"Türkiye'de düzenlenen mimari proje yarışmalarının temel sorunu, jürinin tutumu ve hazırsızlığı"

31 Temmuz 2009
 



Türkiye'de düzenlenen yarışmalar ile ilgili olarak –bu konudaki deneyimleriniz ve gözlemlerinizden hareketle- neler söyleyebilirsiniz? Eleştirileriniz var mı?


SB: Yarışmaların azlığı bir problem ama bence ulusal yarışmalarda seçilen projelerin uygulanmıyor olması asıl sorun.

OG: Yarışmaların azlığından şikayet ediliyor ama önce az sayıda olanların nasıl kotarıldığına bakmak gerek. Neredeyse her yarışmada bir sürü spekülatif şey çıkıyor. Açılan az sayıdaki yarışma doğru düzgün değil. Şartname sırasında yaşanan sıkıntılar bile çözülmüş değil!

AÇ: Burada işveren konumundaki kişilere yüklenmek çok da doğru değil. Nihayetinde onların bir yapıya ihtiyaçları var ve bir şekilde bunun için proje elde etmeye çalışıyorlar. Hem şartnamenin yazımı, hem de projelerin değerlendirilme aşamalarında doğru kararların verilmesi önemli olan. Pek de vizyon sahibi olmayan kimselere bir şeyler yaptırmaya çalışırken, farklı aktörlere görev düşüyor: Oda'ya, mimarlara, yarışma kazanan kişilere… Çünkü onların da "Ben kazandım" egosundan kurtularak, ülkenin şartları ve şehrin beklentiler çerçevesinde sürece dahil olması gerekiyor.



Sizin yaşadığınız, yarışmalarda karşı karşıya kaldığınız sorunlar, aktarabileceğiniz anekdotlar var mı?

OG: En güncel olanı, TOKİ yarışması. Ona biz de katıldık, Alişanlar da… Orada "dar gelirlilere toplu konut" oluşturmak üzere açılıyor yarışma. Ama ortaya çıkan sonuca bir bakıyorsunuz, çok çok rahat "lüks konut" diye satılabilecek şeyler seçilmiş. Bu, çok ilginç. Demin söylemeye çalıştığım şey de buydu. Yurtdışındaki yarışmaların şartnamelerine baktığınızda çok ciddi bir hazırlığın ürünü olduğunu görüyorsunuz. Sizin yarışma aşamasında çıkarmak yükümlülüğünde olduğunuz analizleri onlar yapıyor, elinizdeki verileri teker teker gösteriyor. Hatta puanlama sistemleri bile oluyor. Bunları "iyi" ya da "kötü" anlamında söylemiyorum. Ama net bir tavır var. TOKİ yarışması aslında sadece bir "konut" yarışması mı? Ne olduğu belirsiz. Bu noktada siz, tamamen farklı bir şey üzerinden çalışmış oluyorsunuz ve o, bir anda çöpe gidiyor.



Bence şartname hazırlığı çok önemsenmesi gereken bir şey. Mesela en son Denizli yarışmasında üç sayfalık bir şartname koydular önümüze. Ortada koskoca bir alan var, etrafında da bir sürü tarihi yapı. Ama bu tarihi yapılar ile ilgili çok basit krokileri aşan hiçbir veri yok! Ve sizden baya ciddi bir çalışma istiyorlar! Tüm bu süreçlerde jürinin çok ciddi mesai harcaması gerekiyor. Herkes şunu konuşuyor: Üç günde birinci projeyi seçmişler! O önemli değil, çok da zor bir şey değil onu seçmek. Tam tersi, yarışmanın hazırlık aşamasında o sınırları ya da potansiyelleri, işverenin beklentilerini çok iyi ortaya koymanız lazım. Bizde ise, klasik, başkan bir giriş yazısı yazar. Ardından jüri üç-beş bir şey söyler; onlar da çok genel şeylerdir ve her yarışmada birbirinin aynısı şeyler okursunuz. İhtiyaç programı, metrekarelerin dahi çok belirli olduğu söylenemez. Ondan sonra da "Şu kadar paftada şunu istiyoruz". Bu mantıktan bir şekilde çıkması lazım ki, gerçekten ilginç bir takım projeler çıksın. Aksi takdirde daima birbirine benzeyen projeler ve onların devamı… Böyle bir kısır döngüye giriyor olay.

Jürinin de aslında kurumdan öte bir sorumluluk alması gerektiğini söylüyorsunuz…

OG: Mesela biz, Kayseri yarışmasından çok memnun kaldık.

SB: Ödül aldık da… (gülüyor)

OG: Sırf kolokyumda tartışılanlarda bile… Tüm kolokyumlarda jüri çıkıp "Biz böyle uygun gördük"ten öte bir şey söylemiyor. Bu yarışmada ise en saçma yorumu bile dikkate alıp uzun uzun cevap verdiler. Şartnamesinde de –bir takım şeylerin ucu yine açıktı ve mükemmel bir şey belki yoktu, ama en azından sizin projenize emek harcadıklarını görüyorsunuz. Bunu her yarışmada yakalamak mümkün olmuyor. Dolayısıyla jürinin şartname hazırlama süreci ve sonrasında proje yorumlama biçimlerindeki sağlıksızlıkları çok büyük bir problem olarak görüyorum.



AÇ: Ben iki aşamalı yarışmaların çözüm olabileceğini düşünüyorum. Ama ikinci aşamaya geçildiğinde isimler açılacak, jüri tartışacak, yarışmacılarla tartışacak. Böylece herkesin beklentisi ortaya konmuş olacak; sonuç da sürpriz olmayacak. Yarışmalarda her zaman işveren mimar olmuyor. Onlardan da projeyi anlamalarını beklemek doğru değil. Bu noktada da jüriye çok iş düşüyor. Hem projeyi anlatmak hem de nedenlerini doğru bir şekilde açıklamak adına…

OG: Mesela jüri raporlarında bile… Normalde raporlarda tüm katılan projelere bir yorum yapılması lazım, çünkü orada her biri eşit olarak emek harcıyor. Sizin de eşit emek harcayarak, sayfalarca "Şöyle güzel, böyle güzel" yazmaktansa, o projeyi neden seçmediğinizi anlatmanız gerekir.

SB: Mesela ödül alamadığımız yarışmalarda da "Jüri raporuna bakalım da, belki bir geri dönüş vardır" diyoruz. Ama karşılaştığımız bir cümle, iki cümle…



Peki kolokyumlarda geri dönüş alınamıyor mu?

SB: Orada da çok "al gülüm, ver gülüm" bir ortam oluyor. Bir takım sorular ya da karşı çıkışlar olduğunda da geçiştiriyorlar. Bu konuda profesyonelleşmişler de; söylenenleri bertaraf etmeyi çok iyi biliyor. Çok uygun cümlelerle, soruya cevap bile vermeden kafasındakini anlatıyor. Yani cevap bile alamıyorsunuz.

OG: Bir takım kalıplar içerisinde, güya size cevap vermiş oluyor ama…

Örneğin sergi sırasında projenin başında birini yakalayıp da geri dönüş alma şansı olmuyor mu?

SB: Sorun "Biz niye kazanamadık" değil. Gerçekten iyi projelerin kazandığı ve bizim ödül alamadığımız yarışmalarda oluyor. Oradaki dert şu: Üzerine zaman harcanmış bir iş var ve karşılığında bir paragraf dahi olsa bir şeyler olmalı.

OG: Öte yandan proje çeşitliliğinin artması açısından da bu çok önemli. İnsanlar artık yarışmalarda bu tutumu gördükçe –sonuçta seçilince para kazanıyorlar, projeleri de ona göre şekillenmeye başlıyor. Hatta jüriye bakarak katılmaya karar veriyorlar. Bence çok tehlikeli bir yöne doğru gidiyor. Ben bunu, yarışma sayısının artmasından daha önemli bir sorun olarak görüyorum.


Bir Mekan, İki Pratik, Üç Kişi
Alişan, Oral ve Sevince İle "Mezun Olunca Ne Yapmalı, Ne Yapılabilir?" Üzerine
Yarışma "Bağımlısı" Mimarlar, Yarışmaları Değerlendiriyor...
Bir Ofis Mekanının Diğer "Müdavim"leri
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin