Kahve ve Kıraathaneler

18 Eylül 2007
 

İsmi aynı kaldı ama, mahalle kahvehaneleri de kıraathaneler de epeyce değişikliğe uğradı; Fırdolayı sedirlerin yerini masa – sandalyeler, hikayelerin yerini okey taşların gürültüsü ve okuma alışkanlığının yerini ise at yarışı tutkusu aldı. Kahvelerin o kendine özgü kokusu sadece mekana değil, yaşama da sindiğinden belki hiç değişmedi.

Değişmeyen başka bir şey ise zaman mef'umunan olmaması buralarda. Her zaman kalabalık olan bu mekanlarda sabahtan gece yarılarına dek oturulur, kah okey oynanır kah hayat pahalılığı üzerine iki çift laf edilip ardından okkalı bir küfür savrulur.

Kahveci çırağı boşları toplar, gözler televizyona takılır. Kahve ahalisinin derdi bitmez, birer demli çay daha söylenir. Ateş düştüğü yeri, küllüklerde unutulup düşen sigaralar da masa örtülerini yakar....

‘‘Genellikle tulumbacı hayata yenik düşer. Aşkı karşılıksız, dostları insafsız çıkan bu insanın kahramanlık destanı başkaldırmayan, fakat nihilizmini sonuna kadar korumuş şehir kabadayılığının öyküsüdür ‘der Ekrem Işın ve devam eder; ‘Osmanlı sıradan insanının bu çıkmazı, kahvehane destanlarına bir çeşit tevekkül duygusu katar, dinleyiciler de kadere boyun eğmiş, onunla kişinin hayatını bir facia atmosferi içinde izlerlerdi.' Bu saptamaları 1990'ların kıraathanelerinin ezik kimliğinin ve arabesk olgusunun hiasına yerleştirmek şimdi tek yol gibi görünüyor' diyen Enis Batur'a 2007'ler de katılmamak mümkün mü?

Değişmeyen özelliklerinden biri işte bu kahvelerin. Bir diğeri ise kahvehanelerin tamamen erkeklere özgü mekanlar olması.


Kahveden kahvehaneye
Bugünün Kahveleri
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin