"Hiçbir zaman müşteri peşinde koşmadık; enerjimizi yarışmalara kanalize ediyoruz"

31 Temmuz 2009
 



Sanırım Sevince, Trafo'da daha "çalışan" konumundaydı, değil mi?

SB: Tabi, tabi…

OG: Ama dört gün olunca başka işlere zaman ayırabiliyordu.

Peki neden bir yandan çalışırken diğer yandan yarışma yapmak istiyordunuz? Kendinizi tanıtmak için, para kazanmak için ya da geliştirmek için mi?

SB: Elbette ekonomik bir sebebi vardı. Biraz da geçiş süreciydi galiba. Böyle "pat" diye bugün başlayalım diyemezdik. "Biraz yapalım, bakalım, oluyorsa…" diye düşündük. Ufak ufak ödüller aldıkça…

OG: Öğrenciyken alıyorsunuz ama…

SB: Evet. Mesela … Kentsel Tasarım Yarışması vardı. İlk orada bir birinci mansiyon kazandık. Devam ettikçe, motive de olduk. Şans ama tabi…



OG: Şans faktörü önemli. Mesela ben Alişan ile tanışmamış olsam, başka şekilde de gelişebilirdi işler. O stajı büyük bir mimarlık ofisinde yapsaydım, bugün bambaşka yerlerde olabilirdim. "Ha" deyince olmuyor bazı şeyler.

SB: Ya da mezun olur olmaz farklı ofislerde işe başlasaydık…

OG:
"Ha" deyince olmuyor bazı şeyler.

Bundan sonra kendi imzanızı atacağınız bir yapı gerçekleştirmek anlamında ne gibi girişimleriniz var? Ya da gelecekte nasıl adımlar atacaksınız?

SB: Bizim en büyük şansımız yarışmalar. Ancak onlarla ilerleyebiliriz.

OG: İşliğimizi resmileştirmemizde şunun da etkisi oldu: Arkitera ve Urban Age ortaklığından bize bir proje teklifi geldi. Onlarla sözleşme yapmamız, fatura kesmemiz gerekecekti. Bir anlamda zorunluluktan oldu diyebilirim.

SB: Çünkü yarışmalara katılmak için böyle bir şey gerekmiyor. Mimarlar Odası'na kayıtlı olmanız yeterli. Alişan'ın da dediği gibi ofis açmak, isteyen herkesin yapabileceği bir şey aslında. Biraz daha kurumsallaşmak, bu sözünü ettiğimiz İstanbul üzerine araştırma projesi üzerine gerekli oldu.



Peki o iş size nasıl geldi?

SB: Web-sitemizden görmüşler. Zaten beş genç ofisi seçiyorlar. Biri olarak da bizi uygun gördüler.

OG: Bu da planlanmış bir şey değildi mesela; yine şansımız yaver gitti.

SB: Onun öncesinde Denizli yarışmasında bir satın alma almıştık; Kayseri'de ikinci olduk. Bunlar tabi yayın organlarından bir şekilde duyuluyordur. Bunun ötesinde özel bir çabamız da olmadı.

Sizce "müşteri peşinde koşmak" gibi bir şey yok mudur?

AÇ: Ben yarışmalar dışında da bir şeyler üretmek gerektiğini düşünüyorum. Biz iki yarışma kazandık; ikisi de uygulanmadı. Yapılmış bir bina sahibi olmak için yarışmalara katılmak çoğu zaman yeterli olmuyor.

SB: Ama diğer yandan uygulanan binan da, yarışma ile kazandığın bir bina.

AÇ: Davetli yarışmları bu tartışmanın dışında tutmak gerekir. Davetli yarışmalarda zaten bina yapmak niyetiyle açılan yarışmalar. Burada tartışılan daha çok ulusal yarışmalar.



Bugün bildiğimiz mimarların tamamının, yarışmalarda gösterdikleri başarılar ile ortaya çıktıklarını söylemek de doğru değil. Biraz el yordamı ile, üç-beş ufak tefek iş ile başlayıp müşterilere kulaktan kulağa adını duyurabilmiş ünlü mimarlar var. Bunu tercih etmemenizin nedenlerini nedir?

OG: Müşteri peşinde koşmak da sonuçta bir enerji istiyor. Aslında enerjinizi neye kanalize etmek istediğiniz önemli. Bir ofise kapanıp, tek başınıza bir yarışma yapmak var, bir de müşteri peşinde, isim yapmakla o enerjiyi harcamak var.

AÇ: Yarışma kazanmak avantaj da oluyor. Örneğin benim uygulanmış projelerimden bir tanesi, ODTÜ'de bir davetli yarışma sonucu gerçekleşti. Ondan sonraki aşamalarda da, birkaç tane yarışmada daha birincilik alınca, ertesi sene Arkitera Genç Mimar Ödülü'nü kazandım. O da sağda solda yazıldı, çizildi. Sonrasında da başka davetli yarışmalara katıldım zaten. Sonuç olarak yarışmalar isim duyurmayı sağlıyor. Bunun ötesinde iş peşinde nasıl koşulacağını gerçekten bilmiyorum. Elimizde hali hazırda basılmış tanıtıcı materyallerimiz var. Ama onu da sadece soranlara veriyoruz. Hiçbir zaman kapı kapı dolaşıp dağıtmadık. Gerçekten de tercih meselesi; elimizde her zaman burayı çevirecek iş oluyor. Böyle konuşunca her şey toz pembeymiş gibi algılanabilir ama her zaman o kadar rahat olmasak da, pek bir sıkıntı yok.


Bir Mekan, İki Pratik, Üç Kişi
Alişan, Oral ve Sevince İle "Mezun Olunca Ne Yapmalı, Ne Yapılabilir?" Üzerine
Yarışma "Bağımlısı" Mimarlar, Yarışmaları Değerlendiriyor...
Bir Ofis Mekanının Diğer "Müdavim"leri
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin