"Yarışmacı mimarlar inatçıdır, yenilgiyi kolay kabul etmezler"

07 Kasım 2008
 

Meslek hayatınız boyunca birçok yarışmaya girip ödüller kazandınız. Yarışma yapan bir mimar olmak bilinçli bir tercih miydi yoksa zaman içinde şartlar mı sizi bu konuma mı getirdi?

Aslında bilinçli bir tercih diyebilirim. Çünkü ikinci sınıfta kararımı verdim ve yarışma yapan  bürolarda çalışmaya başladım. Daha sonra ilk girdiğim yarışmada birinci oldum. Yarışmalar bana farklı bir dinamizm veriyor. Elenseniz bile önemli değil; katılmış olmak bile size bir sürü şey kazandırıyor. Bir sonraki yarışmayı düşünmeye başlıyorsunuz. Yarışmacı mimarlar inatçıdır, yenilgiyi kolay kabul etmezler. Bu yüzden çok fazla yarışmacı mimar çıkmıyor. Burada yarışmalardaki bir problemden bahsetmek istiyorum. Son zamanlarda jüriler sadece  akademisyenlerden oluşuyor, yarışmalarda hak ettiğiniz sonucu alamıyorsunuz. Jürilerde konuyla ilgili birikimi olan, pratik yapmış insanların da olması gerekiyor.

 

Akademisyenler ve meslek hayatı içindeki mimarlar arasında böyle bir görüş ayrılığı var mı?

Aslında her iki kesimin yaptıkları, mimarlık ortamında birbirinin çok içindedir. Bir tanesi teoriyle uğraşıyor, diğeri uygulama yapıyor. Mimarlığı her hangi birinden ayrı göremezsiniz. Mimarlık ne sadece teoriktir ne de sadece pratik. İşte aradaki görüş ayrılığı, bu iki grubun kendisini daha yukarıda görmeye çalışmasından kaynaklanıyor. Son zamanlarda yarışmalardaki jürilere bakın, hepsi akademik çevreden. Yarışma jürilerinin her iki kesimin temsilcilerinden oluşması gerekiyor. Bunun bir dengesini kurmak gerekiyor. Bazı çevrelerin politik çıkarlarla hareket edilmemesi lazım. Ben pek çok kez jüri üyeliği yaptım; her iki gruptan kişilerin de olduğu jürilerle çalıştım. Jüriyi yarışma yapmamış, hatta tasarım yapmamış akademisyenlerden oluşturursanız onlara da haksızlık yapmış olursunuz. Onlara çok büyük sorumluluklar yüklenmiş olursunuz. Bu konuyu burada tekrar edeceğim; akademik hayatı boyunca çok iyi şeyler yapmış, gelişmiş, profesör olmuş pek çok değerli insan var. Örnek olarak sadece mimarlık tarihiyle ilgilenmiş ya da tamamen teorik çalışma içinde kalmış hiçbir zaman tasarımın içinde bulunmamış kişileri jüriye koyarsanız olmaz. Profesör olmak her konuyu çok iyi biliyor anlamına gelmiyor. Bunun farkına varılması lazım. Profesörün bildiğini de ben bilmiyorum; bunu açık yüreklilikle söylüyorum. Ama ben tasarımı çok iyi biliyorum. Çünkü 1984'ten bu yana tasarım yaptım, yarışmalarda birinci oldum ve bunlar uygulandı. Ben tasarımın ve uygulamanın her aşamasını bilirim. Akademisyenlere değer vermediğimden değil yanlış anlaşılmasın. Kendi konularında çok yetkin ve başarılı olabilirler. Ama bu platform başka bir platform… Lütfen kendi ilgi alanları değilse yarışma jüriliğini kabul etmesinler.

 

Yarışmacı mimar olmak isteyen genç meslektaşlarınıza neler önerirsiniz? Başarının sırrı diyebileceğiniz bir şey var mı?

Eskiden mimari ofis açmak daha kolaydı. Şimdi ise bilgisayarlar ve donanımları gerekiyor. Ofislerde kullanılan yazılımların hepsi oldukça pahalı. Belki önce deneyimli bir ofiste çalışıp, ardından kendi yolunuzu çizmeniz bir yol olabilir. O çıkışı, herkes kendine ait bir yol bulup yapabilir. Herkesin var oluş biçimi ayrıdır; aynı yoldan ikinci kez var olunamaz. Bu yüzden öyle tavsiyeler veremem ama çok sabırlı olmaları gerektiğini söyleyebilirim. Başlangıçta zorluklara ve parasızlığa katlanmaları gerekecek. Çok para kazandığı zamanlarda da onu iyi kullanmasını bilecekler.Sadece yetenekli olmanız, çalışkan olmanız, çok iyi projeler üretmeniz yetmiyor. Ticari bir tarafınızın, işletme yeteneğinizin de olması gerekiyor. Ama bu işin olmazsa olmazı, yetenektir çalışmaktır, birikimdir, bilgidir. Diğerleri kendiliğinden olur.


Yakup Hazan ile Bir Mimarın Hayatı ve Kenti Üzerine
Restorasyon ve Koruma Üzerine...
Çalışanlar ne dediler?
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin