen babacan bir tavırla yaklaşılıyor. "Aslında çok güzel olmuş ama bizi çok yansıtmıyor bu projeler" dediler. Daha Osmanlı, Selçuklu esintileri olsun istediler. Orada müellif olarak duruşunuz devreye girmeye başlıyor. Eğer ciddi bir duruş sergilerseniz, ki Manisa’da elimizden geldiğince  bunu sergiledik, işvereni ikna edebiliyorsunuz. Mesela yapının aslında Osmanlı-Selçuklu izleri taşıdığını anlatan bir sunum hazırladık. Osmalı-Selçuklu dönemindeki yapı stoğunu analiz ettik ve bu dönemin belli motiflerden ibaret olmadığını, projedeki yaşantının, dokunun, kullanıcıların birbirleriyle ilişkilerinin de bu dönemle ilişkili olduğundan bahsederek, kurduğumuz tüm sistemin Osmanlı-Selçuklu izleri taşıdığına onları ikna etmeye çalıştık. Başarılı olduğumuz, olamadığımız yerler oldu. Dediğim gibi sonraki süreçte biraz da sizin ikna kabiliyetiniz devreye giriyor. 

Son dönem yarışmalara baktığımız zaman hep standart-tip projeler birinci olmaya, ödül grubunda yer almaya başladı. Bu genç mimarların yeterince risk alamamasından ve jürilerin hep tekrar eden isimlerden oluşuyor olmasından kaynaklanıyor. Şu an jüri olma şartı, meslekte 10 yılı tamamlamış olmak. Öyle olunca yarışma jürileri belli bir kuşaktan, aynı isimlerden oluşuyor. O da tek düze bir yarışma sistemi doğuruyor. Genç ekipler de bir, iki defa yarışmaya giriyor, yeni fikirlerini yansıtmaya çalışıyor. Bunlar ödül alamayınca bu sefer kazanan şemayı tekrar ederek ödül alıyorlar. Ondan sonra da ödül aldığımıza göre doğru olan bu diyerek, bu kısır döngüye giriyorlar. Bu konuda yarışmaya girenler olarak bizim de suçumuz var, ama hep aynı tip projelerin kazanmasında jüri ve jüriyi belirleyen kurumlar da hatalı. Bu noktada en çok eleştirdiğim şey ise meslekte belirli bir süreyi doldurmuş olma şartı. Yarışma jürisinde, yeni fikirlerin öne çıkmasını sağlayacak genç kuşaktan jüri üyelerinin de olması önemli bir konu. Ama bu şu anda yönetmeliklerimize göre imkansız. 

DT: Ben de başka bir konuya dikkat çekmek istiyorum. Jüri üyelerine baktığınız zaman seçici kurul üyeleri serbest piyasadan mimarlardan oluşuyor, mimarlık yayıncılığıyla uğraşan insanlardan, akademisyenlerden oluşabiliyor. Danışman jüri üyeleri dediğimiz kurulun içerisinde ise mutlaka yerel idarenin başkanları, belediye başkanları oluyor. Bu idareciler kendilerine ‘danışman jüri üyesi’ diye bir sıfat bulduklarında, haddine olsun ya da olmasın, idealist davranarak ya da davranmayarak kendini o sürecin içerisinde buluyor. Öyle olunca da jüri çalışmalarına doğrudan etki etmese de, mutlaka akılda soru işareti bırakacak yönlendirmelerde bulunuyor. Aslında projenin uygulanır olup olmaması şeklinde bir kıyas yapmaya da gerek yok. 3D modellemelerle, maketlerle zaten o yapının bir anlamda simülasyonunu gerçekleştiriyorsunuz, yapının uygulanabilirliğini test ediyorsunuz. Fakat belediye başkanı çok da 'mimari bilgisi ve görgüsü' olmadığı ve kendisine kısa zamanda siyasi anlamda prim tanıyacak bir varyasyona gitmek için kendince basit olana doğru bir yönlendirmede bulunabiliyor. Ben bu bakımdan yerel yöneticilerin danışman jüri sıfatıyla sürece dahil olmasını doğru bulmuyorum. Çünkü süreç çok da tarafsız ilerlemiyor.

"Yerel idareyi sürecin dışında bırakmak projesinin uygulanabilme oranını düşürüyor"

CS: Yarışmacı olduğumuz için Doğan’la farklı konularda da atışabiliyoruz. Mesela ben böyle düşünmüyorum. Bir belediye binası yarışmasında belediye başkanı süreçte söz sahibi olmazsa bu sefer kazanılan ama yapılamayan projelere dönüşmeye başlıyor yarışmalar. Biz jüriyiz ve toplanıp bir proje seçiyoruz, sonucu belirliyoruz ancak belediye başkanının bambaşka hayalleri var. Sonuçta bir projeyi seçerek birinci olarak ona sunduğumuzda, o bu projeyi içselleştirmediği zaman proje uygulamaya geçmeyerek kağıt üzerinde kalıyor. İşin böyle bir tehlikesi de var. Yerel idarenin çok fazla söz sahibi olması belki mimari kaliteyi tehdit ediyor ancak onu tamamen sürecin dışında bırakmak da yarışma projesinin uygulanabilme oranını düşürüyor. 

DT: Dereceye giren projeler yapısal anlamda ve mimarlık mesleğiyle alakası olmayan diğer insanların gözünde her ne kadar yapılabilirlik anlamında olanaklı gözükse de uygulanan proje maalesef çok yok. Yüzde beş, on gibi bir orandan bahsediyoruz. Bunu çok ekstrem mimari tasarım ürünleri bazında da söyleyebiliyoruz, çok basit, dingin, konvansiyonel yapılar nezdinde de. Bunu da yine yerel idarecilerin kısa vadeli, kısa ömürlü rüyalarına bağlıyorum açıkçası. Çok da idealist davranamadıklarını düşünüyorum. Ama iyi örnekler elbette var. Mesela Lüleburgaz Belediyesi’ni bu konuda her zaman örnek gösteririm. Açtıkları yarışmalarla sizleri farklı tipolojilerde projeler hazırlamaya teşvik ediyorlar. Mesela Kadınlar Akademisi konu anlamında bize çok ilginç geldi. Aslında şartname incelemesi sırasında gördüğümüz mahal listesi, metrekareler bile bizi oldukça üzdü. ‘Kadınların dışarıdan mutlaka korunması, sığınaklı bir alanda bulunması gerekir’, ‘Kendine ait bahçesi olması gerekir’ gibi maddeler maalesef Türkiye'nin gerçekleri. Ancak bunlarla sizi yüzleştiren, kendi sınırları içerisinde bunları inşa etmekte ısrarcı olan bir belediyeden bahsediyoruz. Bu anlamda Lüleburgaz Belediyesi bence çok iyi bir örnek. 

"Önümüz açan yine kendi meslektaşlarımız"

CS: Belediye uzun vadeli bir plan oluşturmuş durumda. Sanat akademisi yaptılar, spor akademisi yaptılar, kadınlar akademisinin süreci devam ediyor. Hepsini de yarışmayla yapıyorlar. Bir yandan sosyal belediyecilik dediğimiz şeyin altyapısını oluştururken, bir yandan da güzel sanatları teşvik ediyorlar. Sürecin iyi gitmesinden ötürü de meslektaşlarıma teşekkür ediyorum. Demek ki yarışmalarda birinci gelerek süreci yöneten ekipler belediye ile ilişkilerini iyi yürütebilmiş, projeleri düzgün olarak tamamlayabilmiş ki diğer ekiplerin de önü açılıyor. Tersi bir durum da olabilirdi. 

ZCS: Önceki tartışmaya dönecek olursak şunu eklemek istiyorum; yarışmayı açan idare seçici kurul içerisinde yer alsa da almasa da proje uygulamaya geçtikten sonra mutlaka sürece dahil oluyor. Bunun da siyasi kaygılardan ötürü olduğunu düşünüyorum, hatta bunun gayet nesnel bir çıkarım olduğunu söyleyebilirim. Bunu engellemenin bir yolu yok. Yapılması gereken en doğru şey bence seçici kurul ile idarenin karşılıklı oturup tam olarak ne yapmak istediklerine karar vermeleri. "Biz yarışmayı açıyoruz, belirli bir şartname sunuyoruz ancak yarışma uygulamaya geçtikten sonra da buna bağlı kalınmalı" konusunda birbirlerini ikna etmeleri gerekiyor. Hatta kısa zaman önce gerçekleşen Gülsuyu Cemevi Yarışması'nda da net bir ortak karara varılamadığını düşünüyorum. İdare ile seçici kurul tamamen farklı görüşleri benimsiyorlar ki kolokyumda belediye çalışanları alana bağışlarla yapılan bir kaba yapının olduğunu ve kesinlikle yıkılmayacağını, belediyenin görüşünün de bu yönde olduğunu söylüyorlar. Ama sonuçlar, yeniden, sıfırdan yapılan bir projeyi öne çıkarıyor. Dolayısıyla ortada bir karmaşa oluşuyor. Olan yarışmaya girenlere, ödül alanlara oluyor. Çünkü projenin devam edip edemeyeceği, sıfırdan yapılıp yapılamayacağı konusunda sıkıntılar var. Böyle sonuçlar olmaması için idarecilerin ve jüri üyelerinin kesinlikle bir arada çalışması gerek.

"Mimarlık herkesin hakkında fikir yürüttüğü ama aksaklık oluştuğunda da kaçtığı bir meslek" 

DT: Yerel idari birimlerin herhangi bir işlemden sonra veya önce değil, süreç boyunca katılımlarının devam etmesi gerek. Seçici kurulun da Cihan’ın söylediği gibi değerlendirme sonrasında seçilen müellifin yanında yer alması ya da bazı aksaklıklarda ara bulucu olarak görev alması lazım. Karşı çıktığım nokta ise, değerlendirme sırasında danışman jüri üyeleri veya idari birimlerin sürece dahil olmaya çalışması. Belli sınırların şartname oluşumu sırasında ele alınıp belirlenmesi, değerlendirme sürecinin o sınırlar çerçevesinde başlatılması ve bu süreç tamamlanıncaya kadar idari birimlerin projeye karışmaması gerektiğini düşünüyorum. 

ZCS: Çünkü belediye başkanının dışında, başkan yardımcıları, milletvekilleri, milletvekili adayları da aktif halde işin içine katılabiliyor. 

DT: Mimarlık herkesin hakkında fikir yürüttüğü ama aksaklık oluştuğunda da kaçtığı bir meslek. 


Uygulamaya Dönüşen Bir TOKİ Yarışma Hikayesi
Bağdat Caddesi'ndeki Dönüşüme İçeriden Bir Bakış
Ofisin iç yapısı ve işleyişi üzerine...
OfficePan'ı nasıl bilirsiniz?
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin