"Okur, yazar, çizer ve yapar bir mimar olarak güzel şeyler yapmaya çalışıyorum"

09 Nisan 2010
 



Peki ya Kız Kulesi'nin restorasyonu? O dönemde çokça tartışılan bir iş oldu…

Kız Kulesi'nin restorasyonu çok önemli işlerimden bir diğeridir. Kadir Has Üniversitesi'ni ve Atatürk Müzesi'ni yaptığım zamanlarda 2000'li yılların başında, az önce saydığım ilkelerle davranarak Kız Kulesi'nin restorasyonunu da yaptım, kıyamet koptu!

1943 yılında yapılan, istihbarat amaçlı yanlış restorasyon ile Kızkulesi o sıvalı eski halini almıştı. Özgün Kızkulesi o değildi. Ben bütün eski belgelere ulaştım. Bu belgelere göre, o restorasyonda yapının burçları yok edilmiş, pencereleri kapatılmış, özgün sıva kaldırılmış, yapının içine betonarme yanlış bir kütle yerleştirilmiş. Ben yapıyı koruma kurulundan izin alarak özgün malzemelerle ilk haline çevirdim. Hepsi belgeli bunların!

En önemlisi de yapının 1999 depremini yaşamış olmasıydı, çünkü kulenin bünyesinde çatlaklar oluşmuştu. Bu çatlakları gidermek mümkün değildi. Ben de İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) İnşaat Mühendisliği Yapı Bilgisi Anabilim Dalı Taşıyıcı Sistemler Bilim Dalı'ndan 3 tane profesörün imzasının olduğu bir rapor alarak yapıya kuşak taktım. Aman Allah!

"Kızkulesi şişmanladı" dediler. "Kule'ye korse takıldı" dediler. "Kızkulesi şeklini değiştirdi" dediler. "Kule'ye pencere açıldı" dediler.

Mazgalları varmış zaten, kapatılmış! Bu bir savunma yapısı. Öyle mazgallar var ki, Marmara'nın girişine doğru yönelmiş, vergini öde öyle geç, diye gelenleri uyarıyor.
Her şeyin koruma kurulundan onayını alarak yanlışsız bir biçimde restorasyonu tamamladım. Bir tek yapının dışındaki iskele için ben denize çakılan direkler üzerine ahşap iskele önermişken, yapının sahibi bu iskeleyi betondan yaptı. Onu da koruma kuruluna ben şikayet ettim.

Ben tüm iyi niyetimle bunlarla uğraşırken, Mimarlar Odası (MO) içindeki bir grup aldı sazı eline. Ellerinde bir yayın organı var. Medya onlardan yana. Ben onlara karşı adeta tek başıma savaş verdim ve en sonunda yasalar benden yana çıktı ve 7 davanın 7'sini de kazandım. Özür bile dilemediler. Maddi tazminat kazandım, o parayı bile almadım.

Bu, Mimarlar Odası'nın bir üyesine yaptığı zulümden başka bir şey değil. Neye yaradı?

Düşünün felsefe, çaba, birikim aynı… Aynı adam hem Kadir Has Üniversitesi'nin restorasyonunu hem de Kızkulesi'nin restorasyonunu yapıyor. Kadir Has Üniversitesi'nin restorasyonu Europa Nostra ödülü kazanırken Kızkulesi hakkında girişilen anti-propaganda nedeniyle ben çok üzücü günler yaşadım.

Peki, meslek hayatınız boyunca karşınıza çıkan zorluklardan dolayı, hiç mimar olduğunuza pişman olduğunuz oldu mu?

Hayır, hiç pişman olmadım. Her zaman dünyaya yüz defa gelsem yine bu mesleği seçerim, derim ve eklerim: bir de aynı eşimi de seçerim, diye. (Gülümsüyor)
Elbette çok zor bir meslek, çok yorucu bir meslek. Ancak bana göre dünyanın en güzel mesleklerinden biri, iyi irdelediğiniz zaman sizi daima taşır. Kendinizi eğitmenize, yenilemenize, gezmenize-görmenize yardımcı olur. Tabi bütün bunların yanında para da kazanırsınız.

Benim meslek yaşamım maceralarla dolu. Biraz ön plana çıktığınız zaman sizi budamak isteyen pek çok rakibiniz olur. Buna rağmen mesleğimi yapmaya çalıştım. Bu mesleğin sonu yok, ama okur, yazar, çizer ve yapar bir mimar olarak güzel şeyler yapmaya çalışıyorum. Örneğin Galata'dan baktığınızda İstanbul'un gece silueti Kızkulesi'yle başlar, Topkapı Sarayı, Yenicami, Mısır Çarşısı, Rüstem Paşa Cami ile devam eder ve Kadir Has Üniversitesi ile son bulur. Ne mutlu bana ki siluetin başlangıç ve bitiş noktasını yapmışım, geçen sene Topkapı Sarayı'nın ve Mısır Çarşısı'nın projelerini hazırlamışım.

Cizre'de Türkiye'de başka bir örneği olmayan bir medresenin restorasyonunu yaptım, Antep'de hamam restorasyonları, yeni binalar yaptım, Diyarbakır'da kale ve içkale restorasyonu yaptım. Van'da Hoşaf Kalesi, Edirne'de Ekmekçizade Ahmetpaşa Kervansarayı… Edirne'den Van'a kadar restorasyon yaptım. Yani ben Anadolu topraklarıyla hesaplaştım, borcumu ödedim.

Daha güzel şeyler yapma arzusundayım. Allah heyecanımı almasın, bir de sağlığımı bozmasın yeter, herhalde bir miktar daha bir şeyler yaparım.

Bir de bütün bunların dışında işin en güzel yanı da benim ve eşimin mimari uğraşlarımızın arasında ailemizden iki tane mimarın yetişmesi oldu. Oğlum Zürih'te E.T.H'yı bitirdi, şimdi Zürih'te çalışıyor. Kızım ise Londra'da AA'de mimarlık okuyor.


Mehmet Alper ile...
Tures Mimarlık çalışanları ile...
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin