Şefika Güner: ÖSS'de tek bir tercih yaparsınız ya, benim tek tercihim de burasıydı

04 Nisan 2008
 

Ne kadar zamandır buradasınız ve nasıl başladınız?

 

Üç yıldır TeCe Mimarlık'ta çalışıyorum. Mezun olduktan sonra stajları da saymazsak, bir aylık dergicilik macerasından sonra ilk iş deneyimim oldu bu büro. Dergicilik, mesleğime dısardan bakmak adına iyi bir fırsattı ama projelerin içinde olmak bambaşka bir duygu. Yarışmalara da katıldığı ve gelen projeler de seçilmiş projeler olduğu için sürekli devinimin olduğu, enerjik bir büro. Böylece tek düze iş temposunun yol açtığı monotonluk kırılıyor.

 

Burası bilinçli bir tercih miydi?

 

ÖSS'de tek bir tercih yaparsınız ya, benim tek tercihim de burasıydı. Bunun nedeni, yarışma yapıyor olması ya da büro sahiplerinin tanınan isimler olması değildi. Hani nereye gideceğinize karar vermek için bütün alternatifleri incelersiniz neler yapmışlar, çizgileri nedir ve biraz da önsezilerinizi dinleyerek 'işte burası' dersiniz ya, benimki de öle oldu. Belki biraz fazla seçici olmaktı benimkisi, ama beklediğime de değdiğini düşünüyorum. Temposu yoğun bir işyerine girdim ve buradan pekçok şey öğrendim.

 

Bu üç yılda neler değişti?

 

Mezun olduğumda mimarlıkla ilgili kavramlar çok havadaydı, zamanla hersey rasyonelleşmeye ve oturmaya başladı. Bu, biraz tasarım asamasındaki bir projenin uygulamaya geçerken yasadığı dönüşüm gibi sürekli bir değişim içinde. Değişmeyen tek sey sürekli yeni bir seyler öğreniyor olmam ve bunu gerçekten doğru kişilerle yaptığıma inanıyorum. O yüzden de mutluyum.

 

Hem yarışan hem de iş kovalayan bir büroda olmak nasıl bir pratik anlamına geliyor?

 

Bir gün içinde en az üç projeye bakıyor olabilmeniz gerekiyor. Küçük bir ayrıntı, kesinlikle defter tutmanız gerek. Yoksa bir şeyleri unutabiliyorsunuz. Uygulama kimi zaman sıkıcı hale gelebiliyor, orada kaybettiğiniz enerjiyi yarışmalarla yeniden kazanıyorsunuz. Her ne kadar verdiği kadar enerji de alıyor olsa da yarışmanın tadı çok farklı.

 

Yarışmalar için daha yaratıcı, daha özgür bir mecra diyebilir miyiz?

 

Bir zaman diliminde yaptığımız yarışmalar öyleydi. Ama aslında hep uygulamaya dönük, havada kalmayan projeler yapıldığı için zaten hayale etiğiniz şey gerçek oluyor. Gelen projelerin birçoğu da kazanılmış yarışmaların projeleri .

 

Kazandığınız bir yarışmanın sonunda projenin uygulandığını görmek nasıl bir duygu?

 

Yarışma kazanmış bir projenin tam olarak uygulandığını gördüğüm için şunu söyleyebilirim, insanın gözleri doluyor. Büyük bir mutluluk. Uygulamadan sonraki bulunduğu yer ve insanlara göre değişimini gözlemlemekde ayrı bir zevk . İnsan duygulanıyor ve iyi ki bu mesleğe girmişim, o mesaileri vermişim diye düşünüyor.

 

TeCe Mimarlık nasıl bir metodoloji benimsiyor?

 

Tasarımın başından sonuna kadar kademe kademe katılım var. Ama öncelikle Cem Bey ve Tülin Hanım bir konsept belirliyorlar. Eskizler hazırlanıp, bilgisayara geçildikten sonra iş bölümü şekillenmeye başlıyor. Karşılıklı paslaşarak devam ediyor süreç, burada top oynuyoruz. En sonunda birimiz gol yapıyor. Gol olmadığı durumlarda da, o projede yerini bulmayan birşey başka bir projede amacına ulaşabiliyor. Bu anlamda biriktiriyoruz.

 

Küçük bir ekip olmak işleri zorlaştırıyor mu?

 

Bir büronun printeri, kahve makinesi, kağıdı olmak gibi bir şey bu. Herşeyisiniz. Nasıl evinizde her şeyden siz sorumluysanız, burası için de aynı şey geçerli. Aslında bu, her şeyi yapabilme pratikliği anlamına geliyor. Çok keyifli. Sadece bir şey üzerine yoğunlaştığınız zaman makineleşip, monotonlaşıyorsunuz. Bizim durumumuzda ise örneğin bazen istemesen de bir şeyleri katlamak zorundasın ve onun da bir güzelliği var. Küçük büro ve onun küçük ekibinin samimiyeti önemli. Huzur olduğu zaman işler iyi çıkar ve çok güzel devam eder. Hep pozitif bir enerji var ve o da projelere yansıyor.

 

Elbette disiplin var. Eğer disiplin olmazsa proje gerektiği gibi çıkmaz. Disiplin denilince benim aklıma, başta önümüze koydugumuz hedefler dogrultusunda olgunlaşmış avan, uygulama projesi geliyor. Projenin bitmesi için kimi durumlarda örneğin hafta sonu da çalışmamız gerekebiliyor, ama bu bir zorunluluk değil ve sürekli de olmuyor zaten. Bu küçük bir büro olmanın getirdiği bir şey de olabilir. Bir ekipsin ve ekip yarı yolda bırakılmamalı. Lokomotifin arkasından takılıp gidiyorsun. Gittiğin bir rayın var ve onun dışına istesen de çıkamazsın, ayrıca o yolda gitmeyi zaten seçmişsin. Burada mutluyum ve huzurluyum.


Kısaca TeCe
Atölyeden
Referanslar
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin