"Sanallıktan sıkılıp elle bir şeyler yapma ihtiyacı duydum"

07 Ekim 2011
 

Küçükken de kullanılmayan objelerden yeni objeler üretme alışkanlığınız var mıydı yoksa sonradan oluşan bir heves mi bu?

Aslında pek yoktu. Son on yıldır dijital sanat ile uğraşıyordum. Sürekli bilgisayar başında fotoğraflar ve resimlerle bir şeyler yapıyordum. Sonra bu sanallıktan sıkılıp, elle bir şeyler yapma ihtiyacı duydum. Yani hep monitörde fare ile yapılan bir işi bırakıp, elimle bir şeyler yapmaya giriştim. Bu geçiş aslında tamamen tesadüfi oldu. İlkokuldaki kızımın ödevine yardım ediyordum. Geri dönüşüm için pet şişelerden objeler yapıyorlardı. Ona yardım ederken bu işin bana çok uygun olduğunu fark ettim. Üç senedir de  bununla uğraşıyorum.

O proje de yine PET şişeden başka bir şey üretmek üzerine miydi? İlkokul ödevi olduğuna göre herhalde işin içinde ateş yoktu…

Yoktu, 500 cc'lik su şişelerini kesip kullanıyorlardı. Biz içine LED ampuller koyduk mesela. Yılbaşı süsü gibi oldu, kabloyu prize takıp yakabiliyordunuz. Ama bunu yaparken bir yandan şişeyi nasıl deleceğimi düşündüm. Çiviyi ısıtıp öyle delik açtım. O sırada bu malzemenin ısıya çok değişik tepkiler verdiğini gördüm. Büzülüyor, şekil değiştiriyordu… Oynaya oynaya bu konudaki yetimi geliştirdim.

Güzel bir tesadüf olmuş. Peki, plastiğe müdahale ederken bunun yaratacağı kanserojen etkilerden nasıl korunuyorsunuz?

Yaptığım işte plastik çok fazla ısıya maruz kalmıyor. Mum alevi kadar bir ısıyla çalışıyorum.

Yani toksik bir gaz çıkmıyor.

Çıkmadığını düşünüyorum. Hem internette araştırdım hem de birkaç anlayana sordum. Eğer PET belli bir ısıdan sonra yanarsa, o zaman toksik olduğunu söylediler. Onun için gönül rahatlığıyla çalışıyorum. Ama tabi camları kapıları açıyorum, havalandırmaya dikkat ediyorum. Yani hiçbir koku oluşmuyor çalışırken, güzel güzel kokuyor aksine… Yanık koksa herhalde korkup önlem alırdım.

PET'in ısındıkça daha da sertleştiğini ve cama benzer bir doku yakaladığını söylüyorsunuz. Bu malzemeyle çalışmaya başladıktan sonra kimyasal boyutunu da ayrıca araştırdınız mı?

Araştırdım, fakat kendi işlerimde kullanacağım bir bilgi elde edemedim. Isınınca ne olur, neye nasıl tepki verir, bu tür bilgiler yok. Zaten endüstriyel bir kullanımı var. Benim gibi takı veya dekorasyon objesi olarak kullanan kimse yok. Pek pek ev kadınları kesip saksı yapıyor.

Bir de perfore ettikten sonra yiyecek vs muhafaza etmek için kullanabileceğini belirtmişsiniz. Yani havalandırma olduğu sürece gıda maddelerine de bir yan etkisi olmuyor…

Havalandırma olması şu sebepten önemli; meyveleri normal kapalı bir kaba koyunca çabuk bozuluyor, delikli kaplarda ise çok uzun süre dayanıyor. Yani hava akımı olduğu için sepet gibi çalışıyor. Ama likit konulursa, aynen sıcakta kalan su şişeleri gibi kanserojen etkileri olabilir. Benim önerim, meyve ya da fındık fıstık gibi katı yiyeceklerle kullanmak.

Peki renklendirme işlemini nasıl yapıyorsunuz?

Hiç renklendirmiyorum. Kendinden renkli şişeleri kullanıyorum

Tabi o kadar muhteşem renkler ve formlarla karşılaşıyoruz ki bunlar alelade bir şişeden olamaz gibi eliyor. 

Piyasada satılan şişeler kullanıyorum. Tanıdıklar hiçbirini çöpe atmıyor, benim için biriktiriyor. Ofistekiler, apartmandaki komşularım, yakın arkadaşlarım sürekli ellerinde poşetlerle bana şişe getiriyorlar. Aslında çok farklı renklerde şişeler var. Mesela Fanta kan portakalının şişesi canlı bir pembe. Genelde bunlara pek dikkat edilmediği için, takıları görünce çok şaşırıyorlar. Onunla yaptığım pembe çiçekler çok güzel oluyor. Bir de bazı kozmetik ve şampuan şişelerinin güzel renkleri var.


 


Gülnur Özdağlar ile "tertium non data" Üzerine...
Tasarımcı ve Markası Hakkında
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin