Mimarizm
Mimarizm
Etkinlikler
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Yarışmalar
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Mimarizm

"Proje süreci bizim için çok önemli, gerekli vakti araştırma sürecine ve konsepte veriyoruz"

27 Haziran 2019

Kendinizden ve Edda Mimarlık’ın yola çıkış hikayesinden bahseder misiniz?

Eda Tahmaz: Üniversiteden önce mimarlıkla hiçbir alakam yoktu. Hukukçulardan ve doktorlardan oluşan bir ailem var. Lisedeyken aynı zamanda piyano çalıyor ve yarı zamanlı olarak konservatuara devam ediyordum. O dönemde seçmeli dersler arasından da hep müziği seçerdim. Sonra üniversite tercihlerine sıra geldiğinde Restorasyon bölümünü yazdım. Yıldız Teknik Üniversitesi Restorasyon Bölümü’ne böyle girdim, biraz da tesadüfen diyebilirim ancak okuduğum bölüme sonradan hayran oldum. Ben 1991 yılı mezunuyum. O dönemdeki hocalarımız çok iyiydi; Bölüm Başkanımız Lemi Merey, Çırağan Sarayı’nın restorasyonunu yapmış, arkeolog mimarlardandı, örneğin resim teknolojisi dersimizin hocası Sadi Faik İzer, resim restorasyonu dersimizinki ise Faruk Cimok’tu. 

Üniversiteden sonra 3, 4 yıl boyunca, İstanbul’un en iyi ofislerinden birinde restorasyon üzerine çalıştım. Restorasyon fazlasıyla detayı olan, malzeme konusunda bilgi gerektiren bir dal. Bu iş deneyimi bana çok şey kattı. İyi bir yerde de çalıştığım için büyük ihtimalle, çok geliştirdim kendimi. Mesleği o kadar sevdim ki sonrasında Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık Fakültesi İç Mimarlık Bölümü’ne girdim. İç mimarlık okurken de hep çalıştım. Bizim bölümün hem okuyup hem çalışabilme açısından çok büyük bir avantajı var. Bir hukuk ya da tıp fakültesi gibi değil bizim. O yüzden ben hep üniversitedeki arkadaşlara, birinci sınıftan itibaren çalışmaya başlayabileceklerini söylüyorum. Ben o dönemde sadece derslere girip sonrasında koşa koşa işe gidiyordum. Bizim rıhtım muhteşemdir, orada bile çok az zaman geçirebildim. 

Mezuniyet sonrasında Amerika’ya gittim. UIC’den (University of Illinois at Chicago) endüstri tasarım konusunda dersler aldım ve bir süre orada çalıştım. 2000 yılında İstanbul’a döndüm ve kendi ofisimi açtım. Kısaca, 1991’den 1998 yılına kadar başka ofislerde çalıştım. Arada bir de okul var tabii. Önce bir arkadaşımla ortak bir ofis kurduk, sonrasında 2008 senesinde Edda Mimarlık'ı kurdum.

Ekibinizde kaç kişi var? Ofis süreçlerinde iş bölümü nasıl?

ET: Ofiste 7-8 kişiyiz. Standart, keskin bir iş bölümümüz yok. Ofisimizde çalışmak isteyenlerden, bazı programları bilmelerini bekliyoruz. Bizim ofisimizde çalışan herkes birbirine yardımcı olur, her işin ucundan tutar. Proje süreci bizim için çok önemli, bu sebeple gerekli vakti araştırma sürecine ve konsepte her zaman veriyoruz. Tasarım ağırlıklı işler yapıyoruz ve bu şekilde de devam etmek istiyoruz. 

Edda’nın tasarım felsefesi nedir? Restorasyon eğitiminiz ve sonrasında Chicago’daki çalışma deneyiminiz tasarım felsefenizi nasıl etkiledi?

ET: Amerika’ya gittiğim zaman, Türkiye’deki eğitimin çok iyi olduğunu daha net anladım. Özellikle Yıldız Teknik Üniversitesi ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi’nde aldığımız eğitimin kalitesi çok yüksekti. Çünkü eğitim, multidisipliner bir yapıya sahipti. Örneğin, Mimar Sinan’ın eğitim sisteminde sanat, estetik ve serbest çizim çok işin içindedir. Biz zaten serbest çizimle okula girmiştik. Öyle de devam etti, ben hala bütün tasarımlarımı elle çiziyorum. Eskizler oluşturuyoruz, sonra da bu eskizleri Autocad’e geçiriyoruz. Bütün projeler de böyle devam ediyor. Yurtdışında da bunun çok önemli olduğunu gördüm. Chicago, New York ve Londra’da ofisleri olan hocalarımızdan bir tanesi “Flomaster ile tasarım yapmak zordur, sen bize bu konuyla ilgili ders ver” dedi. Amerika’da, dersine girdiğiniz bir hoca size böyle bir teklifle gelebiliyor.

Bu, bir yaklaşım meselesi. Öğrenci, hoca ilişkisinde egolar daha geri planda kalabiliyor, bu da size çok farklı bir ufuk açıyor. Bizim eğitmenlerimiz de bu bakış açısına sahip olmalılar. Yurtdışında eğitimin önemli olduğunu ve üniversiteler tarafından desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Şimdi Erasmus gibi değişim programları var ama yeterli değil. Mimarlık eğitimini yurt dışında almak çok önemli, sadece eğitimle de bitmiyor; mimari açıdan önemli yapıları da yerinde görüp vizyonunuzu geliştirmelisiniz. Üniversitelerin bunu desteklemesi gerekli. Mimar Sinan’da örneğin, heykel ve resim atölyelerine girebiliyorsunuz; yapılanları bizzat görebiliyorsunuz. Ama şu anda o kadar çok üniversite var ki; hepsinin bu tarz bir eğitim sunması imkânsız. Bu nedenle de eğitim seviyesi de bu sebepten düşmüş durumda. 


Eda Tahmaz ile...
EDDA Mimarlık Ekibi ile...
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

Bölüm Sponsorları