"Yapmak istediklerimizi birlikte mi yapalım yoksa ayrı ayrı mı yapalım?"

04 Kasım 2009
 

MONO dönemi nasıldı?

Saitali ağırlıklı olarak konsept proje aşamasında kavramsal tartışmaları geliştirmekle, işlerin yayına dönüştürülmesiyle ve onların sergilenmesiyle ilgileniyordu. Ahmet ve ben daha çok işin pratiği ile haşır neşirdik. Toplantılar, uygulamalar, uygulama kontrolleri…Uzun zamandır birbirimizi tanıyor olmanın birlikte düşünmek ve tasarımı geliştirmekte çok katkısı oldu. Haydar Karabey bizim bu heyecanımızı her zaman destekledi ve birlikte projeler yaptık.

Mono'dan ayrılış süreci nasıl oldu, peki?

İlk ofisten ayrılış sürecimde anlattığım gibi insanlar değişiyor, hedefler farklılaşıyor. O zaman karşınıza, "Yapmak istediklerimizi birlikte mi yapalım yoksa ayrı ayrı mı yapalım?" sorusu çıkıyor.
Ahmet ile mimari etkinliklere başka açılardan bakmaya başlamıştık. Öyle bir şey oldu ki benim ilgilendiğim müşteri grubu ayrıydı, onunki ayrı. Böyle olunca biraz kendi başımıza yürüyelim diye düşündük.



Ve kendi ofisinizi kurdunuz?

Evet. Buranın kapısını Tomris Akın ile birlikte açtık.  Önce H.T. ofisinde sonra da MONO'da birlikte çalışmıştık. Onun da tek başına bir şeyler yapmak istediğini biliyordum. Dolayısıyla Tomris ile anlaştık ve iki mimar olarak bu mekana yerleştik. Fakat sonra yeni arkadaşlarımız eklendi ve aslında bizim daha çok istediğimiz bir ekip  ortamına dönüştü.
Okuldan arkadaşım Aslı İçinsel Hollanda'dan Türkiye'ye yeni dönmüştü. Döner dönmez de daha önce birlikte çalıştığı bir işverenden teklif almış ve çalışabileceği bir mekan arıyordu. "Gel" dedik. Sonra bulunduğu mekana sığamaz durumda olan ve toplantılarını da yapabileceği geniş bir mekan arayan grafik tasarımcısı arkadaşımız Didem Ateş Mendi de katıldı bize. Didem'in iç mekan grafik uygulamaları ve yüzey uygulamaları konusunda deneyimi vardı.

En son Burcu Köknar katıldı aramıza. Burcu İTÜ'de peyzaj mimarlığı bölümünde araştırma görevlisiyken ayrılıp bir dönem Bozcaada'da mimarlık yaptı. Burcu gibi dış mekan düzenlemeleri ve sert dokular konusunda deneyimli bir arkadaşımız bu ekibe ne güzel olur, dedik. (Gülüyor)

Gelen proje konusu çok çeşitli uzmanlıklar gerektirebiliyor, mimarın tek başına her role soyunmasındansa o konuda uzman mimarlarla iş birliği yapmasının işin niteliğini arttırdığını düşünüyoruz.
Sonuç olarak bu mekanda 4 mimar ve bir grafik tasarımcı var. Herkes bağımsız olarak çalışıyor ve işin ölçeğine göre proje ortaklıkları kurulabiliyor.

Okuldayken kafanızdaki büro kavramıyla şu anda var olan büro kavramı örtüşüyor mu?

Alakası yok. (Gülüyor) Staj yaptığım yerlerin bir kısmı çok iyiydi, ama bir kısmı korkunçtu. Kara kara düşünüyordum gerçekten. Lise eğitiminde fazlasıyla analitik bir tornadan geçmiştim. Analiz etmek ve bu analize uygun çözüm getirmek üzerine bir zihinsel pratiğim vardı, fakat staj dönemlerinde bulunduğum ofislerdeki işleyişin bu durumla hiç ilgisi yoktu. Bu nedenle mimarlık pratiğinin içinde bir ofiste çalışma fikri bana hiç de cazip gelmiyordu.

Bari okulda kalayım mı dediniz?
Aynen öyle.


Hayriye Sözen ile...
Hayriye Sözen'e dair...
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin