“Kendimize MSN’i örnek alıyoruz”

12 Mart 2010
 


Soldan sağa: Gökhan Kodalak, Hasan Sıtkı Gümüşsoy, Erhan Vural.

Hepiniz Yıldız mezunusunuz ve sanmıyorum ki bu sözünü ettiğiniz çalışma yolu-yordamı, okulda öğrenilmiş bir şey olsun… Ne noktada tasarımsal sürece yaklaşımınız içinizde yeşerdi ve olgunlaştı?

Hasan Sıtkı Gümüşsoy: Bu işe nasıl başladığımızı hatırlamıyorum açıkçası. 2002'den bugüne geldik…

Erhan Vural: Tüm bunlar biraz da ilk yarışma deneyimimiz ile başladı. UIA'nın "Xtreme" Yarışması vardı. Biz okuldaki arkadaşlar olarak –yaklaşık on bir kişi- bu işe koyulalım dedik. Böyle yine kafelerde, Taksim'de Beyoğlu'nda, zaten sosyal hayatımızın geçtiği yerlerde yarışma üzerine kafa yormaya başladık. Kafa yordukça, vakit ayırmak gerektikçe binbir türlü sebeple elenmeye başladık; insanlar gelmedi ya da uğraşmak istemedi. Sonunda da biz dördümüz kaldık. Ama o yarışmayı teslim edemedik. Hatta teslim edemediğimiz ilk ve tek yarışma oldu. Ancak ardından Gökhan'ın tek başına S.O.S İstanbul Yarışması'nı kazanması, grup için ateşleyici bir güç oldu. Daha sonra Çuhadaroğlu, Can Alüminyum derken bir baktık, yarışmaların içindeyiz. Grubun çekirdeği böylece dördümüzle oluşmuş oldu.

Bir anlamda yarışmalar ile yoğrulurken ve yorulurken kendi pratiğinizin dinamiklerini keşfettiniz.

EV: Bir yandan da okuldaki projelerde bir araya gelmeye çalışıyorduk. Hepimiz tek hocadan alamasak da en azından ikişerli olarak aynı gruba düşmeye özen gösteriyorduk. Son olarak bitirme projesinde de birlikteydik. Zaten grubun geri kalanından ayrı durarak, kendi başımıza çalışıyorduk.

HSG: Okulda da belli şeylerin farkına vardıktan sonra kendi projelerinize karşı belli bir yaklaşım geliştiriyorsunuz. Bu nedenle aramızda bir "kafa uyuşması" olduğunu söyleyebiliriz.



Gerçi gruptan ayrılanlar, size eklenenler de oluyor sanırım… Bu genişleme ya da küçülme, yarışma projesinin beraberinde getirdiği faaliyet yükü ile mi doğru orantılı?

Gökhan Kodalak: Sıkı, kimseyi içine almayacak, dört kişi üzerine kurulu bir çerçevemiz yok. Belki projesine ve büyüklüğüne göre, ama daha çok o zamanki iletişimimize ve sosyal ilişkilere göre şekilleniyor. Bazen dörtten daha az kişi ile bile çalışabiliyoruz. Bunların çok deterministik karşılıkları yok; "Çok büyük bir proje geldi, haydi sekiz kişi yapalım" ya da "Minicik bir şey var, tek kişi yapalım" gibi… Bizim ofis mantığımız da zaten biraz flaneur'lük kokuyor. Türkçe konuşmak gerekirse, serserilik gibi… Burada bir tür açık ofis mantığı var denilebilir. Ne zaman, kimin gelip onun içinden bir şey alacağı ve başka bir tarafa götüreceği belli olmaz. Bu nedenle biz bir kısa film de çekebiliyoruz, bir yerleştirme de yapabiliyoruz. Yarın öbür gün metinler yazıp bir yerlere yollayabileceğiz. Belki de tüm bunları 68 sonrası Archigram'ın, Superstudio'nun öncül örneklerini verdikleri bir mimari düşünce grubu fikrine eklemlemek mümkün.

Öte yandan Türkiye'deki mevcut ekonomik durum düşünüldüğünde anlamlı bir yerde olduğumuz, avangard yaklaşım ile güncel somut durum arasında bir dengede olduğumuz söylenebilir. Bir yandan ürünleri çıkarma peşinde koşuyoruz, diğer yandan da teorik olanı mümkün olduğunca içine enjekte etmeye çalışıyoruz.

Kendinize ofis kurgusu olarak örnek aldığınız isimler, az önce saydığınız Archigram ya da Superstudio olabilir mi acaba?

GK: Hayır, onlarda ofis işleyişinin nasıl olduğunu araştırmadık bile… Daha ziyade mimarın rolünün geleneksel anlamda sadece yapı üretmek olduğu varsayımının kırıldığı bir ara dönemin fikir grupları olmaları, bizi o döneme dönüp baktığımızda heyecanlandırıyor.


Aboutblank'in  "Küçükçekmece Kentsel Tasarım proje Yarışması" önerisinden bir diyagram.

İşleyiş açısından kendi öngörülerinize yakın bulduğunuz, kendi mimarlık pratiğinizi şekillendirirken örnek ya da ilham aldığınız ofisler var mıdır?

HSG: Bir ara Türk bir grup vardı, ama adlarını hatırlamıyorum şimdi… Uluslararası bir oluşum içindeydiler. Her ülkede, şehirde, sanırım internet üzerinden haberleşerek proje geliştiriyorlardı.

GK: Kendimize örnek olarak MSN'i alıyoruz. (Gülüyorlar) Çerçevesi esnek, her an ekleyip silebileceğimiz bir şeye açığız. Şu anki çağın olanaklarına çok aşina olduğumuz, belki de ona doğduğumuz için –elbette sadece içine doğmakla olacak iş değil, özellikle ilgili olduğumuz için hep bunların üzerine gidiyoruz. Bu nedenle bir Linux sistemi gibi kendi ağımızı kendimizin kurduğu açık bir yapılanma hayal ediyoruz.

Öte yandan da ofisimizle ilgili stratejik planlarımız olduğunu söyleyemem. Gittiğimiz noktaya yalpalanarak, sürekli etkileşime girerek, o an nerede keyfimiz daha çok yerinde oluyorsa orada biraz daha oyalanarak gitmek istiyoruz.

Kendinize "Bizim üslubumuz budur" gibi bir yol çiziyor musunuz?

HSG: Buna ancak çalışma şeklimizi örnek gösterebiliriz. Daha ziyade diyagramlar ile çalışıyor olmak bizim çalışma "tarz"ımızın bir parçası… Ama belirgin bir görsel üslubu takip etmeye çalışmıyoruz.

GK: Tekrar eden bir olgudan bahsediyorsak, fikrin her zaman ön planda olması bizim için önemli. Bunun dışında sunum dilinde benzer ögelerden bahsedilebilir. Dolayısıyla mimari projeye yönelik bir arayış değil bu. "Üslup" bugün artık ölmüş bir şey aslında; ama bugün bir star mimar bir yapısıyla ünlendiği zaman o ünü talep etmeye başlayanlar oluyor. Dolayısıyla o üslup ona giydiriliyor. Ben geleneksel anlamı ile üslubun bugün çok da gönüllü olarak kullanıldığını düşünmüyorum. Bu, en basit haliyle seçeneklerin ve niceliklerin artmasına bağlanabilir.

EV: Bu teknoloji ile de çok alakalı; hatta bugün üslubun bir teknoloji çıktısı olduğu söylenebilir. Örneğin parametrik tasarım diye bir alan var. Bilgisayar teknolojilerinin tasarım ile iç içe olduğu, onun algoritmalarının kullandığı bir disiplin var. Biz de bu teknolojilerden çeşitli projelerimizde faydalanmaya çalışıyoruz. Elimiz döndüğünce, bizi heyecanlandıran şeyleri deneyerek, bunların üzerine söz söylemeye çalışıyoruz. İlla bir üslup aranırsa, muhtemelen mimarlığı dijital teknolojiyle birlikte düşünmektir.


Aboutblank Nasıl Bir Ofis Kurgusu Düşlüyor?
Aboutblank İsminin Olanakları ya da Olanaksızlıkları...
Şu Anki Esas Faaliyet Alanı: Yarışmalar
Mimarlık Üretimi Süreçleri ve Dinamikleri Üzerine
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin