"Ortaklıklar evlilik gibi; çok zor bir iş"

03 Nisan 2009
 



Aslında işler çok iç içe girdiği zaman bu tarz sorunlarla karşılaşılır...


Sorun değildi bu benim için. Hiçbir sorun yoktu; bu daha ziyade verilen bir kararın uygulanması idi. Şu anda da bu sistem bir şekilde devam ediyor olabilirdi. Buna biraz da empati diyebiliriz belki. Ben huzursuz olmadım ama belki Emre'nin takımını bu durum huzursuz eder diye huzursuz oldum. Aksine, Emre ile aynı mekanda olmak benim için çok güzel bir şeydi. O da eminim aynı şeyi düşünüyordu. Çünkü biz orada çalışıyorduk ama aynı zamanda da eğleniyorduk. Birbirimize bir çok konuda destek oluyorduk; dertlerimizi birlikte çözüyorduk. Ama onun için de yeni bir başlangıçtı bu. O sorunlarını benimle birlikte geçirdiği aralıkta çözdü ve eski halini yakaladı. Bürosu iyi bir büro oldu; Emre bu işten keyif almaya başladı. O baştaki tasalarından arındı ve her şey aslında düzelmişti. Bu noktada da benim artık kendim için bir yer bulmam gerekiyordu.



Bence bu çok da ilginç bir hikaye, çünkü tam da ortaklık gibi olmayan ortaklıklardan söz ediyorsunuz...

Benim ortaklıklarımın hiç biri diğer ortaklıklar gibi değildi. Ortaklık vardır; insanlar hasbelkader bir araya gelir; ortak bir işi kotarmaya çalışırlar. Aslında çok da zor bir iştir. Bu evlilik gibi bir şey aslında. Sonunda o ortaklar da ayrılırlar. Birincisi Brigitte benim hayat arkadaşımdı o zaman ve bizim için mecburi bir ortaklık vardı. O ortaklık bitince diğeri de bitmek zorunda kaldı, çünkü bir dönem özel hayatlarında beraber olan insanların ayrıldıktan sonra iş yapmaları çok zor.

Peki bunu hiç denediniz mi?

Evet, elbette. Bir üç-dört ay işlerimizi bitirmek üzere bir arada çalışmaya devam ettik. Profesyonel hayat bıçak gibi kesilmiyor. Emre ile de yürüttüğümüz ise tam bir ortaklık değildi; "office partnership" denilen bir sistemdi. O zamanlar ikimiz için de bir arada olmanın getirdiği bir güçtü bu.



Emre Arolat ile aranızdaki mimari işleyiş farklılıklarından söz ettiniz. Bunu biraz daha açar mısınız?

Emre mimarlığı ve ofisini çok ciddiye alan bir insandır. Her şeyin önüne koyar. Mimarlığı bütün zamanını harcayarak yapar. Ben belki onun kadar değilim.

Bu anlamda birbirinizden öğrendiğiniz veya belki feyz aldığınız şeyler var mıdır?

Mutlaka vardır. Hayat da zaten böyle karşılıklı etkileşimlerle dolu. Hala ben bazı şeyleri Emre'ye sorarım. Sonuçta onun şu anda daha fazla tecrübesi, bir sürü projesi var. Benim onun üzerinde çok olumlu etkilerim de olmuştur, özellikle müşteri ilişkileri konusunda.

Bebek'teki bu ofise geldiğinizden beri değişen bir şey oldu mu?

Şu değişti: Bir kere benim iş sayım arttı.

Daha göz önünde bir yere gelmenin etkisi mi bu?

Bu nedenle olduğunu zannetmiyorum. Bilemiyorum; belki tesadüftür. Sonuçta mimarlık ofislerine kimse sokaktan bakıp da girmez. Bu ofise de kimse öyle girmedi. Zaten çok göz önünde de değil bence. Bulması kolay, bir avantajı bu! Ama ofisin kendine ait bir takım değişiklikleri oldu. Mesela Hakan (Demirel) belirli bir süre sonra büroya ortak oldu. Ve dediğim gibi işler arttı; belki de eski haline geldi demeliyim. Çünkü burayı yaparken zaman ve iş hacmi açısından aşağı doğru bir gidiş vardı.

Bir diğer ortağınız da eşiniz sanırım... Kendisi de mimar mı?

Evet, Leyla (Tara Suyabatmaz) da mimar. Dolayısıyla şu anda üç ortaklı bir ofisiz.


Suyabatmaz Mimarlık'ın İlginç ve "Karışık" Hikayesi
Arif Suyabatmaz İle Projeler ve Planlar Üzerine
Suyabatmaz Mimarlık'ın Genç Ortağı Hakan Demirel ile Bir Yuvarlak Masa Söyleşisi
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin