"Konuyu en iyi kim biliyorsa onlarla çalışmak lazım"

10 Nisan 2015
 

Özellikle yurtdışında büyük ölçekli projeler yapıyorsunuz. Daha önce hiç yapmadığınız bir tipolojiyi ele alırken, mesela bir havalimanı yaparken işe nasıl başlıyor, kendinize nasıl bir yol haritası belirliyorsunuz?

BT:
Kaliningrad'da bir havaalanı konsepti hazırladık. Birlikte çalıştığımız firmalardan birisi aynı zamanda buranın işletmecisi. Orada inşaatı yarım kalmış bir proje vardı. Bunun yetmeyeceğini ve bazı hatalarının olduğunu tespit etmişler. Ek binalar yapıp bunu değiştirmek ile sıfırdan bir proje arasındaki farkı görmek istediler. Biz de bunun üzerine bir konsept hazırladık. Herhangi bir  projede ekibi genişletme konusunda sıkıntımız olmuyor. Mesela o projede  Moskova ve Ankara ofisleri olarak tamamen işin içindeydik, Cumhur Hoca da projede görev aldı. Ayrıca tasarım sürecini, Limak'ta havaalanları konusunda oldukça tecrübe kazanmış Rüya Taşdelen'in danışmanlığında ilerlettik. İşte "ortak akıl" dediğimiz şey bu. Kendimizi bir şey bilmiyor olarak varsaymak en doğrusu. Konuyu en iyi kim biliyorsa onlarla çalışmak lazım.



GT: Mesela Karasan Sağlık Tesisleri ve Otel Kompleksi teklifinde tamamen çevreye duyarlı, yeşil bir kompleks tasarlamıştık. Uygulaması yapılsaydı ekoloji konusunda uzmanlaşmış mimar arkadaşlarımızla beraber çalışacaktık. Çevremizde belli bir konuda bizden önce yol almış, beraber çalışabileceğimiz birileri varsa onlarla hemen entegre oluyoruz.

Kolektif çalışan, paylaşmanın gücüne inana bir ekip olarak yarışmalara nasıl yaklaşıyorsunuz?

BT:
Yarışmalara çok fazla katılamıyoruz çünkü teslim edemiyoruz, hep yarım kalıyor.

SB: Süreçten fazla keyif alıyoruz galiba.

GT: Genelde sonuçtan çok süreçle ilgilendiğimiz için o süreci bitirememeye dayalı bir durum... Sonuçta yarışmanın amacı da bir şeyleri daha iyi yapmak, geliştirmek.

BT: Lösev'in yarışması yıllar sonra katıldığımız ilk yarışmaydı. Yine yetiştiremedik, binalarımız iyi olmadı ama kurduğumuz ekipte çocuk gelişim uzmanı da vardı, önleyici onkoloji konusunda uzman bir doktor arkadaşımız, kendi çiftliğinde permakültür yapan bir abimiz, yine permakültür ve ekolojik tarımla ilgili arkadaşlarımız da vardı.

Bu insanları bir araya getirmekte çok kolay değil aslında.

BT:
Yaklaşık 20 kişiydik. Binalara gelene kadar çok güzel bir süreçti. İklimlere göre hangi alanlara ne ekileceğinden tutun da, bütün kurgu ve ana fikir hazırdı. Binalar için 5 günümüz kalmıştı. Böyle karma ekiplerle çalışmak hem bize çok şey katıyor, hem de farklı farklı bir sürü denemeler oluyor. Havaalanındaki örnek gibi, o kişilere ulaşıp beraber bir şey üretmek, ortak aklı ortaya çıkarmak önemli.

SB: Bunun yanında Bora'nın, Güzey'in ilk kuruluşundan itibaren ortaya koyduğu çerçeve hep devam ediyor. Mesela Libya'daki güneş enerjisi kurumuna proje teklifinde bulunurken," kurum zaten güneş enerjisi kurumu, buna mutlaka sürdürülebilir bir yapı tasarlayalım" diyerek yola çıktık ve bu projeyi de bir şeyleri öğrenmek için araç olarak kullanma yolunu tercih ettik. Yaptığımız projeler ilk işlerden beri paralel giden bir çerçevede birileriyle temas aracı da olabiliyor, kendimizi geliştirmek için bir vesile de.


Güzey'den DP+Güzey'e...
Rusya'yı Anlamak ve İnşa Etmek
Ortak Akıl ve Paylaşım Her Yerde...
DP+Güzey Ekibi
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin