"Proje mimarı kanser bile eder"

07 Şubat 2014
 

İşbirliğinde bulunduğunuz başka pratikler var mı?

BK:
Ofis mekanımızı Tamirhane ile paylaşıyoruz.

Gİ: Büyümeye, 20-30 kişilik bir ofis olmaya mesafeli duruyoruz şu anda.

BK: Ceren yaşlanana kadar tek çalışanımız o (gülüyor).



Gİ: Yetişemediğimiz noktada arkadaşlarımızla ortak çalışıyoruz. Büyüyüp bir sistem ve düzenli bir gider oluşturup ona yetişebilmek için istemediğimiz işleri yapan bir ofis olmak istemiyoruz. O stresin altına girmek istemiyoruz.
BK: Hayal kurup duruyoruz.

Gİ: Küçük bir ofis olarak, yarı profesyonel, yarı amatör, yarı heyecanlı bir halde yola devam etmek istiyoruz. Aslında iş yapma şekli olarak profesyonel davranıyoruz. Sadece müşteriye yaklaşım, işe yaklaşım, yaşadığımız ofis hayatı olarak mimar / insanız aynı zamanda. Duygusallıklarımız olmuyor değil.

BK: Çünkü mimari proje dediğin şey en az bir yıl sürüyor. Mesela Moda Sahnesi 8 ay sürdü. İşverenle sürekli birlikte olduğun için nasıl olduğu, kim olduğu çok önemli. Bir proje mimarı kanser bile edebilir. Beş altı yıl sürecek bir proje olduğunu ve işverenle anlaşamadığını düşün, aldığın paranın hiçbir önemi yok bence hayatta.


"Yarışma iyi bir ekip olmayı sağlıyor"

Yarışmalara nasıl yaklaşıyorsunuz? Yarışmaya katılma vaktiniz ya da isteğiniz oluyor mu?

Gİ:
O konuda biraz ayrıyız. Bilge yarışma yapmayı seviyor ama ben çok sevmiyorum.

BK: O yüzden ben ayrı ekiple katılıyorum. İşte bahsettiğim açık ilişki bu (gülüyor). Bizim ofis varken kreş yarışmasına katıldım mesela. Ben böyle sıkışıp, kapanıp, çalışıp iş bitirme halini seviyorum. İşkence gibi biraz, birlikte vakit geçirdiğin o 4-5 kişilik ekiple teslim sonrasında bir süre görüşmüyorsun. Zor ama o yarışma ve deneysellik halini seviyorum.


Selimiye Camisi Çevresi Ulusal Kentsel Tasarım Proje Yarışması, 2. Mansiyon
Ekip: Tarık Yaşar, Bilge Kalfa, Nilüfer Çalışkan, Mehmet Gören, Sedvan Teber


Gİ: Türkiye'deki yarışmalar pek doğal akışında yürümüyor bence. Jüriye göre tasarımlar, küçük imzalar... Beni soğutan şeyler bunlar.

BK: Jüriye göre tasarım hikayesi gerçekten doğru ve o biraz antipatik. Keyif alabileceğimiz çok az sayıda yarışma açılıyor. Borusan'ın kreş yarışması da onlardan biriydi. Yarışma ilgi çekici olunca da bu sefer çok fazla insan katılıyor. Çünkü öyle bir açlık oluşuyor. Mesela daha kentsel ölçekte yarışmalara çok az ekip katılıyor. Zaten jürisi ve o jürinin beklentileri belli oluyor. Ona göre projeler üretilmiş oluyor. Yani işin böyle bir matematiksel hesabı var gibi... Ama yine de yarışma yapmak iyi bir ekip olmayı sağlıyor ve hızlı iş çıkarma antrenmanı oluyor.

Gİ: Yarışma yapmayı sevmiyorum dedim ama özellikle kamusal işlerin yarışmayla yapılmasını çok destekliyorum.


Bilge Kalfa ve Gamze İşcan ile 'Durum ve İş' Üzerine...
Hâlükârın Ofis Halleri
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin