"Mimarlığa dair ilk farkındalığım, 5 yaşında gittiğim inşaatta oluştu"

06 Mayıs 2012
 

Statiğin önemini ne yazık ki depremlerde yaşanan yıkımlar ve can kayıpları sonrasında hatırlıyoruz. 

Evet, mimarlar genelde projeyi çizip, "mühendise buna göre bir statik hesabı yapın" der, daha sonra yapılan hesaplardan haberi bile olmaz. Mimarlar arasındaki fark, yaptıkları çalışma ve ciddiyetleri ile ortaya çıkar.

İlk projemde bu iddiamı ortaya koymuştum. Zaten teknik liseden gelme bir altyapım var. Daha 15 yaşındayken kendi tercihimle teknik liseye gittim. Kıbrıs'ta Namık Kemal Lisesi'nin orta bölümünde okuyordum. Çok başarılı bir öğrenciydim, TÜBİTAK'ın yarışmalarına katılıp derece alırdık. Resim yeteneğim de vardı, hep yaşımın üzerinde resimler çizerdim. Yoğun bir tarihi dokuya sahip mahallemizdeki binaları çizerdim. Mimarlığa dair ilk farkındalığım, 5 yaşımdayken gittiğim bir inşaatta oluştu. Babamın mesleği arkeoloji ile ilgili olduğu için çocukluğum hep tarihi binaların içinde geçti. Beni de yanında kazılara götürürdü. Toprağa, taşa, inşaata ilgim oradan geliyor. Yurtdışında genelde evde bir tadilat yapılacağı zaman kimse usta çağırmaz. Ben de evin dış duvarlarını, ahşap pervazları çok kolay boyardım. İşin sadece teorisine değil, uygulamasına da meraklı olduğum için okur, sorar ve yapardım. Kız çocuğu olmam hiç fark etmezdi…

Sizin dışınızda yapı sektörüne merak saran oldu mu ailede?

Resimle ilgilenen bir ablam var, şu anda ilköğretimde okul müdürü. Babam heykel yapardı. El sanatları yetimi babamdan, matematiksel becerimi, ‘ticari kafamı' da annemden almışım (gülüyor). Bu arada en küçük kız kardeşim de üniversitede matematik bölümünde doçent!

Gazi Magosa'da, genelde erkeklerin gittiği Endüstri Meslek Lisesi vardı. Babama, bu okulun Yapı Teknik Ressamlığı Bölümü'ne gitmek istediğimi söylediğimde kabul etmedi, "Oraya tembeller, okumayacak olanlar gidiyor. Kız öğrencisi de yok zaten" dedi. Günümüzde hala bu önyargı var, meslek sahibi ara eleman konusu tam olarak çözülmemiştir.

Yurtdışına gittiğiniz zaman mimarlık mesleğini, dolayısıyla mimarı çok önemsediklerini görüyorsunuz. Türkiye'de bu algı yeni yeni oluşuyor. Ve tabi önemli veya popüler projeler yapmışsanız! Ülkemizde ihtiyaçtan fazla mezun mimar var. Öte yandan, gerek eğitimi gerek tecrübesi ile bunun hakkını veren mimar çok az.

Babamın itirazına rağmen, 15 yaşında ortaokulu tamamlayınca normal liseden kaydımı alıp, teknik liseye kaydoldum. O zaman benim dışımda okulda başka kız öğrenci yoktu. Çalışkan bir kız talebe bu okula kayıt yaptırınca, okul birden kıymete bindi. Arkamdan 5 - 6 kız daha kaydoldu ve ilk defa karma bir sınıf oluştu. Bu ilgi sonraki yıllarda da devam etti.

Okula paralel olarak iş yaşamına başladığınızı söylüyorsunuz bir röportajınızda…

Bürolardan talep geliyordu, ben de işimi çok sevdiğim için yazları boş oturmuyor, uygulamaya yönelik projelerde çalışıyordum. O dönemde yapılan binaların önünde geçerken, "bunu o zaman ben çizmiştim" diye bakıyorum şimdi.


Kıbrıs - Türkiye - Azerbaycan Hattında 'Zorlu' Bir Mimarlık Serüveni
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin