Mimarizm
Mimarizm
Etkinlikler
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Yarışmalar
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Mimarizm

“Ses, etrafı rahatsız etmeden mekanla birleşerek var olabilir mi?”

06 Mayıs 2011


"Ses yapan 3 nokta ve güvercin ağı ile gökyüzü süslemesi", eskiz Cevdet Erek.

"Görünmezlik Taktikleri"nde sergilenen işlerinin neredeyse tamamı, başka bir mekana özgü olarak yaptığın işler. Bunların temsili halinin, Arter gibi başka bir mekanda sergilenmesi konusundaki fikirlerin neler? İnsan ister istemez "keşke o mekanda olsaydım da orijinal halini görseydim" diyor.

Evet, ama maalesef mümkün değil. Geçen gün bir arkadaşım aynı tepkide bulununca; "Hiçbir şey anlatamamak mı yoksa ondan bir şeyler getirmeye çalışmak mı?" şeklinde yanıt verdim ona da.

Çünkü sonuçta oradan getirdiğim parçalar sayesinde o çalışmam hakkında konuşabiliyorum. Evet, avlunun kendisi gelemiyor ama avluda kullanılan hoparlör ve ağ geliyor, dolayısıyla fikir de gelmiş oluyor. Tıpkı başından geçen bir hatırayı, cebinden bir nesne ya da bir fotoğraf çıkarıp gösterebilmen gibi...

Bu, üç ayaklı bir sergiydi ve ben başıma bayağı bir iş çıkarıp her mekan için ayrı şeyler önerdim. Viyana'daki gökyüzü süslemesinde sesli süsleme fikri vardı. "Ses, etrafı rahatsız etmeden mekanla birleşerek var olabilir mi" gibi çoğu kişiye "boş" gelebilecek bir fikirdi.


Viyana, Thyssen-Bornemisza Art Contemporary ve Vehbi Koç Vakfı işbirliğinde gerçekleştirilen "Tactics of Invisibility" (Görünmezlik Taktikleri) sergisinden; "Ses yapan 3 nokta ve güvercin ağı ile gökyüzü süslemesi", mekana özgü yerleştirme. Cevdet Erek.

Arter'deki kolon yerleştirmen de oldukça başarılıydı.

Onu da Berlin'deki kalabalık bir sergi mekanı için tasarlamıştım. Dış mekanda çalışacağım düşünülerek davet edildim. Oraya gittiğimde ise, iç mekanda çalışmak istediğimi belirttim. Sergi mekanı çok yoğundu, ben de hiçbir sanatçının işine görsel olarak müdahalede bulunmadan kendime yer açmaya çalıştım.

Üç dört gün sürekli sergi binasında vakit geçirdim. Eski betonarme kolonları olan endüstriyel bir mekandı. Aksların arasına bir kolon daha ekleyince hiçbir şey fark etmedi. Boyasıyla, eskiliğiyle bir "ortam taklidi" yapmış olduk.


Tanas'ta sergilenen "Kolon", Cevdet Erek, 2010.

Çalışmayı Arter'e aktarırken de, binayı sonradan güçlendirmek için yapılan metal kolonlardan birinin ahşap taklidini ürettik. Görüntüsü aynı ama arkasına geçtiğiniz zaman içinden birtakım sinyaller geliyor.

 


Gündelik hayat ritimlerinin peşinden…
“Görünmezlik Taktikleri” üzerine…
Güncel sanat, hayat okulunda mı öğrenilir?
Tate Modern deneyimi
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

Bölüm Sponsorları