Kentlerimizin En Büyük Sıkıntısı "Meydansızlık"

04 Eylül 2008
 

Zaten kalabalık bir şehirde yaşıyoruz, iftar saatlerinde insanların yemeğe yetişecek olması trafiği içinden çıkılmaz bir hale getiriyor. Acaba etkinlik alanlarını kent merkezinden biraz uzaklaştırmak bu sorunu çözer mi?

Trafik, gürültü, karmaşa gibi nedenlerle etkinlik alanların kentin dışına çıkarılmasını isteyenler de olabilir ama bence doğru olmaz. Agora kavramının var olduğu antik kentlerden bugüne baktığımızda, bütün insanların bir araya toplandıkları yerler hep kent merkezindedir. Kent sakinlerinin kolayca ulaşabileceği, herkesin bildiği bir yer. Bu mantıkla baktığımız zaman bu tür organizasyonların da kent merkezindeki meydanlarda yapılması doğrudur. Ama bizim kültürümüzde maalesef "meydan" kavramı pek kalmadı. Büyük kentlerimizin en büyük handikaplarından biri de insanların toplanabileceği meydanların olmaması. Cumhuriyet sonrası kendiliğinden gelişen kentlerimizde her tarafı yapıya boğduk ve meydan kavramını ortadan kaldırdık. Örneğin bir miting yapılacağı zaman İstanbul'da bir ya da iki nokta var; Çağlayan, Kadıköy ve Taksim Meydanları. Başka meydanı yok bu kentin. İnsanların toplanacağı, bir arada eğleneceği, büyük organizasyonların yapılabileceği meydanlarımız olsaydı, kalabalıktan kaynaklanan organizasyon sıkıntıları da büyük ölçüde giderilmiş olurdu. Meydanımız yok; meydanlaştırabildiğimiz bir yerde bir takım etkinlikler yapıyoruz. Bakırköy'de Özgürlük Meydanı, Kadıköy'de Rıhtım, Üsküdar Sahil… Böyle sonradan kendiliğinden oluşmuş, insanların yoğun olarak bulunduğu noktalar, ister istemez bu tür organizasyonların da yapıldığı alanlar oluyor.

 

Kent de bir insan gibidir. Teknolojiye, içinde bulunduğu zamana, insanların ihtiyaçlarına göre şekillenir. Yani kent, içinde yaşayan insanların istediği şekilde büyür. Biz geçmişte ne istedik bu kentten? Hepimizin legal ya da illegal bir evi olsun istedik. Bunun sonucunda gecekondulaşmayla büyüdü bu kent. Planlı büyümediği için bir organizasyonun yapılacağı, insanların toplanacağı meydanı olmadı. Ya da civardaki her mahallenin yaya akslarıyla ulaşabileceği okulları da olmadı. Şimdi teknolojiyle biraz daha değişiyor. Daha büyük yapılar yapılmaya başlandı. Örneğin Barbaros-Maslak aksındaki yapıların tamamı devasa boyutlarda. Bunu Anadolu Yakası'nda, rant baskısıyla yapılan büyük yapılar takip ediyor. Dolayısıyla kent bununla şekillenmeye başlıyor. Kentimiz bundan sonra teknolojiyle birlikte yeni bir şekillenme süreci yaşayacak. Ama bunun içinde, hiçbir zaman içinde yaşayan insanların bir arada olma isteği baskın olmayacak. Dolayısıyla biz bu tarz etkinlikleri yine böyle sıkışık alanlarda yapmaya devam edeceğiz.

 

Bazı seneler ilginç stand çalışmaları da yaptılar.  Eski Osmanlı konağı tarzında standlarla donattılar meydanı.

Evet, çok çirkindi bana göre…

 

Kentin kendine ait bir görsel bütünlüğü var. Bunun içinde yaratılan bu tarz yapay alanlar biraz "kitsch" olmuyor mu?Az önce söylediğim gibi eskiye öykünme var. O bahsettiğiniz eski Osmanlı evi şeklindeki standları ben de gördüm. Alanın içine giriyorsunuz, deniz tarafına sırayla o evleri koymuşlar. Hani tek katlı da değil, iki katlı gibi göstermeye çalışıp yüksek de yapmışlar. Bu şekilde denizden gelecek havanın ve manzaranın önünü kestiler. Halbuki oraya denizi kullanmak için gelen insanlar var. Belki halkın bir kısmı Osmanlı evleri nasıldı görmüş oldu ama diğer taraftan da İstanbul'un manzarası kapandı. Yani bir taraftan yaparken, diğer taraftan bozuyoruz. Bence bu tür göstermelik yapılar yerine belediyeler eski yapıları korusun ve yenilesin. Onlar ayakta kalsın da eskileri öyle görelim.


Feshane Etkinlikleri Kente Yayılıyor
Bayrampaşa Cezaevi Etkinlik Alanı Oldu
Tarihi Meydanda Açıkhava Şenlikleri
Şehir Plancısı Gözüyle Kent ve Ramazan
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin