İbrahim Bodur'dan üç altın öğüt

21 Temmuz 2017
 

Ofisinizi kurduğunuzda hazırda projeniz var mıydı? 

Yoktu. Önce Ümraniye'de bir iş merkezi yaptım. Oraya bir otomobil bayisi açıldı. Müteahhitten proje karşılığında bir araba almıştım. Hayat felsefemde para hep ikinci planda olmuştur. Paradan önce insan biriktirmemiz lazım. Mantığım bu olduğu için sağ olsun eş, dost çok destek oldu. 1994-95 yıllarında rahmetli büyüğüm İbrahim Bodur ile tanıştım ve ona bizim ofisin de yer aldığı Bodur İş Merkezi’ni yaptım. Onun dışında Çanakkale'de bir otel ve yine Çanakkale’deki fabrikanın bulunduğu yerde binalar yaptım. 

İbrahim Bodur ile ilk tanışmanız nasıl oldu?

Yandaki apartmanların arsa sahibiydi. Oranın projesini ben çizmiştim. Toplamda 57 tane daire. İbrahim amca projeyi çok beğendi. O vesileyle tanıştık. Sonra bu binayı yaptık. Bu işi yaparken de hiç para almadan projeyi tamamladım. “Borcumuz nedir?” deyince, “Siz ne verirseniz hakkım odur” dedim. O zaman “Evin var mı?” diye sordu. Olmadığını söyleyince bana buradan bir daire verdi. Daha sonra beşinci kattaki o daireyi kiraya verip buraya taşındık. Velhasıl o dönem Kadıköy'de "İbrahim Bodur'un mimarı" diye tanındım. Bu benim için dönüm noktasıydı. Dediğim gibi benim için her zaman insan önemli olmuştur. Bu ofisten çok mimar geçti. Burada çalışan kişi giderken hakkını helal etmeli. Ben de ona hakkımı helal etmeliyim. Kendi ofisini açanlara da elimden geldiğince destek vermişimdir çünkü herkes kendi rızkını yer. 2015 yılında, 10 senedir burada çalışan Fatih Küpoğlu’nu ofise ortak yaptım. 

Peki, ofis bugünkü büyüklüğüne nasıl erişti?

Kartopu gibi. İbrahim Bodur'un bu mülk dışında bana verdiği en büyük miras şudur: Projeyi ne kadar zamanda çizeceğimi sorduğunda, "On beş günde çizerim" dedim ve kendisine nasıl ulaşacağımı sordum. Evi arayabileceğimi söyledi. On beş gün sonra kendisini aradığımda, "Perşembe günü gel, bir yarım saat projelere bakalım" dedi. Kendisiyle tam dört saat boyunca baş başa projeyi konuştuk. Sonra bana başarılı olmak için 3 altın öğüt verdi: 1) Çalışacaksın, 24 saat yetmeyecek. 2) Şartlar ne olursa olsun dürüst olacaksın. 3) Şansın olacak. Sen çalışkan ve dürüst oldukça şans yanındadır. O günden beri hayat felsefem budur. Genelde mimarların egosu yüksektir. Kendilerini dünyanın en önemli mimarı zannederler. Benim için bir kalfanın fikri de önemlidir. “Ağabey, şunu şöyle yapsak mı?” dediklerinde akıllarında ne olduğunu sorarım. Yanlış yaptığım bir yer varsa düzeltirim. Öğrenmenin yaşı yok. Ofisteki mimar arkadaşlarıma da hep bunu söylüyorum; size bir çizim veriyoruz ama burada bir şeyi atlamış olabiliriz. Siz teknik ressam değilsiniz, mimarsınız, projeye ona göre bakın ve öneri getirin. Yeni mezun bir mimar projeye bir çizgi katar, sizin değeriniz artar. 

Öneri getirenler oluyor mu?  

Bazıları getiriyor bazıları da yaptığımız hatayı aynen çiziyor. O kişilikle bağlantılı bir şey. 
 


Ofisin Kurucusu Ahmet Erkurtoğlu ile...
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin