"Taklit yapı yapma durumu mekanı tanımamaktan kaynaklanıyor"

06 Haziran 2013
 

ERA'nın ilk uygulaması da bir kamusal alan projesi. Bu anlamda kamusal alana yapılan müdahaleleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bugüne dair, kamusal alanda yapılan müdahalelerdeki hataları birkaç nedene dayandırıyorum. Öncelikle, toplumsal olarak farkındalığımızın çok düşük seviyede seyretmesi, bu tabii yönetimlere de yansıyor. Ekonomik sistemin yürüyebilmesi adına bazı şeylerin yapılması doğru bile olsa yöntemiyle ilgili sıkıntılar var. İnşaat yapılmasın, hiç yeni bina olmasın demek de doğru değil. Zamanı durduran ve değişime karşı gibi algılanan bir kent olgusu çıkıyor karşımıza. Aslında biraz düşünme payı bırakıp, o ekonomik kriterleri doğru kişilerle, doğru şekilde tartışmak gerekiyor. Oysa bizim, bir planlama yapıp ona göre hareket etmeye vaktimiz yok gibi. Çok hissi birtakım kararlarla veya sadece ekonomik göstergelere bakarak hareket ediliyor, işler aceleye getiriliyor.

Sonuçta bu şehirlerde çalışmak ve ekonomik anlamda bir yere gelmek için yaşıyoruz. Ama bunun yanında mutlu olmak da lazım. İnsanın sosyalleşme ihtiyacını karşılayacak mekansal bir kurgunun olması gerekir. Sadece ekonomik olarak iyi olacak diye bütün sahilleri yapılaşmaya açarsanız, bu sefer insanların nefes alacak mekanı kalmıyor. İstanbul'da, boğaz kenarında yapılaşma artıyor veya her yer yol oluyorsa burada bir sıkıntı var demektir. İnsanların hava almak için gidecek yeri yok gerçekten. Zaten önceden de çok gelişkin değildi ama bu alanlar git gide daralıyor. Hepimiz rastlamışızdır, otoyol kenarlarının kamusal alan haline geliyor olması, üzerine ciddi şekilde düşünülmesi gereken bir sorunun, bu şehrin ve ülkedeki tüm büyük şehirlerin karşılayamadıkları temel ihtiyaçların bir yansıması kanımca.

Taksim hakkında da çok konuşuldu örneğin. Yok olmuş bir yapının kopyasını yapmaya çalışmak bana anlamsız geliyor. Farklı bir yer edinmiş, ülkenin tarihinde bir çok şeye tanıklık etmiş ve kendince dönüşerek şehir hayatında yer etmiş bir mekânı iyileştirmek yerine taklit ve ihtiyaç olmayan bir yapı ile doldurmaya çalışmak bence o mekânı tanımamaktan kaynaklanıyor ilk olarak... Eskiden bir semtli olmak diye bir şey vardı. O semtli olmanın bir özelliği, toplumsal bir ifadesi vardı. Şimdi bu özellik tamamen kayboluyor. Her yerde bir aynılaşma var. Hangi şehre giderseniz gidin, aynı şeyi görüp aynı şeyi hissediyorsunuz. O zaman İstanbul'da bu trafiği yaşamaya ne gerek var? X şehirde de aynı AVM'leri bulabilirsiniz.

Eskiden insanlar daha iyi hizmet alabilmek için İstanbul'a geliyordu. Üniversiteler, hastaneler buradaydı ama şimdi diğer kentlerde de bu altyapı bir şekilde oluştu…

Büyük şehirler her zaman çekiciliğini korur. Ama bir noktadan sonra, bu kadar karmaşanın içinde kalmaya gerek var mı diye de düşünüyor insan... Ben İstanbul'da kamusal alan için yapılabilecek çok şey olduğuna inanıyorum ama bunun ne zaman farkına varılacağından emin değilim.


Kırk Yıllık Ofise Taze Kan için Yurtdışı Deneyimi
Kıtalararası Organizasyon, Yerel İşgücü
Gerçekleşen Hayaller, Yeni Hedefler
Söz ERA Ailesinde...
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin