"İyi mimarlık büyük bütçe değil, optimum bütçe ile yapılır"

02 Haziran 2011
 


Era Residence

Sizce, işverene sunduklarınız açısından Kreatif'i piyasadaki diğer pratiklerden farklı kılan nelerdir?

Farklılık mıdır, bilemiyorum –başka mimarlık ofisleri de yapıyordur bunu- ama, biz bir işi aldığımız zaman ilk sorduğumuz şudur: Fizibiliteniz var mı? Çünkü yatırımın bir bütçesi olması lazım… İşverenin "Siz tasarlayın, sonra bütçeyi oluşturalım" demesi, Türkiye'de sıklıkla karşılaştığımız bir şey. Düşünün; hayal ediyor, tasarlıyorsunuz ama işveren size dönüp "Yok ki o kadar param! Aklımdan geçen bu değildi" diyor. Ama benim bunu baştan bilmem gerekirdi. Nitekim "İyi mimarlık için çok para gerekir" diye bir şey de yok! Mimar, işverenin kafasındakini optimize eder ve o optimum bütçe ile iyi mimarlık yapılabilir. Optimum bütçeyi bilmek, işverenin de sırf ekonomik sebeplerden ötürü reddetmeyeceği bir ortak paydayı bulmanızı sağlar. Öte yandan ben, sürecin ortasındayken projenin değişmesinden hiç haz almıyorum; çok demoralize edici bir şey… Belli bir noktaya geliyorsunuz ve işveren "Param yok, değiştirin!" diyor. Dolayısıyla biz Kreatif'te, müşterinin belirlenmiş bir bütçesi yoksa da ilgili öngörüyü hazırlıyoruz ve "Bu bütçe sizin için uygun mu?" diye soruyoruz. Belki "Evet!" diyor, belki de "Bu fazla"… Ama biz o noktada yakalayıp işe başlıyoruz. Sanırım işverenlerimizin bizimle ilgili memnun olduğu bir yön bu…



Era Residence

Mimarlık pratiğinin bütçelendirme ayağı nasıl öğrenilir?

Bu biraz deneyim… Bilmiyorsanız birilerine sormak, birilerinden destek almak… Mesela Selim ağabeyi inşaat mühendisi ve aynen zamanda gölge ortağımız. Arkadaki tüm ekonomik tarafı o toparlar ve bizim için bu anlamda çok büyük bir destektir.


Beraber çalıştığınız mimarlar ile ilişkinizi nasıl tanımlarsınız? Kreatif'te çalışan bir mimar, bu ofisin projeleri üzerinden ne kadar hak ve söz sahibidir?

Bu sorunun bir kısmını onlara sormanız gerekiyor tabi… (gülüyor) Ama benim açımdan bakarsak, arkadaş ilişkisini çok koparmadan iş yapmaya gayret ediyoruz. Bir taraftan elbette ben "Aydan Hanım"ım, Selim de "Selim Bey"… Sürekli onların yanındayız. Belki onlar açısından negatif tarafları da vardır; sonuçta ensenizde sürekli şirketin ortaklarından biri sizi izliyor! Ama bunun, süreci hızlandıran bir tarafı da var. Beraber üretiyoruz ve herkes katkı koyuyor. Toplantı odamız, her zaman birlikte oturup paylaştığımız bir mekan… Geçenlerde davetli bir yarışmayı kazandık; şimdi de ikinci bir davetli yarışmaya hazırlanıyoruz. Ve bugün arkadaşlarımızdan biri, o projenin ilk aşaması olan analizler ile ilgili bir sunum yapacak. Hep beraber oturup fikrimizi söyleyeceğiz. Birbirimizi eleştireceğiz, olumlayacağız. Ben bundan çok keyif alıyorum! Yukarıda oturup eskizleri aşağıya göndermek, benim ya da Selim'in pratik içindeki ilişki kurma biçimi olamaz.

Gelecekte Kreatif'e yeni bir ortak almayı düşünür müsünüz? Burada çalışan bir mimarın Kreatif'te bu anlamda yükselmesi söz konusu olabilir mi?

Bu her zaman olabilir çünkü biz zaten pek çoğunun tek başına çıktığı bir yola üç ortaklı olarak çıktık. Çok sesli olmayı, paylaşımcı olmayı biliyoruz.


Kreatif'in Kuruluş Hikayesi
Ofisin Üretim Dinamikleri
İşveren ile Mimar İlişkisine Dair
Kreatif'in Mimarları ile Ofisin Sunduğu Olanaklar Üzerine...
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin