İçeriden sesler

07 Şubat 2014
 

Ceren Kılıç

Hâlükâr Mimarlık'a Temmuz 2013'te başladım. Buraya başvurduğumda Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü'ndeki 6. senemdeydim. Zorunlu stajı yapmam gerekiyordu ve bunu da olsun bitsin diye değil, bir şey öğrenmek için istiyordum. Bir arkadaşımın vasıtasıyla Gamze'lere ulaştım. Mailleştik, tamam hadi gel dediler. Temmuz başında stajyer olarak işe girdim ve Eylül ortasına kadar da böyle çalıştım. Sonra birbirimizden çok hoşlandık, ben de burada edindiğim deneyimleri çok değerli bulmaya başladım ve devam kararı aldım. Bir yandan da okuluma devam ediyordum. İki hafta önce mezun oldum. (alkışlar)

Bu beraberlik benim ilk iş tecrübemdi. Dönüp baktığımda bayağı faydası olduğunu düşünüyorum açıkçası çünkü burada bir yandan bir disiplin de aldım. Daha önce hiç bu kadar uzun bir süre boyunca bir yerde çalışmamıştım. Okulu bitirmemde de çalışmanın büyük bir katkısı olduğunu düşünüyorum.

Moda Sahnesi'nin tasarım kısmında değil ama şantiye/üretim kısmında yer aldım. Daha önce büyük ofis deneyimim olmadı, hep küçük ofislerde çalışmayı tercih ettim. Bundan önce Potansiyel Araştırma Birimi (PAB) ile iki projede çalışmıştım. Onun dışında Erasmus programı kapsamında Portekiz'e gittikten sonra yazın orada kalıp yine iki kişilik bir ofiste çalıştım. Açıkçası küçük bir ofiste çalışmayı daha iyi buluyorum çünkü küçük ekip arasındaki iletişim ve iş bölümü çok daha renklenebiliyor. Büyük bir ofiste tek bir işi yapacakken burada bir sürü işe dahil olduğum için çok daha fazla deneyim kazandım. Çünkü Gamze ve Bilge'nin de öyle bir mantalitesi var. "Sen burada bir parça değilsin, bir bütüne dahilsin, onu da yap, bunu da yap, hepsini öğren çünkü bunu zaten öğreneceksin, böyle dahil ol" dediler bana.

Ofis ortamımız çok keyifli. Şu küçücük 12 metrekarede 7/24 beraber zaman geçirince zaten çok yakın olmaya başlıyorsunuz. Bunun iletişiminize de çok büyük desteği oluyor. Artık onların nasıl karakterler olduklarını bildiğim için de bir yandan işi öyle yürütüyorum. Aslında her şey çok esnek burada. Belli bir mesai saatimiz yok, haftalık toplantılarımız oluyor, bu iş bu zaman bitsin diyoruz ve orada kim nasıl ilerleyecekse öyle ilerliyor. Burada çalışmaktan gerçekten çok keyif alıyorum çünkü  bir iş gibi gelmiyor. Arkadaşlarımın çoğunun eleştirisi de hep buydu; işe başlayacaksın sonra sıkılacaksın ve öğrencilik hayatını arayacaksın. Ama öyle olmadı, ben buraya hala o şevkle gelebiliyorum her gün. Snuçta çok yeni bir çalışma hayatım var ve çok fazla şeyi de deneyimlemek istiyorum. Mesela daha büyük bir ofiste de çalışmak isterim bir gün çünkü o da farklı bir disiplin. Ama en azından iş hayatına burada başladığım için çok mutluyum ve bu konuda şanslı olduğumu düşünüyorum.


Bilge Kalfa ve Gamze İşcan ile 'Durum ve İş' Üzerine...
Hâlükârın Ofis Halleri
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin