Mimarizm
Mimarizm
Etkinlikler
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Yarışmalar
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Mimarizm

Sulukule’de yerel yönetimler UNESCO sınavından geçebilecek mi?

05 Şubat 2008

Sulukule'de ocak ayında Fatih Belediyesi tarafından yine bazı evlerin yıkımları yapıldı. Bu sefer yıkılan yapıların İstanbul Yenileme Alanları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kuruluna 4 Ocak 2008 'de dosyası ve dilekçesi verilen ve tescili önerilen yapılar olması dikkat çekiciydi. Acaba Sulukule'de bir tarih ve miras kurulların ve  bilim adamlarının kontrolüne imkan tanımadan yok mu edilecek?  Bölgede yerel yönetimler tarafından böyle bir uygulama süreci hızla ilerlerken, bölgedeki tescili önerilen yapılara hangi kurulun bakacağının Kültür Bakanlığı'ndan gelen yeni bir yazı ile belirsizliğe girmiş olması da yerinde inceleme sürecinin uzamasına ve bölgedeki somut olan kültürel mirasın da tehdit altına girmesine yol açıyor.

 

Konu ile ilgili Uygulama Projesi aşamasına geçilmeden ve kurulların yapılan başvuru ardından gerekli incelemeleri ve tescil kararlarını almadan yıkım yapılmasının doğru olmadığını söyleyen Sulukule Platformu ve İnsan Yerleşimleri Derneği'nden Mimar Aslı Kıyak İngin yıkılan bu evlerden birinin de mahallenin ana giriş aksında ve kalbinde yer alan ve belirgin karakteristik özellikler gösteren bir ev olduğunu ve bu sebeple bölge için büyük bir kayıp yaşadıklarını dile getirdi.

 

Sulukule'de bir yıldan fazladır gönüllü olarak çalışan İngin "Bölge sur koruma bandı içerisinde yer alıyor. Korumanın gereği olarak çivi çakarken bile kurullardan izin alınırken, yıkım yaparken izin almak gerekmiyor" bu yapılan son yıkımların da bölgede korunması gereken ve bu sebeple kurula önerilen yapıları içermesi de büyük bir kayıp diyerek belediyenin yaptığı yıkımlara karşı tepki gösterdi. Aslı Kıyak İngin ile yıkılan evlerden birinin önünde yıkımları, çalışmalarını ve olması gerekenleri konuştuk.

 

Sulukule'de yaptığınız çalışma sonucunda bir rapor oluşturdunuz ve tescillenmesi için 85 evi önerdiniz. Bu çalışmada izlediğiniz yöntemden ve çalışmanın belediye ve yenileme kurulu tarafında bulduğu yankıdan biraz bahseder misiniz?

 

İstanbul Yenileme Alanları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kuruluna 4 Ocak 2008'de verilen 100 sayfalık raporda, tespit ettiğimiz 85 tane yapıyı korunmaları için önerdik. Kurula verilen dilekçede "Uygulama projesine geçilmeden önce, tespitlerimizin incelenmesini ve dikkate alınarak gerekli çalışmaların yapılmasını..." talep ettiğimizi belirttik.

 

Bölgede cami, hamam, çeşme gibi 11 adet anıt eser ve 34 adet ahşap ve kagir sivil yapının tescili bulunuyor. Sulukule'de mevcut tescilli sivil yapı dışında bölgedeki yoğunluğu itibariyle korunması gereken daha fazla sivil yapının varlığını fark ettik ve belediyeden mevcut tescilli yapılarla ilgili bir paftayı aldıktan sonra alanda çalışmalara başladık. İnsan Yerleşimleri Derneği ve Sulukule Platformundan mimar, plancı, sanat tarihçi uzmanlarla çalıştık. Konuyla ilgili yenileme kurulu üyelerine nasıl bir çalışma yapmamız gerektiği konusunda danıştık. Sonuçta söz konusu 85 evin fotoğraflarını çekerek, bu yapıları ahşap, sıva kaplı ahşap ve kagir olarak sınıflayıp ve ada, parsel bazından belirtip ve planda işleyerek titiz bir çalışma gerçekleştirdik. Bu çalışmada önerdiğimiz yapıların 25'i ahşap, 22'si sıva kaplı ahşap ve 38'i de kagir yapıydı.

 

Evlerin yıkıntılarında çocuklar...

 

 

Bu yapıları tespit ederken bölgede daha önceden koruma kurullarınca tescillenmiş yapılara, mimari olarak ya da yapım tekniğiyle benzeyen binaları dikkate alarak çalıştık. Bu evler dönemlerine ait mimari, tarihi, estetik, malzeme, yapım teknolojisi ve biçim bakımından korunması gereken özellikler arz ediyorlardı.

 

Bütün tespitlerimizi planın üzerine işlediğimizde ise bölge ölçeğinde korunması gereken bütünlüklü bir yapı ve karakteristik bir doku ortaya çıktı. Ayrıca dikkate alınması gerek çok önemli nokta da buradaki evlerin birbirleriyle ve içlerinde yaşayan insanlarla bir bütün oluşturması.

 

Başvurumuz ardından bölgede Fatih Belediyesi'nce Ocak'ta yapılan bu son yıkımlar gündeme geldi. Ve bunun üzerine durumun acileyetini İstanbul Yenileme Alanları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kuruluna bildirdik ve mevcut yıkımlardan bahsedip, yerinde tespit sürecini hızlandırmalarını ve belediyeye yazılı ve sözlü uyarı ve bildirimde bulunmalarını talep ettik.

 

 

Son yıkılan ev de tescil için önerdiğiniz evlerden biri miydi?

 

Evet, bu ev, bölgenin karakteristiğini en belirgin biçimde taşıdığını düşündüğümüz ve tescillenmesini önerdiğimiz evlerden biriydi. İki sokağa cephesi olan köşe bir evdi, suru görüyordu, mahalleye girişte mahalleyi temsil ediyordu 150- 200 yıllık 2 katlı ahşap bir evdi.

 

Binaların, özellikle tek tek yıkılması, mahalle sakinlerinde huzursuzluk yaratıyor...

 

Bu bölge İstanbul'un en eski semtlerinden biri ve burada yaşayanların tapuları var! Hatta arada Osmanlı tapusu olan evler de çıkıyor. Kiracılar da aslında çok uzun yıllardır burada oturuyor ve ev sahibinin ya akrabası, ya hissedarı yada komşusu konumunda. Sonra bir gün gazetede kuşaklardır oturdukları semtin kamulaştırıldığını öğreniyorlar. Ve belirsizlik ortamı başlıyor. Kamulaştırma korkusuyla evlerini satanlar olduğu gibi, yıkımlar sebebiyle kirada oturduğu yerden çıkmak zorunda olup ya komşusu ya akrabasının evine sığınmak durumunda kalanlar da oluyor.

 

Son bir senedir aralıklı yapılan yıkımlar burada insanların yaşamlarını sürdürdüğü bir ortamda gerçekleşiyor. Yıkılan evin komşusu hasar görüyor, orada oynayan çocuğun ayağına çivi batıyor, yada düşüp kafasını yaralayabiliyor. Yani insanlar burada yaşarken, sanki onlar yokmuş gibi yıkımların tek tek yapılması hem huzursuzluk, hem de hayati tehlike yaratıyor.

 

 

Belediyenin verdiği bilgiye göre, bu evler yeni sahiplerinin belediyeye verdikleri  izin dilekçesiyle ve çevresine tehdit oluşturması sebebiyle yıkılıyor. Yıkılan evlerin çoğu iyi durumda ve aslında bakarsanız bu yıkımların kendisi çevre için bir tehdit yaratıyor.

 

Bununla beraber bölgede boşalttırılan evlerin pencereleri, doğramaları ve çatıları yıkılarak, o güne kadar  iyi durumda olan evlerin kısa zamanda hızla eskime sürecine girdiğini görüyoruz.

 

Uygulama Projesi onaylanmadan yıkımların yapılması ne derece doğru?

 

Yenileme Alanları Bölge Koruma Kurulu Projeyi onaylanmadan önce bu bölgede yıkımlar yapıldı. Bu yıkımlar yapılırken ilgili kurulun izni alınmadı.. Korumanın gereği olarak çivi çakarken izin alıyorsunuz ama, yıkım yaparken izin almıyorsunuz. 2 Kasım 2007'de Yenileme Projesi kurul tarafından onaylandı ama  Uygulama Projesi'ne geçilmeden, bölgede insanlar yaşarken ve kurul öneri tescilli yapılarla ilgili gerekli incelemeleri yapmadan bu yıkımlar durdurulmalı. Ev sahipleri belediyeye "evimin yıkılmasına izin veriyorum" diye imzalı bir kağıt veriyor, belediye de o kağıda dayanarak evleri yıkma yetkisini kendinde buluyor. Dilekçe ile yıkıma izin vermek, dilekçeye dayanarak yıkım yapmak, bırakın koruma bölgesini İstanbul'da herhangi bir semtte karşılaşsanız şaşıracağınız bir durum ve kentle ve birlikte yaşama anlayışıyla ne kadar bağdaşan bir yaklaşım?


"Sulukule Yenileme Projesi'ne Hayır!"
Sulukule için hala bir umut olabilir mi?
Yenileme Projesinin Mimarları Projeyi Anlatıyor
"En çok İstanbulludan bile daha çok İstanbulluyuz"
İstanbul Barosu Kent ve Çevre Komisyonu Başkanı Avukat Ömer Aykul ile Sulukule'deki "hukuk" üzerine
Dünya üzerindeki en eski roman yerleşimi; Sulukule
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

Bölüm Sponsorları