"Paris ve New York ekolleri sentezinin ilginç olacağını düşündüm"

01 Ekim 2015
 

Öncelikle mimarlık eğitiminiz hakkında bilgi almak isteriz. Paris'teki eğitiminizin ardından Türkiye'ye geri dönünce ne gibi farklılıklarla karşılaştınız?

Osman Hacıoğlu: Lise eğitimimi İstanbul'da tamamladıktan sonra, mimarlık okumak üzere Paris'e gittim. Paris'te 68 olaylarından sonra güzel sanatlar bünyesindeki mimarlık bölümü kapatılarak yerine iki tane mimarlık okulu açılıyor. Ben de bunlardan birisinde okudum. O zamanki adıyla Ecole d'Architecture de Paris-Villemin'de. Sonrasında eğitimimin geri kalanını New York'ta Pratt Institute of Technology'de tamamladım. Mimarlık eğitiminin ilk altyapısal kısmını Paris'te almak kişisel bir tercihti. Fransızların bu konuda kendine göre rijit ve disiplinli bir eğitim sistemleri var. Örneğin ilk iki sene bilgisayar kullanmak yasak, herkes el çizimini öğrenmek zorunda, haftalık ders saatleri 40 ila 43 saat arasında değişiyor. Fransız lisesinden mezun olmam lisan açısından avantajlıydı, ayrıca kendimi Avrupa kültürüne yakın hissediyordum. Tüm bu sebeplerden ötürü mimarlık eğitimi maceram Fransa'yla başladı.



Ailenizde başka mimarlar ya da mimarlığa karar vermenizde rol oynayan birileri var mıydı?

OH: Hayır, mimarlık çocukluktan beri ilgi duyduğum bir alandı. Oyuncaklarla oynarken de bir şeyler yapmayı, legolarla oynamayı severdim. Genel çocukluk trendimin devamı diyebilirim aslında. Ailemde mimar olan yok, ancak birkaç aile yakınımız mimar var. Onların bana katkıları, üzerimde emekleri olmuştur. Tercihimde de belki bilinçaltında etkileri olmuştur ancak kimse bana mimarlık yap gibi bir telkinde bulunmadı. Fransa'daki sistem o zaman, 2+3 seneye bölünen toplam 5 senelik bir eğitim sistemiydi. İki senenin sonunda bir ön sertifika alıyordunuz. Ön sertifikayı aldıktan sonra, Avrupa'da önemli bir yere sahip olan Fransız ekolüyle Amerika'da öne çıkan New York ekolünün sentezinin ilginç olacağını düşündüm. O nedenle de rotayı New York'a çevirdim. Altyapısal eğitimi Fransa'da almanın avantajı ne kadar fazlaysa, Amerika'da da daha yaratıcı ve meslekten keyif alarak okumanın avantajları oldu. Çünkü New York'ta ders saatleri daha az, atölye saatleri daha fazla.

Liseden üniversiteye geçişte insanda bir rahata kavuşma hissi oluyor. İlk seneleri daha disiplinli bir ortamda okumak bu anlamda iyi bir yöntem aslında...

OH: Çok doğru, ilk iki senenin sonunda tamamen mimari kimliğiniz gelişmemiş olsa da belli bir yere gelmiş oluyor. O noktadan sonra mimari birikimimi özgürce ifade etmeye başlamak ve onun keyfini yaşamak açısından Amerika doğru bir tercihti. İyi bir eğitim aldım, iyi de bir öğrenciydim. Bu ikisinin sentezi, hatta İstanbullu olmak, Beyoğlu'nda büyümüş olmak insana çok fazla şey katıyor. Bu durumun mimari çizgime çok etkisi olduğunu düşünüyorum.

Mezun olduktan sonra bir süre New York'ta çalıştınız, değil mi?

OH: Evet, Türkiye'ye geri dönüşüm de gidişim gibi etap etap oldu. Önce New York'ta, sonra bir süre Paris'te çalıştım. Daha sonra İstanbul'a döndüm. Fatoş'la tanışma hikayemiz de bu döneme denk geliyor.

 


Osman Hacıoğlu ve Fatoş Başaran ile...
Atelier 187 Ekibi ile...
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin