"İTÜ'nün kökeni askeriyeye dayanıyor"

05 Şubat 2010
 



Bu kitabı yazma fikri nasıl doğdu?

İstanbul Teknik Üniversitesi'nin (İTÜ) bir önceki rektörü Faruk Karadoğan ile sohbet ederken, Kadıoğlu İTÜ'den önceki dönemi bilmediklerini söyledi ve o dönemde okulda bulunan biri olarak da benim yaşadıklarını anlatmamı istedi. Ben de İTÜ Vakfının dergisinde yayımlanmak üzere bir makaleye başladım. Fakat iş büyüdü ve o makale bu kitaba dönüştü.

Böyle bir kitabın basılması çok iyi oldu, çünkü eskiyi bilmeden yeniyi yapmak mümkün değil. O zaman ki Mühendis Mektebi çok farklı bir yapıdaydı: Sadece bir eğitim müessesesi olmasının dışında bir vizyona sahipti ve çok köklü bir gelenekten geliyordu. Aynı kökten gelen İTÜ'nün de bir kimliği vardı eskiden, sonra o kimlik kayboldu maalesef!

Neydi Mühendis Mektebi'nin kimliği?

Osmanlı bir ordu devleti olduğu için yenilikler ordunun gereksinimlerine göre oluşturuluyor. Fakat Osmanlı batıdaki teknoloji karşısında yetersiz kalınca, savaşlarda yenilmeye başlıyor. Türk donanması 1734'te Karadeniz'de Rus donanmasına yenildikten sonra, Akdeniz'de Rus donanması ile savaşıyor. İki ordunun da yenişmeden geri çekildiği bir gece Ruslar, bütün Osmanlı donanmasını yakıyor. Bu olay üzerine kaptan-ı derya, III. Mustafa'ya gemilerin yeterli donanıma ve subayların da yeterli teknik bilgiye sahip olmadıkları için yenildiklerini söylüyor. Bunun üzerine Padişah'ın emri ile 1773'te deniz subayı ve gemi mühendisi yetiştiren Mühendishane-i Bahri Hümâyûn, 1795'te de kara ordusunun ihtiyaçlarını karşılamak için Mühendishane-i Berrî-i Hümâyûn kuruluyor. Mühendishane-i Berrî-i Hümâyûn, İTÜ'nün temelini oluşturuyor. Dolayısıyla mühendis mektebinin ve İTÜ'nün kökeni askeriyeye dayanıyor.

Okulun üzerindeki asker etkisi ne kadar devam ediyor?

1883'te Hendese-i Mülkiye adını alan Mühendishane-i Berrî-i Hümâyûn, 1909'da Mühendis Mekteb-i Alisi'ne dönüşüyor. Birinci Dünya Savaşı'nda okul, askeriyeye değil Bayındırlık Bakanlığı'na bağlı sivil bir okul haline geliyor, fakat o dönemde de okulun müdürü bir paşa. Savaş ilerleyince hocaların ayakta tutma çabasına rağmen okul bir süre kapanıyor. 1920'de Gümüşsuyu binasına taşınan okul 1928 yılında Yüksek Mühendis Mektebi adını alıyor.

Burada enteresan olan Kurtuluş Savaşı bittikten sonra Refet Bele'in cepheden İstanbul'a geldikten sonra okulu ziyaret ederek "Bu bilim mabedini ziyarette geciktiğim için özür dilerim, bize Kurtuluş Savaşı'nda yaptığınız iyilikler için müteşekkiriz" diyor.

İTÜ, Kurtuluş Savaşı'nda orduya ne gibi hizmetlerde bulunmuş?

Bu söz çok önemli, ama ben o hizmetlerin neler olduğuna ulaşamadım. Yeteri kadar görmediğim için arşivleri yeteri kadar inceleyemedim. Fakat benden sonra bu konuda araştırma yapacak olan arkadaşlara umarım yol gösterebilmişimdir.

Kurtuluş Savaşı'nda ordu için verdiği hizmetlerin dışında Mühendis Mekteb-i Alisi ülke için neden bu kadar önemli?

Çünkü ülkenin yeniden yapılandırılması Atatürk'ün en önem verdiği konulardan biri, fakat ülkede hiç teknik eleman yok. Teknik eleman ihtiyacının karşılanacağı tek kaynak da mühendishane. Bu anlamda okula Türkiye'nin yapılandırılması için mühendis yetiştirecek tek kurum gözüyle bakılıyor. 1910 ile 1918 tarihleri arası Balkan Harbi, Birinci Dünya Harbi ve İstiklal Harbi ile geçiyor. Ülke tamamen harap durumda.

Dolayısıyla Atatürk herhangi bir meslek kurumuna verilmeyen bir görev veriyor mühendishaneye ve her türlü yokluğa rağmen okula pek çok imkân sağlıyor. 1937-1943 yılları arasına denk gelen benim öğrencilik dönemimde, ülkeyi kalkındırma görevini yerine getirecek mühendisler yetiştiren okulun her türlü laboratuar ve kütüphane ihtiyacı karşılanırdı. Bizler Hitler'den Avrupalı hocalarla, son derece iyi şartlarda okuduk ve ülkenin herhangi bir yerinde herhangi bir soruyu çözebilecek nitelikte yetiştik.
Hocalarımız teori ile pratiği beraber götürürlerdi çünkü.

Örneğin biz mimarlık şubesi olarak inşaat şubesi ile beraber betonarmeyi, matematiği, fiziği, makine mühendislerinin okuduğu kimyayı okuduk. Makine mühendisleri betonarme okudu, çünkü makineyi kurduktan sonra onun temeline atacağı betonarmeyi de makine mühendisi yapacak. Bahsettiğim vizyon, bu işte!


Ruhi Kafescioğlu ile...
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin