"İnsanlara 'rağmen' yapılan işler çalışmaz"

03 Kasım 2011
 

Kentli, kentin araç yolu olarak tanımlanan yerlerini sıklıkla yaya olarak ya da yaya yolu olan noktalarını araç trafiği ile domine etmeye başlarsa, dolayısıyla kendi ihtiyaçlarına yönelik olarak o planda kestirilmiş işleri delmeye/değiştirmeye başladıysa, bunlar resmi planlara da olduğu gibi aksettirilmeli midir? Yani planlama bu şekilde yürüyebilir mi?

Murat Cemal Yalçıntan: Planlama zor bir iştir. Planlamanın doğuşuna baktığınızda çok rasyonel, modernist bir iş görüyorsunuz. Bir anlamda sosyal mühendislik... Plancı olarak kullanıcıyı, kimin nereyi kullanacağını belirliyorsunuz. Çok tehlikeli işler bunlar! Bu yüzden bu süreçler hep katılıma açık ve şeffaf olsun istiyoruz. Bugün planlama literatürünün işaret ettiği nokta bu. Öte yandan tek bir planlama tekniği/yöntemi kabul edilmiş de değil. Sizin söylediğiniz, bana çok uzak gelmeyen bir model. İnsanlar burayı böyle kullanıyorsa, ben onların kullanımına yönelik kolaylaştırmalarla planlama yaparım, yapmalıyım. Onların kullanımını sekteye uğratacak şeyler, toplumun mutsuzluğuna karşılık gelir ki mutluluk, çok önemli bir şeydir. İnsanlar mutlu değillerse, o işleyiş çökmüştür zaten. Piyasa da aynı şekilde işler. İnsanların mutsuzluğuna neden oluyorsanız, o iş bir yerde bozulacak veya patlamaya neden olacaktır.

Planlamayı da bu çerçevede değerlendirmek lazım… İnsanlara "rağmen" yapılan işlerin, genelde çalışmadığını biliyoruz. Bunu çalıştırabilmek için çok totaliter sistemlere ihtiyacımız var. Sosyalist döneminde Sovyetler Birliği'nde planlama uzun yıllar çok iyi çalışmıştır. Gelenekler yüzünden belki hala bizden iyi çalışıyordur. Ama işin içine piyasanın girdiği ve toplulukların da o piyasanın getirdiği olanakları kullanmaya başladığı andan itibaren farklı haller alır. Daha hızlanır değişim… Dolayısıyla planlama, o değişimi yakalama çabasına girer. Planlamanın en başarılı olduğu yerler, değişimin yavaş olduğu yerlerdir. İstanbul çok dinamik, sürekli değişen bir şehir! Çok olumsuz bir yönü görülmediği sürece, o değişimin önüne geçmemek gerekir. Olumsuzdan kastım ise örneğin orman alanlarını, su havzalarını yediği noktadır. Bunu durdurmak gerekir. Ama bugün İstanbul'a aldığımız turistin çok önemli bir kısmı İstiklal'in çekiciliğine gelirken, tartışıyor olduğumuz bu müdahaleyi yapmamak gerekir. İstiklal Caddesi'nde sivil toplum kuruluşları gelişti; orada inanılmaz bir muhalif isyan ateşi de var. Günde on tane eylem oluyor neredeyse… Farklı farklı insanlar, farklı farklı renkler. Bu dünyaya örnek olabilecek müthiş bir çeşitlilik!

Tabi işin bu kısmı ayrı bir tartışma konusu... Sulukule'nin dağıtılmasının İstanbul Valiliği ve Emniyetinin, Tarlabaşı'nın dağıtılmasının da Genel Kurmayın talepleri ile ilişkili olduğuna dair duyumlara sahibiz. Bu sağlam duyumlar varken Beyoğlu'ndaki muhalefetin de önünün kesilmeye, dağıtıldığını düşünmek çok zor olmayacaktır tabi... İktidarların planlamayı yüzyıllardır bir siyaset aracı olarak kullandığını unutmayın. Fransız devriminin yapıldığı sokakların yıkılıp büyük bulvarların açılması o dönem iktidarının kalkışmalara karşı kurduğu bir eylemdi Benjamin'in aktardıklarına göre...


Beyoğlu Eğlence Yerleri Derneği ile 4 Ay Önce... Ya Sonra?
Murat Cemal Yalçıntan ile "Kentin Sahipleri Kimdir?"
Sandalyesizleştir(eme)diklerimizden misiniz?
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin