"İşveren hızlı ve ucuz olanı seçiyor, ekoloji konusu yönetmelikle desteklenmeli"

07 Ekim 2010
 

İnternet sitenizde, mimari felsefeniz bağlamında "ekolojik yapılar"ı vurguluyorsunuz. Türkiye'de de giderek daha çok gündeme gelen bu konuya ve genel anlamda sürdürülebilirliğe yaklaşımınız nedir?

Haluk Somer: Bugünlerde sadece yapıların değil yapılan her türlü işlemin sürdürülebilir ve ekolojik olması önemli. Daha az metan gazı kullanan, daha az karbondioksit çıkaran, su kullanımını devridaim haline getirmiş olan, ışıktan yararlanan, ışık enerjisini olumlu anlamda kullanan sistemlere ihtiyaç var.

Yani yenilenebilir enerji türlerini kullanan sistemlere…

HS: Sadece yenilenebilir enerji de değil, bazı sistemler çok basit bir biçimde sürdürülebilir hale getirilebilir. Mesela binanın kuzey cephesine güney cephesinden kazandığınız enerjiyi iletebiliyorsunuz. Çok basit mekanik bir tedbirle kuzeyde ayrı bir ısıtma yapmaya ihtiyacınız kalmıyor. Bu tip faydalar biriktikçe, binayı sadece sıfır derecenin altına düştüğünde ısıtma sistemi devreye girecek şekilde ayarlamanız mümkün. Biz de bu tip mimarileri tercih etmeye ve uygulamaya çalışıyoruz.

ÖS: Somut bir örnek vermek gerekirse, başlangıçta LEED sertifikası almasını planladığımız Fenerbahçe Arena projemiz var. Bu konuda çok ciddi çalışmalar yapıldı. LEED sertifikası alınması mimari kararlarla çok bağlantılı, ancak mimarinin yan disiplinleri olan mekaniği ve elektriği ilgilendiren birtakım kriterleri de var. Haluk bu konuda oldukça ayrıntılı çalışmalar yaptı.

HS: Mesela yaptığınız her şey mükemmel ama müteahhit öyle bir hafriyat yapıyor ve çevreyi öyle bir kirletiyor ki, makine yağları döküyor vs, LEED almanız mümkün değil.

Çünkü sürecin tamamının sürdürülebilir olması gerekiyor...

HS: Evet, bu süreç tasarım kararları ile başlıyor, uygulama kararları ve binanın yapılışı ile devam ediyor. İşletmecinin kararları da değerlendirme aşamasında göz önünde bulunduruluyor.

ÖS: Dolayısıyla korkunç uzun vadeli bir çalışma söz konusu. Biz sadece bununla da sınırlı kalmadık. Tasarım sürecinde de girişimlerimiz oldu. İstinye Park projesinde, yeraltı suyunun kullanılarak binada şartlandırma yapılması meselesinden bahsettik. Bu konuyla ilgili bir ön çalışma da yapıldı. Çukurova Üniversitesi'nde profesör olan bir akrabam İstanbul'a gelip neler yapılabileceğine ilişkin bir konferans verdi. Tabi işverenler her zaman için hızlı, ucuz, ön yatırımı yüksek olmayan çözümleri seçiyorlar. Bu tür girişimler ise şu an için bunları karşılamıyor: pahalı, yavaş ve uzun süreliler. Bizim zorlayabildiğimiz nokta ancak koordinasyonu sağlamak oluyor. Bunu biçime dönüştürmek, yeşil enerjiden faydalanan bir adet akıllı ev yapmak çok büyük bir çözüm değil. İnsan sadece kendini tatmin etmiş olur.

Ekolojik yapılar konusunun ciddi bir projede ciddi bir yatırım olarak bu noktaya gelebilmesi için AB ya da uluslararası enerji yönetmelikleri gibi dünya çapında bir otoritenin bunu zorlaması, desteklemesi ya da Türk devletinin bunu kanalize etmesi gerekiyor. Böyle bir durum söz konusu olmadığı içinde bu projeler bir türlü hayata geçirilemiyor.

Daha çok da bir pazarlama aracı olarak kullanılıyor.

ÖS: İşte o çok sevimsiz bir durum. Konuya, "Biz de yeşil bina yaptık" diye yaklaşılıyor. Gerçekte yapılan ise çok farklı.

ÖK: Atmosfere salınan gazlar konusunda bile dünya yeni karara vardı. Bunun ortak bir karar olması lazım. "Maliyeti artırıyor" lafı yanlış. Eğer siz standardınızı bu seviyede uygularsanız, maliyet odur. Evet, belki bunlar için biraz para harcıyorsunuz ama bunlar çok da aman aman paralar değil.

Alışılageldik bir teknolojiden yeni bir teknolojiye, yeni bir sisteme geçmek zor geliyor, üşeniliyor belki de…

ÖK: Hem öyle hem de münferit olarak baktığınızda benim yaptığım diğerinden 5 lira daha pahalı. Aslında diğeri de aynı şeyi yapmış olsa hiçbirisi pahalı olmayacak.

HS: New York'ta, "One Bryant Park" adlı bir proje gerçekleştirildi. Hemen parkın köşesinde yaklaşık 90 katlı bir gökdelen. Maliyetin yüzde 5'ten fazla artmadığı söyleniyor. Üç katta bir buz odaları yaptılar. Gece elektrikle buz üretip, gündüz bunu klimada kullanıyorlar.

ÖS: Fenerbahçe Arena projesinin ilk çalışmasında, mekanik projesinin bu şekilde yapılması kararlaştırıldı. Mimariyi de buna göre biçimlendirdik, buz depolarına yer ayırdık. Fakat sistem bir kompleks olduğu takdirde bu işe yarıyordu. Şartlar değişip mekânlar ayrılınca, bu sefer mekanik kurgu da değişti. Kısmen hayata gerçekleştirilecek fakat düşünülen ekonomik avantaj sağlanamayabilir. En azından birtakım adımlar atılmış oldu

HS: Antik çağda mimarlar sadece heykeltıraşlarla çalışırlarmış. Şimdi elektrik ve mekanik dahil toplam 19-20 farklı uzmanlık alanında danışmanlık hizmeti alınıyor.

ÖK: Leonardo da kimseyle çalışmıyordu ama…

ÖS: Leonardo'nun a'dan z'ye tamamladığı bir projesi olduğu da pek söylenemez zaten Bir tek La Jaconde var (gülüyorlar).

Son olarak henüz portfolyonuzda yer almayan ve paylaşmak istediğiniz yeni projeler olup olmadığını öğrenebilir miyiz?

Aslında yaklaşık bir senedir çalıştığımız iki önemli projemiz var. Hatta bu projelerden biri kendi dalında Avrupa'nın en büyüğü olacak ancak işverenle yaptığımız anlaşma gereği o projeyi şu anda açıklayamıyoruz. Çok yakın bir süre içerisinde sunumu işveren tarafından yapılacak. O zaman projenin detayları üzerine yeniden konuşmayı biz de isteriz.

 


Kurucu Ortaklar Ömer Kurdak - Ömer Somer ve Manevi Ortak Haluk Somer ile...
Mimari Ekip
Yarışmalar ve Ödüller
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin