"Kendi geleceğimize üzülmemek elde değil"

05 Şubat 2010
 

Kent içi ulaşımda toplu taşımanın payı nedir? Yerel yönetimler insanları toplu taşımaya özendirmek için hangi araçları kullanılıyorlar?

Londra'da toplu taşımanın kent içi ulaşımdaki payı TfL'nin 2009 raporuna göre % 37. Bizde sanırım bu oran %40'larda olmasına rağmen bunun yarıdan fazlası minibüslerle sağlanıyor ve raylı sistemlerin payı çok düşük, % 2 civarında, Londra'da ise bu oran % 8. Londra'da günlük yolculuklarda özel araç kullanımı % 39 oranında ama bu oranlara karşılık olarak yürüyüşe dayanan yolculuklar % 20 gibi büyük bir orana sahip. Ayrıca bisikletle yapılan yolculuklar da % 2 oranında.



Bu oranlara baktığımızda Londra'da toplu taşımanın kent içi ulaşımdaki payının İstanbul'dan çok da farklı olmadığını düşünebiliriz. Ancak kentin 1993 yılından itibaren kat ettiği yola ve gelecek stratejilerine baktığımızda kendi geleceğimize üzülmemek elde değil. Londra'da 1993 yılından günümüze zirve saatlerde kente özel araçlarıyla giren kişi sayısı % 40 oranında olağanüstü bir düşüş yaşamış. Buna karşılık raylı sistemlerle seyahat edenlerin sayısı yaklaşık % 11, şehir içi otobüsleri kullananlar % 55 ve bisiklet kullanıcılarının sayısı % 85 oranında yükselmiş. Bu durum kentte toplu taşımanın, yürüyüşün ve bisikletin özendirilmesindeki politikaların başarısının bir göstergesi.

TfL'nin bu konudaki çalışmalarına baktığımızda fiziksel ulaşım yatırımlarından, ulaşım yönetimine, farklı birimlerle iş birliklerinden halkın bilgilendirilmesi yönündeki çalışmalara kadar çok geniş bir yelpazesi olduğunu görüyoruz. TfL'nin internet sayfasına şöyle bir göz attığınızda bu çeşitliliği hemen fark edebilirsiniz. Toplu taşıma konusunda verebileceğim örneklerden biri TfL'nin Londra'daki okulların % 70'i, iş yerlerinin %10 'uyla çalışarak özel araçların ev-okul yolculuklarında kullanımını %7, iş yeri yolculuklarında kullanımını %14 azaltmış olması. Bu durum kentteki farklı aktörlerle çalışmanın önemini ortaya koyuyor.

Londra'da toplu taşımanın özendirilmesinde kullanılan en önemli araç sanırım ulaşım sisteminin yönetimi. Londra gibi ulaşım sisteminin fiziksel olarak neredeyse doygunluğa ulaştığı kentlerde ulaşım yönetimi yeni ulaşım yatırımları yapmaktan çok daha önemli. Aslında İstanbul gibi toplu taşıma sisteminin henüz tam olarak gelişmediği kentlerde bile ulaşım sisteminin başarılı bir şekilde yönetilmesi büyük farkı yaratır diye düşünüyorum. Birbiriyle fiziksel olarak entegre edilmeye çalışan ulaşım türlerinin yanısıra sistemin zamanlama, ücretlendirme ve bilgilendirme anlamında da entegre edilmesi büyük önem taşıyor. Ulaşım yönetiminin doğru bir şekilde yapılması toplu taşımaya olan güveni artırıyor, bu da daha fazla kişinin toplu taşımayı tercih etmesini sağlıyor.

Toplu taşımaya olan güveni artırmaya yönelik olarak Londra'da yapılan bence en iyi uygulamalardan biri yolculuk planlayıcısı (journey planner). Bu tabii ki önemli bir alt yapı yatırımı gerektiriyor. İngiltere'de posta kodu sisteminin önemli bir veri tabanı olması ve çeşitli sorgulamalara izin verecek şekilde yapılandırılmış olması bunu kolaylaştıran bir etken. TfL'nin internet sayfasında gideceğiniz yerin posta kodunu ya da istasyonunu yazınca hangi ulaşım türlerini kullanabileceğinizi gösteren, hangi saatte hangi ulaşım türüne aktarma yapabileceğinizi ve yolculuk sürenizi belirten birçok alternatifle karşılaşıyorsunuz. Bu uygulama toplu taşımanın güvenilirliğini artıran önemli bir etken. Bir diğer önemli uygulama da halkın ulaşım sistemi hakkında oldukça iyi bilgilendirilmesi. Otobüs duraklarında ve metro istasyonlarında tüm güzergah, saat ve aktarma bilgilerinin verilmesi, araçların geliş saatlerinin dijital panolarda gösterilmesi, metroda ve tren istasyonlarında araç yoğunlukları ve servis kalitesi hakkında anons yapılması bilgilendirmeye yönelik olarak yapılan uygulamalardan birkaçı. Bu sayede yolcular birçok alternatif arasından kendi isteklerine göre seçim yapabiliyorlar.

Ulaşım yönetimiyle ilgili bir diğer uygulama da bizdeki Akbil eşdeğeri Oyster kartı. Bu kartla tüm ulaşım türleri arasında aktarma yapmak mümkün ve daha ucuz. Aslında Londra ulaşımı Fransa, Almanya, İspanya ve İtalya gibi diğer Avrupa ülkeleriyle karşılaştırıldığında oldukça pahalı kalıyor. Londra metrosunda tek yöne alınacak bir bilet 4 pound civarındayken bu ücret Paris metrosunda sanırım 1 euronun altında. Bu durum da Oyster kullanımını gerekli kılıyor. Yine de ulaşım ücretlerinin bu kadar yüksek olması çok tartışılan bir konu.

Londra'da toplu taşımanın özendirilmesiyle ilgili olarak ulaşım yönetimi uygulamalarından örnekler çoğaltılabilir ve bunların arasına daha önce de bahsettiğim fiziksel planlama örnekleri eklenebilir. Ama çoğu önemli yatırımlar gerektiren bu uygulamalardan farklı olarak hiç yatırım gerektirmeyen ve yolcuların güne iyi başlamasına katkıda bulunan en önemli şeylerden biri de sanırım ulaştırma sektöründe çalışanların güler yüzlülüğü ve her türlü sorununuzu çözmeye çalışmaları. Bu İngiltere'ye özgü bir şey mi bilmiyorum ama İstanbul'un kaotik ulaşım sisteminden sonra birilerinin sizin rahatlığınız için çalıştığını bilmek çok farklı etkiler yaratıyor. Yolcuların seyahatleri sırasında farklı bir deneyim yaşaması için 2009'un sonlarında Londra metrosunda başlatılan bir uygulama da kondüktörlerin yolculuk sırasında yaptıkları anonslara bazı filozoflardan alıntılar yapmaları. Bir sanatçı tarafından önerilen bu çalışma metroda felsefe adıyla yapılıyor ve yolcuların beklemediği anlarda onları şaşırtıyor.

İstanbul'da ulaşımla ilgili yüzlerce sorunla uğraşırken Londra'daki ulaşım sisteminde çalışanların kibar tutumundan, metroda sanat gibi uygulamalardan bahsetmek ya da sosyal dışlanmayı ulaşımla en aza indirgeme ve iklim değişikliğine karşı alınan yöntemlerden örnekler sunmak bize gereksiz ya da ütopik geliyor olabilir ve bunlardan önce çözmemiz gereken daha önemli sorunlar olduğunu düşünebiliriz. Ama bu gibi yaklaşımların öneminin farkına varmak ve yol yakınken bunları (eğer varsa) ulaşım politikalarımıza dahil etmenin kentlerimizin geleceği açısından ön planda olduğunu düşünüyorum.

Haber için "Deparment of Transport" ve "Transport for London"ın raporlarından yararlanılmıştır.


Kevser Üstündağ ile...
Haluk Gerçek ile...
Eda Beyazıt ile...
İstanbul'a tarihsel bir bakış
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin