"PTT Pul Müzesi vaka etüdüne dönüşmüş durumda"

06 Aralık 2013
 

Deniz Kuvvetleri, Kültür Bakanlığı, PTT gibi çeşitli kamu kurumlarına projeler ürettiniz. Onlarla kurulan iletişim herhalde özel firmalarla kurulandan daha farklıdır, daha farklı bir bürokrasisi vardır.

OK:
Kesinlikle, bir kere Ankara çok farklı bir yer. İş anlamında İstanbul'a karşı çok güvensiz. İstanbul'daki firmalar bizi ciddiye almaz diye düşünüyorlar. Ama aslında şu anda Ankara odaklı çok güzel işler yapılıyor. İki tarafın üslubunu ortada kaynaştırıp, birbirinizi anlayacağınız şekilde yola çıkmak gerekiyor. Tabi ki kamu asla özel firmalar gibi değil. Siyasetin ve bürokrasinin çok farklı bir üslubu var ama sonuçta ortası bulunabiliyor.



Öte yandan Ankara'nın başkent olmasından kaynaklanan kimi avantajları da var. Ankara Ulus'taki PTT Pul Müzesi'nin, İstanbul Sirkeci'deki PTT Müzesi'nden çok daha kapsamlı olduğunu görüyoruz.
OK:
Tabi. Kültür Bakanlığı'nın yaptığı diğer başarılı işleri de görüyoruz. Geçen gün televizyonda Troya Müzesi ile ilgili çok önemli bir haber vardı. Müzecilik son iki yılda ciddi değişime uğradı. Bundan önce sadece case'ler ve vitrinler şeklindeydi...

İstanbul'da çok sayıda kültür mekanı var ve bunlara her gün bir yenisi ekleniyor ama Ankara da yavaş yavaş bu konudaki açığını gideriyor gibi…

GE:
Genel anlamda Anadolu'da bu yönde bir gelişme var. Eğer Türkiye'de müzecilikle uğraşıyorum, müzeoloji okuyorum, bu konuyu biliyorum diyorsanız -özel firmalar, özel müzeler bir tarafa- asıl kaynak devlet; Kültür Bakanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü... Anadolu'da her yerde koskoca bir kültür var. Bunlar bugüne kadar, bu konuda bir terminoloji bile olmadan, sadece "burası koruma kanunu altındadır" yazılı tabelalar konularak gelmiş. Eğer bu işe talipseniz kamu ile çalışmayı öğrenmek zorundasınız çünkü Anadolu'daki bütün müzeler Kültür Bakanlığı'na bağlı devlet müzeleri. Özel müzeler elbette ki yapılabilir, onların önü zaten açık, onları yapacak bir sürü insan var. Asıl mesele; devletin elindeki ana kaynağı bu yola sokabilmek ve buna sahip çıkabilmekte. Artık devlet de bunun farkında çünkü işin içine özel müzeler girince kamuya bir şekilde örnek oldular. Artık bir eseri vitrinde tek başına sergileyip altına ismini yazmak yetmiyor. İnsanların ilgisini çekebilmek için aynı zamanda onun hikayesini de anlatmanız gerek.

Bir de işin işletme kısmı var, yani müzenin ticari olarak kendini döndürebilmesi. Yeni formüller uygulandığında devlete de iyi bir geri dönüşü oluyor.

OK: Evet, mesela PTT'nin müzeyi açarken herhangi bir ticari beklentisi yoktu. Şu anda dükkan kısmı inanılmaz satış yapıyor ve eleman sayısı yetmiyor. Bu hiç beklemedikleri bir şeydi. Aslında bu alanda çok ciddi bir potansiyel var. Bu konuda en büyük kaynaklardan biri Amerika. Orada bütün devlet müzeleri ücretsiz ama inanılmaz paralar kazanıyor. Bizim de bunu keşfetmemize çok az kaldı. 

GE: Elbette ki devletin derdi bundan para kazanmak olamaz ve olmamalı da. Müzeler hem işletme politikası hem de genel kurgu olarak kendini döndürüp daha fazla insana ulaşabilecek bir altyapıda tasarlanmalı. Devlet tarafında son iki senedir gerçekten çok güzel işler yapılıyor çünkü bu işi bilen insanlar sürece dahil olmaya başladı. Devlet ihaleyle çalışılan bir kurum. Öncesinde bu kültür gelişmediği için müzenin içi de, dışı da, restorasyonu da tek bir ihalede giderdi. Artık restorasyonu yapan ile müzenin içindeki objenin hikayesini anlatanın aynı kişi olamayacağı görüldü. Bunlar bambaşka profesyonellikler, bambaşka uğraşlar. Gerçekten işi bilen insanlar bunu çalışınca da ortaya güzel örnekler çıkıyor.

Ama bazen bu durum projenin farklı tarafları (restorasyon, sergileme tasarımı, vb.) için dezavantaja da dönüşebilir. Örneğin PTT Pul Müzesi'nde sürece daha erken dahil olsaydınız sonuç daha farklı olurdu sanırım.

GE: Tabi, eğer eşzamanlı başlamış olsaydık; restorasyon, mimari proje ve iç mimari projede birlikte çalışmak mümkün olsaydı, o zaman çok daha iyi sonuçlar elde edilebilirdi. Burada geç fark edildi ama örnekler çoğaldıkça  bu hatalar azalacak. İhaleler ayrılacak ve projeler eşzamanlı başlayacak.

Restore edilen binanın içinde ne olduğu bilinirse, hikayesi belli olursa beraber çalışmak onu inanılmaz yukarı taşıyacaktır. Biz sadece restorasyonu yapıyoruz, içi ofis de olur, müze de olur yaklaşımı hiçbir zaman doğru cevaplar vermiyor. Güzel örnekler ortaya çıktıkça, insanlar müzelerin farklı anlatılabileceğini gördükçe, bunun ayrı bir iş olduğunu fark ediyorlar, en önemlisi de bu. Onu anlattıktan sonra işimiz daha kolay. Profesyoneller olarak işe aynı anda başladığımız zaman, birlikte çalışmak çok daha güzel, çok daha verimli olacaktır.

OK: PTT Pul Müzesi'nde projeyi onaylatmamıza ve işe başlamamıza rağmen yönetimdeki bazı insanlar sürekli onları ikna etmemizi istediler; "Güzel bir proje olacak mı?" "Bu hiç alıştığımız bir şey değil, bize dünyadan örnekler gösterin". En çok karşılaştığımız soru da "Böyle bir müzenin beğenileceği konusunda emin misiniz?" oldu. Çünkü her yerde vitrinler görmeye alışmışlardı. Şimdi onlarla yeniden konuştuğumuzda doğru bir seçim yaptıkları için çok mutlu olduklarını görüyoruz. Herkes doğal olarak kendi yaptığı işi över ama PTT Pul Müzesi gerçekten bir vaka etüdüne dönüşmüş durumda. Kültür Bakanlığı'nın Müzelerden Sorumlu Genel Müdürlüğü, müzenin iki bina aşağısında. Her gün oradan bir grup Pul Müzesi'nin gezmeye geliyormuş. Kendileri de zaten bizi arayıp bilgi veriyor; "Bugün şu ekibi gezdirdik, sizin vitrin çalışmalarını, interaktifleri nasıl kullandığınızı gösterdik" diye.


Güzin Erkan ve Oben Karatepe ile...
Tasarım Ekibi ile...
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin