İrem Saka Uslu

11 Haziran 2015
 


İTÜ Mimarlık Bölümü'nden mezun olduktan sonra İTÜ Fen Bilimleri Enstitüsü'nde Çevre Kontrolü üzerine yüksek lisans yaptım. Lisanstan mezun olmadan bir sene önce, 2007'de Oğuz Bey'le birlikte çalışmaya başladım. Okulda proje yönetimi üzerine yoğunlaşmıştım. Burada da proje ve bütçe yönetimi konularında çalışıyorum.

Başta Teşvikiye'de daha kompakt ve küçük bir ofistik. Yani ofisin bugünkü boyuta ulaşana kadarki tüm sürecinin içinde bulundum. Başladığımda üç kişiydik, şu anda elli kişiye ulaştık. Hep bir aile gibiyiz. Az kişiyken bunu sağlamak kolaydır ama biz çok kişiyken de bunu başarabildik. Ekibimize kattığımız insanların da en önemli özelliği bu. Her gelen bunu benimsiyor ve devam ediyor. Teşvikiye'den sonra üç sene Gayrettepe'de kaldık, sonra 2014 yazında Ortaköy'e taşındık. Sandalyesiyle masasıyla bu ofisin her şeyini birlikte tasarladık. Oğuz Bey bu konuda bizi çok serbest bıraktı çünkü çalıştığı ortam insanı hem motive ediyor hem de bireysel performansını artırıyor. Herkes kendi ufak dokunuşlarını ekledi. İçeride sonuçtan mutsuz olan kimse yok çünkü herkesin en ufak detayda payı var.

Hem tasarım, hem şantiye, hem de proje yönetimi yapıyoruz. Sadece şantiye yapan bir ofise girdiğinizde bağırış çağırış duyabilirsiniz. Burada kimse o stresi birbirine yansıtmadan kendi içinde yaşıyor, böylece çalışma tempomuz bozulmuyor.

Okulda öğrendikleriniz bir yere kadar yeterlidir, daha çok tecrübeyi çalışırken öğrenirsiniz. Burada çok çeşitli projelerimiz var, bizi güncel tutan en önemli nedenlerden biri bence bu. Restoran da yapıyoruz, fabrika, ofis, yapıyoruz, hastane de. Ve örneğin sadece hastaneye odaklanan bir personel yok. İki ay hastane çalışıyorsa, üçüncü ay restoran çalışıyor. Her konuya hakim olunabilindiği için de insanlar sıkılmıyor ve kendilerini daha çok geliştirebiliyor.

Oğuz Bey hayatımda gördüğüm en zeki insanlardan biri. Hiçbir zaman ben patronum demez, denmesini de sevmez. Bize de hep takım arkadaşlarım der. Çalışanlarını da müşterilerini de motive etmeyi bilir. İşle veya diğer konularla ilgili paylaşımlarınızı siz söylemeden anladığı için koordineli olarak ilerleyebilirsiniz. Buna alışmak çoğu insan için fazla zaman almıyor açıkçası. Birbirinizi tanıdıktan sonra devamı geliyor. Çok sayıda hedefi ve ileriye dönük bir bakış açısı var. Satrancı iki hamle sonrasını değil, on iki hamle sonrasını düşünerek oynayanlar vardır ya, o da hakikaten öyle. Bunu ne zaman düşündü diye şaşırırsınız. Bilgisini kendine saklamayıp aktarmayı seven birisi olduğu ve bu bilgi bize de dağıldığı için içeride çok fazla kolumuz var.

Burası bir mimarın, bir mühendisin gelip çok şey öğrenebileceği bir ofis. Bir yandan da burayı o kadar aile gibi benimsiyoruz ki her gelen bir müddet sonra onu içinde hissedip "benim" ofisim diyor; "ben kendime bir yer açsaydım ancak bu kadar sahip olabilirdim". Gelenlerin bu hissiyatta olması çok önemli. İçeride çok genç bir nüfus var ama biz ofisle beraber yaşlanıyoruz, yaşı ofisle beraber alıyoruz. Bunlar işin duygusal tarafları, biri konuşmaya başladığı zaman herkesin gözü doluyor. Bunun nedeni de hakikaten benimseyerek çalışmak bence.

İçerisi şu an sessiz gibi gözükse de aslında sessiz değiliz. Konuştuğunuzda herkes hakikaten cıvıl cıvıl, mutlu. Yemekleri birlikte yediğimiz bir mutfağımız var. Ofis içerisindeki paylaşımımız bundan dolayı da artıyor olabilir. Sabahları kahvaltıyı burada beraber yapıyoruz. Öğlenleri de yemek burada yapılıyor. Herkesin doğum günlerini kutluyoruz. İki gün arka arkaya olsa bile kesinlikle atlanmaz, kutlanır. Paylaşımların çok olduğu, bunu daha da arttırmaya çalıştığımız bir ofisimiz var.


Mimarlık, Yapı Fiziği ve Ötesi...
Aile Arası Sohbet...
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin