Gülzade Merve İnce: "Atölye Mimarlık'ta çalışmak çok keyifli"

02 Temmuz 2008
 

Atölye Mimarlık'ı, atölyenin tek çalışanı Gülzade Merve İnce'ye sorduk.

Atölye Mimarlık'ta çalışmaya başlamak tesadüf müydü, yoksa bilinçli bir seçim miydi?

Aslında biraz tesadüf oldu diyebilirim. İTÜ'den hocam Yıldız Salman'ın Sinan Bey'in arkadaşıydı ve bana Sinan Bey'in bir yarışma projesi için yardıma ihtiyacının olduğunu söylemişti. Sinan Bey'le görüştüm ve O'na yardım etmeye başladım. Yarışmadan sonra da burada çalışmaya devam ettim.

İki aydır Atölye Mimarlık'ta çalışıyorum. Zaten daha geçtiğimiz bahar yılında mezun oldum.



Okullarda mimarlık öğrencilerine "uçmaları" söylenir. Gerçek dünyada ise uçmak pek mümkün değil. Bu durum çalışmaya başladığında seni şaşırttı mı?

Okulda "uçun" derken "zaten mimarlık yaparken uçamayacaksınız, elinizde fırsat varken uçun da sınırlarınızı görün" demek istiyorlar bence. (Gülüyor)

Aslında hocalarımızla yaptığımız konuşmalar hep mimarlık yaparken uçamayacağımıza, bizi kısıtlayacak pek çok şeyin olacağına dayanıyordu. Bu anlamda çok da şaşırdığımı söyleyemem.

Burada çalışmaya başlamadan önce kafanda bir büro modeli var mıydı?

Başka bürolarda staj yapmıştım, fakat kafamda bir büro modelinden çok büro ortamına dair soru işaretleri vardı. "Nasıl bir ortam olmalı?", "İnsanlar birbirleriyle ne kadar mesafeli olmalı", "Büronun ortamı işe nasıl yansır?" gibi soruların cevaplarını bulamıyordum. Fakat gördüm ki, Atölye Mimarlık çalışmak için çok rahat ve çok keyifli bir ortam sunuyor çalışanlara.

Peki, şimdi kafanda bir büro modeli var mı? Bir mimari büro, nasıl olmalı sence?

Mimari büro, öncelikle yapı yapan, ama yaparken de insanların birebir incelendiği, ihtiyaçlarının göz önünde bulundurulduğu bir yer. Yani büro sadece çizip tasarladığınız, sonra da uyguladığınız bir yer değil. Bence en önemlisi insanı analiz ederek işe başlamak. İnsanı tanımaya çalışmak işe farklı bir boyut getiriyor, işi çizimin dışına çıkıyor bence.

Atölye Mimarlık, biraz bu doğrultuda çalışan bir yer. O anlamda alışık olduğumuz büro kavramının dışında. Belki bu yüzden "büro" bile dememek gerek. Atölye gerçekten de. (Gülüyor)

Atölye Mimarlık'ın ortamı nasıl?

Kapıdan girer girmez cıvıl cıvıl bir ortamla karşılaşıyorsunuz. Her yerde çalışmalar, maketler, çizimler var. Bunlar son derece motive edici şeyler.

Büro aslında kendi içinde çok düzenli. Fakat hiyerarşik bir düzeni olmadığı için rahat bir ortam sunuyor. Ortam insanı kontrollü olmaya zorlamıyor. İsteyen istediği şeye bakabiliyor.

Atölyede işler nasıl yürüyor? Sen tasarıma ne kadar dahil oluyorsun örneğin?

Büroda hiyerarşik bir durum söz konusu değil. Oturup konuşuyoruz, Sinan Bey düşüncelerini anlatıyor. Fikir soruyor. Galiba en güzeli Sinan Bey'in çalışanına fikir sorması! Tasarımlar, tabi ki Sinan Bey'in düşünceleri doğrultusunda gelişiyor. Fakat, işin bir parçası olmamıza izin veriyor Sinan Bey. Bir şeyler yaptığımızı hissettiriyor bize. Yapılan iş de herkesin içine siniyor.

Bir günün burada nasıl geçiyor?

Yaptığım işler o günün temposuna göre değişiyor, ama burada zaman gayet keyifli geçiyor.

Yeni bir işe başlıyorsak eğer işi anlamaya çalışıyoruz, iş tempoya girdiğinde ise işe yetiştirmek için koşuşturuyoruz. (Gülüyor)

Şimdi bir yarışmaya hazırlanıyoruz. Ben de burayı nasıl görmeliyiz, diye bir takım eskizler yapıyorum.


Profil
Sinan Omacan ile...
Atölye Mimarlık çalışanları
Atölye Mimarlık'tan çıkan işler
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin