"Occupy" Hareketi ve Yeni Kamusal Mekan

09 Aralık 2011
 

Nate Berg, 22 Kasım 2011, The Atlantic Cities


Foto: Stephen Lam / Reuters


Devletler, dünyanın büyük kentlerindeki kamusal mekanlara taşınan "Occupy" hareketine dair ne yapacaklarını çözmeye çalışıyorlar. Bazıları çözümü sadece insanları bu alanlardan çıkarmada buluyor. Oakland'dan New York'a çeşitli belediye başkanları bu doğrultuda; kamusal güvenlik, hijyen ve kamp alanlarının zorla boşaltılmasında kullanılan diğer bildik yasaları hatırlatıyorlar.

University of California (UC Davis)'da yaşanan biber gazı püskürtme olayında, kamusal alan kullanıcıları ile kamusal alan kahyaları arasında yaşanan çatışma, şaşırtıcı bir kopukluğun altını çizdi. Cevabı ne olursa olsun, parkları mesken edinen bu protestoların aylarca sürmesi, kamusal alanı genel anlamda ön plana çıkardı. Ama bu durum aynı zamanda sorunun yanıtını da zorlaştırdı. Bu mekanlar kentin bir parçası olduğuna göre kamu tarafından da kullanılabilmeliler. Öte yandan bu mekanlar özellikle kamp alanı olmak üzere kurgulanmadığından bu amaca uzun süre hizmet edemezler. Peki halk, kamusal alanını öngörülmeyen biçimlerde kullanmak isterse bu durumda haklı olan sizce kimdir? Halk mı, kamusal alan mı? Eğer fazla önemsenmeyen tartışmalar, ülke ve dünya çapındaki bu işgalleri gölgelemeye başlarsa asıl sorunun bu olacağı düşüncesindeyim.

Occupy hareketi, bilerek ya da bilmeden, tamamen yeni bir kamusal alan türü için çağrıda bulunmaktadır.

Sorunun can alıcı noktası, kamusal alanının her zaman bizim düşündüğümüz anlama gelmiyor oluşudur . Protestolara ve kamplaşmalara baktığımızda, insanların bir araya gelmek için anayasal haklarını ileri sürdüklerini görüyoruz. Bizler -OWS hareketi, kent yönetimi, taraf olanlar, karşı olanlar ve hatta kayıtsız izleyiciler-, bu protestoya konu olan parkları ve kamusal alanları uygun yerler olarak görüyoruz. Bu yerlerin bunun için olduğunu farz ediyoruz. Oysa bakmakta olduğumuz kamusal alanlar daha ziyade; kamu tarafından erişilebilen, sahibinin, yani devletin kurallarına tabi olan ve teoride bizim kontrolümüz altında olan alanlar şeklinde tanımlanmalı. Kamu demek biz demek, ama aynı zamanda devlet anlamına da geliyor ve kamusal alanlarımız söz konusu olduğunda Venn şemasındaki bu iki küme neredeyse tam bir örtüşme içinde. Bu alanları kullanmakta, belli koşullar altında, özgürüz.

Çoğumuz Occupy hareketini demokratik bir katılım olarak gördü; imzalar toplandı, bir araya toplanıldı, hayal kırıklığını ve değişim isteğini ifade etmek amacıyla mevcut devlet sistemi çerçevesinde çalışmalar yürütüldü. Kamp ortamında başka bir demokrasi biçimi oynanmaktaydı. Tabii ki komiteler, çalışma grupları, oylama, destekleme gibi bürokratik benzerlikler vardı. Ama öte yandan, hareketin açık uçlu doğası ile uyum içinde bir yükselen demokrasiden bahsetmek mümkün. Amplifikasyon sistemi yasaklandıktan sonra Zuccotti Parkı'nın içinde geliştirilen insan mikrofonu gibi, zamanın ihtiyaçlarına ve koşullarına uyan yeni bir kamusal alan formunun gelişimine ihtiyaç olduğu ortada .

Bu hareketin en başarılı olduğu nokta, toplumumuza 'böyle yerleşmiş olan büyük finansal sistemler' hakkında konuşabilmeyi başlatmış ve insanları düşünmeye sevk etmiş olmasıdır. Hareketin büyük bir bölümünün, bu tohumu ekmek ve bu mesajı yaymak ile ilgili olduğu söylenebilir. Hareketin diğer bir bölümü ise, mevcut sisteme çarpıcı bir değişiklik getirme konusunda samimi gözükmektedir.

OWS hareketine kamusal alanla ilgili bir tartışma olarak baktığımızda, her iki parçanın varlığından da söz etmek mümkündür. Mekanın işgal edilmesi, kamusal alanın toplumumuzdaki rolüne dikkat çekerken; alanın yasal anlamda uygunsuz bir biçimde kullanılması, bu mekanların halka ve ihtiyaçlarına yönelik olarak nasıl farklı yollarla kullanılabileceğine ilişkin çarpıcı değişikliklere çağrıda bulunmaktadır.


Bu yazı,
theatlanticcities.com'dan derlenmiştir.


OWS Hareketinin Arka Planı
Uluslararası Mimarlık Basınından OWS Yansımaları
OWS için Tasarlamak
OWS Protestolarının İstanbul'daki Uzantıları
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin