"Varlıklarından başka dramatizasyona gitmemek mobilyalar için sağlıklı oldu"

04 Ağustos 2011
 

ARTER'in yeni üretimleri destekleme ve sanatçı projelerini hayata geçirme vizyonunun ilk uygulaması "5 Kişilik Bufet" sergisi oldu. Aynı adlı piyesinizi temel alan sergiyi hayata geçirirken nasıl bir süreç yaşadığınızı paylaşabilir misiniz? Mobilyaları sergi alanına yerleştirirken klasik oda düzenindense lineer bir dizilime gittiğinizi görüyoruz. Bu dizilimle izleyiciye nasıl bir göndermede bulunmak istediniz?

5 Kişilik Bufet, Kasım 2010 gibi derlediğim metin ve enstalasyon fikriyle yaklaşık 8 ay gibi bir süre içerisinde ortaya çıktı. Metnin taşıyıcı gövdesini mobilyalar belirliyor.

Projeyi Emre Baykal ile birlikte çalışmaya başladığımızda, 5 Kişilik Bufet'in ARTER'e nasıl yerleşeceği üzerinde durduk. Hepimizin alışageldiği gibi bir sergi salonuna dönüştürme, daire içerisinde odalar yaratma ve mobilyaları odalara yerleştirme fikri ilk haftalarda elendi. Mekânın dört bir yanını camlar kaplıyor ve iç hacmini gün ışığı dolduruyor. Bu boşluğun, insanı sessizliğe iten bir yanı var. Mobilyaların ihtiyacı olan da bu sessizlikti, bu çıplaklıktı. Odalar ve duvarlar değil.

Mobilyaların sırtlarını duvara bitiştirip, duvara ait kılmayacağız onları. Öyleyse niçin duvara ihtiyaç olsun? Hele ki sonradan çekilmiş alçıpan duvarlara? Hem mobilyalar kendi başlarına bir alan tanımlıyorlar. Kendine ait odalık durumları var, yani bir oda içindeki mobilyalar değiller bunlar. Bir evin içerisindeki mobilyalar değiller. Tüm proje için yola çıkış noktası da bu. Kendine ait, bir insan vücudu kadar bir yerdeki o iktidar alanı tanımlamak. Bir üniformaya sokmak aynı zamanda. Dizilsinler, o gül rengi üniformayla, bir olsunlar, hepsi hizalansınlar, karşılasınlar izleyiciyi, mekânın ortasında, mekâna dikilerek, mekânda uzayarak.

Gün ışığı çok riskli bir şey, kabahati ortaya çıkaran ve işi dramadan yoksunlaştıran bir şey. Bu da iyi oldu; varlıklarından başka bir dramatizasyona gitmemek mobilyalar için sağlıklı oldu. Cam bir koza gibi örülüyor mekânda. Camları kesme cam bardak motifleriyle kesmek, bir şekilde ev içine benzetmediğimiz bu mekâna bir üniforma daha giydiriyor; kesme bir kadehin yarıklarına büyüteçle bakıp da içeride dikilmiş bu küçük anıtları görebilmek...



Deniz Gül yanıtlıyor...
Sergiyi gezmeden...
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin