"Hiç okul yapmadan da çok iyi okul yapılabilir"

03 Nisan 2009
 



Siz neden böylesi bir rota izlemediniz?


A.S: Ben açıkçası üniversiteden mezun olduğumda bu bilinçte değildim. Hiçbir zaman "Ben nasıl bir kariyer izleyeyim?", "Mimarlık mesleğini yapış biçimimi nasıl şekillendireyim?" gibi bir fikir yürütmedim. Birincisi bu bir eksikliktir. Aptal olduğumdan falan değil, konuya önem vermediğimden de değil... Biz bazı şeyleri yapılması gerekirmiş gibi herkesle beraber yapa geldik. Ama düşünseydik, belki o zamandan kendi kendime çalışmaya başlasaydım... Şimdi düşündüğümde bana vakit kaybı gibi geliyor açıkçası. Gerçekten bir vakit kaybı! Bir kere dediğim gibi mimarlık çok öznel bir meslek... Tamam; ihtiyaçlara cevap vermek, sorun çözmek, ekonomik değer yaratmak zorundayız. Ama yanında çalıştığımız mimarların her şeyiyle bize uygun olduğunu kim söyleyebilir ki? Bir de sonuçta maaşlı olarak, saat ücretiyle bir yerde çalışmak, bu konuda iddiası olan birisi için bence vakit kaybı. Ben de Viyana'da 35 yaşında artık bunun farkındaydım ve geri dönme sebeplerimden biri bu olmuştu. Bunu okuldan mezun olduktan sonra yapsaymışım diyorum ve belki de mesleki pişmanlıklarımdan birisi budur. Dolayısıyla Hakan'ın verdiği karar önemli bir karar.

Peki mesleki ilerlemede başka nelerin gerekli olduğuna inanıyorsunuz?

A.S: Ben açıkça söylemek gerekirse tecrübeye çok inanmıyorum. Ben daha çok enerjiye inanıyorum. Belki Emre bana katılmaz ama, mimarlıkta doğuştan gelen bir yeteneğe çok inanıyorum. Bu iş sadece çalışmakla olmuyor. Dolayısıyla bir büroda 10 sene çalışmanın avantajlı olduğuna da inanmıyorum. Mimar olmak isteyen birisi, bence okuldan sonra mimar olmalı.

H.D: İnsan bir şeyi gerçekten eline alıp yapmaya başladığı zaman o tecrübeyi kazanıyor. Yani beş yıl bir şeyi bir tarafından tutup taşımakla değil. O suya atladığın zaman yüzmeyle baş etmeye başlıyorsun. Tabii ki acemilikler oluyor, ama bizim durumumuzda şöyle bir avantaj ortaya çıkıyor: Yanımda yüzmeyi bilen, o konuda tecrübeyi edinmiş birisi de bulunuyor. Tek başına da bu işin gidişatı farklı ama daha zor olurdu diye düşünüyorum.

A.S: Ben de tecrübeye inanmıyorum derken, birikmiş tecrübenin elbette bir yararı oluyor. Ama insan o tecrübeyi çok kısa zamanda kazanıyor; o bilgiye çok kısa zamanda ulaşmak mümkün oluyor. Mesela yıllarca dirsek çürütmekle elde edilecek bir şey değil ki mesela şu binanın ısıtma sistemini ya da cephesini yapmak! Hiç değil! Bu şuna benziyor: Okul yapan mimar vardır. "O çok iyi okul yapar!" Tamam, o çok iyi okul yapabilir ama, bir başkası da çok iyi okul yapabilir. Hiç okul yapmadan da çok iyi okul yapılabilir. Yani bir mimari projenin iyiliğini bu tip tecrübeye dayanan hikayelerde aramak yanlış. Hataları, tecrübesiz bir insan da doğru bir bakış ile kendi kendine düzeltir diye düşünüyorum. Akıllı bir mimar yapılmayacak bir şey yapmaz. Bunun için de belli bir görüş, belirli bir hassasiyet, bir duygu ve yetenek gerekiyor. Bunu ben yetenekliyim diye söylemiyorum. Ama Hakan için yetenekli diyebilirim.


Suyabatmaz Mimarlık'ın İlginç ve "Karışık" Hikayesi
Arif Suyabatmaz İle Projeler ve Planlar Üzerine
Suyabatmaz Mimarlık'ın Genç Ortağı Hakan Demirel ile Bir Yuvarlak Masa Söyleşisi
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin