"Karikatür iyi çizmek demek değil, iyi çizememek demektir!"

03 Temmuz 2009
 

Sizin yaşamınızdaki karikatür-mimarlık ilişkisine ya da pratiklerine gelecek olursak, mimarlığınızın çizginize bir etkisi oldu mu?

Mimarlık eğitimine başladığımda zaten karikatürle ilgiliydim ve kendi içimde de gizli bir iddia taşıyordum: Henüz çizdiklerimden yeterince mutlu değildim, ama kafamdaki yere varmak için ne yapmam gerektiğini, nasıl çalışmam gerektiğini biliyordum ya da seziyordum.

Okula girdikten bir süre sonra mimarlık eğitiminin, benim bu hayallerimi yavaşlattığını hissettim. Yaklaşık bir sene kadar sürdü bu. Seçtiğim alanın doğru olup olmadığını düşündüm. Eğer okulu bırakırsam karikatürde çok daha hızlı bir biçimde ilerleyeceğimi hissediyordum, ama o günlerin koşulları altında eğitimime devam etmem gerekiyordu. Okul bitene kadar yaşamımda mimarlık ağır bastı ve etkili oldu doğrusu.  Dolayısıyla ilk zamanlarda mimarlığın karikatür çalışmalarıma olumsuz etkisinin olduğunu söylesem de,  bunun sadece zamanlama anlamında olduğunu düşünüyorum. Zamanımı karikatüre harcayacak iken daha çok mimarlığa ayırmıştım. -Benim yaşamım zaten hep böyle gecikmelerle sürmüştür. O yüzden bu gecikmenin de aslında büyük bir önemi yoktu-  Başlangıçtaki bu olumsuzluğu bir yana bırakırsak eğer, mimarlığın bana bir düşünme disiplini ve çözümleme yeteneği getirdiği kesin.  Özellikle analitik düşünme konusunda mimarlık eğitiminin, pek  sevmiyor olmama rağmen koşulların beni yönlendirdiği siyasi karikatürde, çok büyük faydasının olduğunu görüyorum. Mimarlığın çizgime böyle bir etkisi oldu, yoksa daha iyi çizmemi sağlamadı. Zaten karikatür iyi çizmek demek değil, iyi çizememek demektir ya aslında.

Nasıl yani?

Mimarlıkta olduğu gibi cetveli koyup kalemi de kenarına dayayarak çizerseniz, bu tartışmasız en iyi çizgidir işte.  Böyle bir  çizgi çok inandırıcıdır, buyurgandır. Bir tartışma çıkarmaz, onun karşısında yapabileceğiniz tek şey, o çizginin söylediğini efendice kabul etmektir.

Karikatür ise bunun tam tersi bir şeydir: Baskı yapmaz, zorlayıcı, ikna edici değildir, yumuşak bir yüzle, uygun bir ses tonuyla yani yumuşak çizgilerle kişiyi tartışmaya çağırır. Eğer böyle yapmazsa zaten gürültü çıkarmaktan öteye gitmez ve okurun ilgisi yarım kalır.

İnsanlar iddia ettikleri şeyi kanıtlamak için "gazetede okudum" derler, çünkü gazete mükemmeldir, kuvvetlidir, baskıcıdır, inandırır. Ama kandırabilir de, bu çok önemli. Böyle müthiş bir teknolojinin içinde, eğer bir köşede kırık dökük aykırı bir çizgi duruyorsa işte o, okuyucuyu dikkatli ve uyanık olmaya zorlar. Zaten önemi de oradadır. Gazetenin diğer unsurlarıyla aynı mükemmellikte olduğu zaman ise onun sesi duyulmaz olur. O yüzden çizgi solisttir, koronun içinde aykırı bir ses olmalıdır bence.


Tan Oral ile...
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin