Stop Girişimi: Kentsel Toplumsal Muhalefette Farklı Bir Deneyim

05 Haziran 2009
 



Gerek kentsel boyutuyla, gerek kültürel boyutuyla ve gerekse de rantsal boyutuyla gündemden düşmeyen Sulukule sivil toplum kuruluşlarının, meslek örgütlerinin ve muhalif girişimlerin yoğun ilgisiyle karşılaştı. Toplumsal muhalefet açısından önemli yerde duran Sulukule deneyimi, Sınır Tanımayan Otonom Plancılar (STOP) gibi girişimlere de ilham kaynağı oldu. STOP Girişimi'nden Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Öğretim Elemanı Yrd. Doç. Dr.Erbatur Çavuşoğlu, 26.12.2008 tarihli Birgün Gazetesi'nde, Sulukule için alternatif bir plan da üreten STOP'u şöyle anlattı:

"Stop Girişimi: Kentsel Toplumsal Muhalefette Farklı Bir Deneyim

 ‘Kentsel dönüşüm'ün yarattığı tahribatlara karşı, Sınır Tanımayan Otonom Plancılar (STOP), ulusal ve uluslararası düzeyde özgün bir deneyim sayılabilecek olan; gönüllü emekle daha insani bir alternatif plan üretme sürecini gerçekleştirdi...

Sulukule Kentsel Yenileme Projesi'nin yarattığı mağduriyetler, Türkiye'nin toplumsal muhalefet geleneğine yeni bir deneyimi eklemledi. Sınır Tanımayan Otonom Plancılar (STOP), hem ulusal hem de uluslararası düzeyde özgün bir deneyim sayılabilecek olan; gönüllü emekle daha insani bir alternatif plan üretme sürecini gerçekleştirdi. Bu yaratıcı direniş deneyiminin hikâyesi kısaca şöyle...

Arka Plan

İstanbul 2000'li yıllarda, birçok mahalle için yerinden edilmeyle sonuçlanan kentsel dönüşüm projeleriyle tanıştı. Bu projelerin temel argümanı suç, yoksulluk ve köhneleşmeyi ortadan kaldırarak İstanbul'u olası bir depreme hazırlamak, küresel kent ve Avrupa Kültür Başkenti vizyonuna yakışan mekânlara kavuşturmaktı. Sulukule de bu tarz bir dönüşüm projesine konu olmuş, diğer dönüşüm projeleri için emsal teşkil edecek bir uygulama olarak görülmeye başlanmıştı. Dünyanın en sosyal ve romantik dönüşüm projesi olarak tanıtılan Sulukule Yenileme Projesi, kentsel mekâna yaklaşım biçimi ve yarattığı mağduriyetlerle kamuoyunun dikkatini çekmeye başlamıştı.

Proje müellifleri ve yerel yönetim büyüyen ve uluslararası boyutlara varan eleştiriler karşısında ciddi bir reklam ve halkla ilişkiler kampanyası yürüterek projeyi kamuoyunda aklama çabasına girişti, projeye muhalefet edenleri kötü niyetli olmakla, alternatif üretmemekle ve giderek Türkiye'yi uluslararası kamuoyunda eleştirdikleri için de vatan hainliğiyle suçladı. Yıkımlar ve mağduriyet hikâyeleri artarak devam ederken Sulukule Platformu, kamuoyuna bir çağrı yaparak, çok geç olmadan Sulukule için bir şeyler yapma çağrısında bulunduğu bir toplantı düzenledi.



Stop'un Oluşumu

2008 yaz aylarındaki bu toplantıda öncelikle yerel yönetimin uygulamasını eleştiren bir deklarasyon hazırlanması ve imzaya açılması, ayrıca Sulukule için geliştirilecek projenin bir yarışma aracılığıyla üretilmesi için yerel yönetim ve meslek odalarının göreve çağırılması düşünüldü. Ancak bir yandan yıkımların hızla sürmesi ve yarışma sürecinin uzun zaman gerektirmesi, diğer taraftan bu tarz deklarasyonların olumlu sonuç vermemesi ve yerel yönetimin böyle bir yarışma fikrine sıcak bakmayacağı düşüncesi; akut hale dönüşmüş bu soruna daha hızlı ve somut bir çözüm üretme fikrini doğurdu. Bu noktada yerel yönetimin Sulukule'ye yaklaşımındaki yanlışları ortaya koyan ve daha insani bir çözümün mümkün olduğunu gösteren bir alternatif plan üretmek, bu alternatifle mevcut planın eksiklerini/yanlışlarını görünür kılıp, yerel yönetimi, süreci şeffaf, katılımcı ve bilimsel bir yöntemle yeniden başlatmaya ikna etmek fikri ağırlık kazandı.

Kimi tam zamanlı, kimi yarı zamanlı olmak üzere, çeşitli disiplinlerden öğretim üyeleri, uzmanlar, aktivistler, öğrencilerden oluşan ve Sulukule'de başka bir çözümün mümkün olduğuna inanan ve büyük bölümü bu sorun vesilesiyle tanışıp bir arada çalışma deneyimi yaşayan yaklaşık 40 kişilik bir grup 3 hafta süren bir çalışmanın ardından bir alternatif plan üretti.

Alternatif Plan

Alternatif plan mevcut projeye rakip bir başka tasarım ürünü değildi, tam aksine yeni ve farklı bir yerel yönetim ve planlama yaklaşımı inşa ediyordu. Bu yeni yaklaşımın en temel farkı, Sulukule'de yaşayan ve yaşamayı sürdürmek isteyenleri yerinden etmeyen, mekânsal iyileştirmenin yanı sıra, istihdamı ve yaşam kalitesini geliştiren bir yerel ekonomik kalkınma boyutu barındırmasıydı.

Kentsel yenileme uygulamalarında mekânsal kaliteyi iyileştiren her müdahalenin o mekândaki yaşama maliyetlerini artırdığı ve mekânın özgün kullanıcılarını göçe zorladığını bilerek ve Sulukule'de sürdürülemez bir mekânsal yapı olduğunu göz ardı etmeyerek, ekonomik çözümler üreten, dayanışma ve ortaklaşma pratikleriyle yaşama maliyetlerini azaltan fikirler geliştirilmişti.

Faytonculuk, çiçekçilik, müzisyenlik gibi mevcut, alışılageldik iş alanlarının yeniden organizasyonu, basit onarım ve yeniden inşa süreçlerine yerel emeğin katılımı, ortak ısınma, yemekhane gibi yaşam maliyetini azaltan projeler, yerel örgütlülüğü ve dayanışmayı artırıcı toplumsal destekleme projeleri planın asıl dayanaklarıydı.

Alternatif planın üretildiği dönemde Sulukule'deki mülk sahiplerinin büyük bölümü mülklerini elden çıkarmış, kiracıların büyük bölümü de mahalleyi terk etmek durumunda kalmıştı. Mahalle yerel yönetim tarafından yıkılan ancak enkazları kaldırılmayan bir yapı mezarlığına dönmüştü, bu savaş alanı görüntüsü kazanmış alanda hak sahibi olmadıkları için yaşamlarını sürdürmeye çalışan haneler de yeni güçlüklerle karşılaşmaktaydı. Enkaz yığınları arasında oynarken yaralanan, sokaklardaki kanalizasyon sularından hastalık kapan çocuklar ve bu yıkıntılar arasında en azından psikolojik olarak ayakta kalmaya çalışan ve yarınlara ilişkin bir umut yeşertmeye çalışan kişiler yaşamaktaydı. Sulukule, Sulukule olmaktan çıkmış, Roman kültürü ve izleri mahalleden silinmeye başlamıştı. Alternatif plan bu anlamda bir geri dönüş planı sunmalıydı. Bu bağlamda mevcut kullanıcıların, hak sahipliğinin belirlenmesi ve bu nüfusun bir takip sistemiyle izlenmesiydi. Alternatif plan yeni yatırımcıların yanı sıra mahallede yaşamayı murat eden mevcut nüfusa da barınma olanağı verecek iskan politikaları öngörüyordu.

Üstelik alternatif plan tarihi yarımadada Sulukule gibi tarihi bir dokuda çalıştığını göz önüne alarak mevcut projeye göre daha az yıkım, daha az inşaat, daha az yapı yoğunluğu, daha az maliyet, daha çok yeşil ve kamusal alan öngörüyor, mekânsal çözümleri ekonomik ve sosyal projelerle destekliyordu.



Müzakere Süreçleri


Ulusal ve uluslararası tepkilerin artması ve Türkiye'de ilk kez böyle bir alternatifin üretilmiş olması yerel yönetimin bu girişimi görmezlikten gelmesini engelledi. Alternatif planın kamuoyuna sunulmasında yerel yönetim yetkilileri de hazır bulundu. Sunumun ardından yerel yöneticiler alternatif planı değerlendireceklerini ve bu değerlendirmenin ardından STOP ile bir araya gelerek sürece dair müzakerelerde bulunacaklarını belirtti.

Bir ay sonra Fatih Belediyesi"nde gerçekleşen görüşmede, yerel yönetim yetkilileri alternatif plandaki sosyal projeleri ve fikirleri olabildiğince mevcut projeye ekleyebileceklerini ancak mevcut uygulamayla ilgili bir sorun görmediklerini, yıkım uygulamalarını da sürdüreceklerini belirttikleri için herhangi bir müzakere süreci yaşanamadı. STOP temsilcileri, yerel yönetimin samimiyetsiz tavrı üzerine müzakere masasından kalktı ve mücadelesini diğer kamu ve sivil aktörlerle diyaloğa girerek sürdürme kararı aldı.

Stop, Toplumsal Muhalefet ve Kamuoyu

STOP planı, Türkiye'deki toplumsal muhalefet bağlamında önemli tartışmaları başlattı, kamuoyunda olumlu ve olumsuz eleştiriler aldı. Bir grup eleştiri sahibi, STOP'un amacını, motivasyonunu anlamakta güçlük çektiklerini belirtti. Meslek etiği, sosyal sorumluluk, dayanışma ruhu gibi duyarlılıklara aşina olmayan bu kesim, bu gönüllü emeğin ardında sürekli kötü niyet aradı. Kısmi taraftar bulan bir eleştiri bu tarz alternatif üretmenin tehlikeli bir süreci doğuracağı, planlama piyasasında karmaşaya yol açacağı yönündeydi. STOP'u alternatif bir büro gibi çalışmakla, ekonomik, akademik bir rant avcılığıyla suçlayan bu piyasacı bakış açısı fazla itibar görmedi.

Bir diğer eleştiri demeti ortodoks Marksist camiadan yükseldi: İlk eleştiri alternatif planın yeterince katılımcı bir süreçte ve yerel katılımla gerçekleşmediği yönündeydi. Oysa STOP yaptığı alternatifte arkasında bir kamu otoritesi bulunmadığı için yerel topluluğa boş yere ümit vaat etmekten çekinmiş ve ideal bir katılım süreci tasarlamaktansa, mevcut çalışmaları, katılımcı pratikleri değerlendirerek, yereldeki örgütlü kesimlerle birlikte bir plan geliştirmeyi seçmişti. Sulukule'deki özgün koşullar nedeniyle yok yere ümit vermek yerine bir farkındalık yaratmayı hedeflemişti. Süreçte mahalle yarı yarıya boşalmış olduğu halde çalışmayla ilgili basın açıklamalarını mahallede yapmayı tercih etmişti.


Bir başka eleştiri, bir gönüllü grubun kamunun işini üstlenerek kamuyu tembelliğe sürüklemesine dairdi. Bu eleştirinin devamı, alternatif planların sistemi tadil eden revizyonist girişimler olduğu yönündeydi. STOP'un yapmaya çalıştığı kamunun görevini üstlenmek değil, yıkımlar nedeniyle akut hale gelmiş bir sorun alanında başka bir çözümün mümkün olduğunu somut bir biçimde ortaya koymak, yerel yönetimin vizyonunu açmak, samimiyetini test etmek ve toplumsal muhalefeti salt eleştiren ama alternatif üretemeyen müzmin bir yaftadan kurtarabilmekti.

Gerçekten de bu sekter eleştiriler bir yana, ciddi bir teveccühle karşılaştı STOP'un emeği. Birçok dönüşüm mağduru yerel topluluk, alternatif üretmeyi bir direniş stratejisi olarak tartışmaya başladı. Türkiye'deki kent planlama camiasında büyük ölçüde takdir gören bu çaba uluslararası kamuoyunda da örnek bir deneyim olarak adlandırıldı. Birleşmiş Milletler Zorla Yerinden Edilmeler Komisyonu başta olmak üzere, akademisyenler ve aktivistlerden oluşan geniş bir kesim bu tarz bir muhalefet biçimini övgüyle karşıladı. Sulukule hem zorla yerinden edilmeler hem de yaratıcı direnişler bağlamında dünyanın en popüler yerel gündemi haline geldi.

Sulukule'nin Bugünü ve Yarını

Sulukule'de yıkımlar ve bu yıkım projesine karşı verilen mücadele halen sürüyor. Sulukule Platformu bir yandan akut sorunların çözülmesi, gündelik hayatın sürdürülmesi için çabalarını sürdürürken, STOP kamuoyunu bilgilendirme ve başka bir çözümün olanaklı olabildiğini göstermek için demokratik mücadelesine devam ediyor. Sulukule için hâlâ geç değil.

Detaylı bilgi için lütfen  www.alternatifsulukule.org adresini ziyaret ediniz.

Proje için lütfen ilerleyiniz.


Roman Kültürünü Geliştirme ve Dayanışma Derneği Başkanı Şükrü Pündük ile...
Sulukule Platformu'ndan Aslı Kıyak İngin ile...
Sulukule Platformu'ndan Neşe Ozan İle
İBB KUDEB Müdürü Mehmet Şimşek Deniz ile...
Avukat Hilal Kuey ile...
Erbatur Çavuşoğlu'nun kaleminden...
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin