“Türkiye’de proje yapmayı düşünmüyordum çünkü mimarlara verilen değer çok yetersiz”

03 Aralık 2010
 



Belçika, Lüksemburg ve Fransa üçgeninde tam bir "Frankofon" olduğunuzu söyleyebiliriz. Bu kültürel coğrafyada mimarlık eğitimi almış ve uzun yıllar yaşamış olmanın, sizin üretim pratiklerinize ve belki tasarım anlayışınıza nasıl sirayet etmiş olabileceğini düşünüyorsunuz?

Ağırlıklı olarak Belçika, Lüksemburg, Fransa gibi ülkelerde olmak üzere dünyanın bir çok yerinde projeler yaptık. 1978 yılından bu yana ABD, Almanya, İsviçre, Hollanda, Moskova, Karayipler, Fas, Mısır ve çeşitli Arap ülkelerinde çalıştık. Dolayısıyla bu tecrübelerimizin de değişik etkileri var. Bir de üzerinde çalıştığımız, tasarladığımız fakat inşa edemediğimiz projeler var; onlar da farklı bir mimari zenginlik sağlıyor. Böylece uzun yıllar boyunca sahip olduğumuz mimari birikim ve uluslararası alanlarda edindiğimiz mimari deneyimlerimiz sayesinde, kendimizi birden çok kültürel öğeyi barındıran bir mimari proje tasarım bürosu olarak konumluyoruz.


KBC Bank Yönetim Merkezi.

Şu anda Brüksel ve İstanbul olmak üzere iki şehre konuşlandığınızı görüyoruz. Fransa'da da çok sayıda proje yürüttüğünüz düşünüldüğünde, burada konumlanacak bir ofis neden açmadığınızı merak ediyorum. Ya da böyle bir plan var mı?

Bizim planımız, dünya çapında 7-8 ülkede büro açmaktı ki, bunlardan bazılarını açtık. Global kriz nedeniyle bazı ülkelerde yürüttüğümüz projeleri, o ülkelerdeki ekonomik şartların orta ve uzun vadedeki grafiği net olmadığı için erteledik. Dolayısıyla yine bu ülkelerde açmayı planladığımız büroları da daha ileri tarihlere bıraktık.

Halihazırda Fransa'da, Lüksemburg'da, Belgrat ve Sırbistan'da ile tabii ki İstanbul'da ofislerimiz var. İsviçre'de çok kısa süre sonra ofis açacağız ve sonrasında burayı daha da büyüteceğiz. Fransa'nın Bordeaux şehrindeki büroyu ise tekrar faaliyete geçireceğiz. Karayip ve Seyşel Adaları'nda bir büro açmayı düşünüyorduk; şimdilik bu konuyu biraz erteledik. Azerbaycan'da bir büro kurmaya başlamıştık ve bu projeyi de bir süreliğine erteledik. Ama ileriki dönemlerde yeniden ele alacağız.


Klassis Otel.

Sizi yıllar sonra mimarlık yapmak üzere Türkiye'ye konuşlandıran hangi fırsat oldu?

Türkiye'de mimarlık yapmam bir tesadüf, çünkü başka şekilde organize olmuştum. Türkiye'de çalışmak hedefler arasında değildi. Fakat bir aile dostluğu ve aile tanıdıkları çerçevesiyle Silivri Klassis Otel'in yarışmasına katıldım. O yarışmayı kazanınca da Klassis Oteli ve Country Club'ı inşa ettik. Türkiye'de bunun dışında proje yapmayı düşünmüyordum ve tekrar Avrupa'da çalışmalarıma devam ettim. Çünkü mimarlara verilen değer, Avrupa'dan baktığımız zaman çok yetersiz olduğu gibi, burada tam istediğiniz anlamda mesleğinizi yapma şansınız da az… Böyle olunca, mimari hizmet vermek üzere o zamanlar Türkiye ile ilgilenmemiştik.

2005 yılında Türkiye'de yatırım ayaklı projeler olduğu zaman çalışma şartlarının bana tekrar uyabileceğini düşündüm. Çünkü yatırım olarak düşündüğünüzde o zaman bütün serbestliği tekrar elinize alabiliyorsunuz, yani kendi yaptığınız yatırımların projelerini de çizebiliyorsunuz.


Londra Merkezli "AvcıArchitects"in Kurucusu Selçuk Avcı
Almanya'dan "Ağırbaş & Wienstroer"in Kurucu Ortağı Ercan Ağırbaş
Brüksel Merkezli VIZZION Architects'in Kurucusu Şefik Birkiye
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin