"İnsanoğlu, mimariden de yardım alarak kendini konsantre etmeye çalışmış"

11 Ocak 2011
 

Sokak arasındaki sinemalar teker teker kapanmaya başladı. Artık filmleri çoğunlukla alışveriş merkezlerinin içinde konumlanan lüks sinemalarda izlemek durumundayız. Bu sinemaların akustiği de görünümü kadar sofistike mi?

Sinema salonlarındaki akustik sorun daha farklı. Şu ana kadar doğal ses kaynaklı dalga kırılmalarından bahsettik. Fakat işin içine elektronik ve amplifikasyon girdiğinde işler biraz değişiyor. Yüzey yine çok önemli ama elektronik teçhizatla yapılan akustikte yüzey, emici olarak tercih ediliyor. Yani iş biraz daha standartlaşıyor.

Bütün yüzeyleri sağırlaştırıyorsunuz; çarpan dalga geri dönmeyecek şekilde ayarlanıyor. Emici yüzeyler oluşturuluyor. Böylece sağır bir oda yaratılmış oluyor. Kaynağından çıkan hiçbir akustik ses duyulmuyor. Zaten asıl amaç da doğal sesin duyulmaması, çünkü önceden elektronik olarak yönleri belirlenmiş ve kanallara gönderilmiş olan sesleri duymamız isteniyor.

Karanlık bir oda düşünelim. Simsiyah bir ortamda el fenerleri yakıyoruz. Hoparlörler de işte bu el fenerlerinin işlevini görüyor. Feneri belli bir yöne tuttuğumuz zaman bir ışık huzmesi oluşturur, hoparlörle de aynı şekilde ses huzmeleri yaratılıyor. Tabi bu hoparlörleri ayarlarken yönleri doğru ayarlamak lazım. Bunun için de standart ölçümler var. Karanlık oda, yani sağır oda oluşturulduktan sonra hoparlörlerin yönü doğru ayarlanıp ses kaynağının bağlantısı da doğru yapılırsa her şey tamam olur.

Pazar günleri yönettiğiniz bir kilise korunuz var. Kiliselerin mistik havasını güçlendiren en önemli unsurlardan birisi de akustik. Bu bağlamda bir müzisyen gözüyle kilise akustiğini değerlendirebilir misiniz?

Konuşmamızın başında doğal akustikten bahsetmiştik. Akustik ses demek. Ve insanın belli bir konuya odaklanabilmesinde de çok önemli bir etken. Gerek kiliseler gerek camiler gerek havralar olsun tüm dini yapılar bu konsantrasyonu sağlayan mekanlar olarak karşımıza çıkıyor.

Koro çalışmalarım dolayısıyla daha sık kilise ortamında bulunuyorum. Kilisedeki akustik, duvarların içine küpler konularak yapılmış ama uzman olmadığımdan bunun ayrıntısına girmeyeceğim. Aynı yankı hamamlarda da var. Ama kilisedeki yankıya göre hamamdaki daha cafcaflı, daha keskin bir yankı. Tabi biraz da sudan dolayı… Kilisedeki akustik ise daha yumuşak ve ulvi. Bu etki de duvarların içindeki küplerle sağlanıyor. Bu küplerin arasında en büyüğü de kubbenin kendisi. Açık bir alanda bir kubbe yaptığınız zaman altına geçip ses çıkardığınızda, kendi sesinizi sanki gaipten bir ses geliyormuşçasına duyarsınız. Kilisede de sesin "gaipten" gelmesi önemli, çünkü mistik bir konu. İnsanoğlu mimariden de yardım alarak kendisini bu şekilde konsantre etmeye çalışmış.

Mekanlara atfedilen müzikler vardır. Mesela asansör müziği…

Bunlar klostrofobik ortamlardan rahatsız olanları yatıştırmak için kullanılan yumuşak ve hafif ritimli müziklerdir. Asansör müziği de yemek müziği de aynı amaca hizmet eder. Bunlara ek olarak bir de hastanelerde ve terapilerde çalınan müzikler vardır. Hatta bunların bilimsel olarak da istatistikleri yapılmış ve belli sonuçlar elde edilmiştir. Müzik derken, aslında derdim, sesin ne kadar etkili olduğunu anlatmak.

Asansör kapalı ve dar bir mekan olduğu için burada çalınan müzik yumuşak ve sakin olmalı ki klostrofobik insanlar biraz daha rahat etsinler.

Hastanelerde çalınanlar yine yumuşak, dingin ve huzur verici müzikler olmalı. Zaten genelde de öyledir.

Yemek müziğinin ise canlı, eğlenceli ve iştah açıcı olması gerekir. Örneğin fast-food restoranların böyle bir tarzı vardır. Bu gibi mekanlarda dingin, yumuşak müziğe rastlamak zor. Eğer öyleyse müziği seçen kişi acemilik yapıyor demektir.

Alışveriş mekanlarında da adrenalini yükseltici, gürültülü müzikler çalınıyor genellikle…

Alışveriş mekanlarında da yine konuyu desteklemek için sürekli atak müzikler çalınmalı yoksa bu ekonomik krizde insanın eli başka türlü cebine gitmez (gülüyor).


Levon Eroyan ile
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin