“Eskicilerden topladığımız mobilyalar evi depo haline getirince bu işi yapmaya karar verdik”

01 Şubat 2011
 



Tasarım ortaklığınız nereye ve ne zaman dayanıyor acaba?


Fulya Ballı: Biz okul arkadaşıyız aslında… İkimiz de Bilkent Üniversitesi İçmimarlık Bölümü mezunuyuz. Kendi işimizi kuralı da dört sene oldu. Hem mimarlık ofisimiz var hem de "Stok ‘60 ‘70" markası ile vintage mobilya restorasyonu yapıyoruz.

Bu dört senelik sürecin tamamını, bir yandan ofisi idare edip diğer yandan da ürünlerle ilgilenerek mi geçirdiniz?

FB: Aslında "ürünler" dediğimiz süreç, iki buçuk yıllık…

İliç Kırtaş: İlk dükkanımızı Çukurcuma'da açmıştık. Ama burada da daha ziyade proje çiziyorduk. Yani mimarlık ofisini daha önce kurduk.

FB: Mağaza uygulamaları ve şantiye işleri ile ilgileniyorduk. Stok ‘60 ‘70 daha sonra geldi.



Mobilyaya olan ilginiz nasıl başladı?

FB: Kendi evlerimize doldurmakla başladı! (gülüyor)

İK: Bu çevrede oturduğumuz için, zaten Çukurcuma'daki eskicilere uğruyorduk. Kendimize oradan eşyalar almaya başladık. En sonunda baktım, kapısını zor açtığım, üst üste eşyaların yığıldığı, depo gibi bir evim vardı. Baktık ki almayı çok seviyoruz, öyleyse satışını yapalım dedik.

FB: Al, al, al, nereye kadar, değil mi? (gülüyor) Onunla oynamak da zevkli tabi… Biz de "klasik mobilyanın modern başlangıcı" gibi bir konsept ile 1950'ler, ve özellikle de 60'lar - 70'lere odaklandık. Çok da hayranlık duyduğumuz bir dönemdi ve böylece başlayıp gelişti.

Demek ki oldukça fazla sayıda tasarım nesnesi de bulabiliyorsunuz…

FB: Şunu mutlaka vurgulamamız lazım: Ortaklaşa beğenmediğimiz, sevmediğimiz bir şeyi satın almıyoruz. Zaten ikimiz birlikte gidiyoruz. Bu anlamda süreç elbette zorlaşıyor çünkü giderek daha seçici oluyoruz. Ama buluyoruz tabi… Burada çok büyük bir metrekaremiz de yok aslında; buldukça doldurma fırsatımız yok yani.



Ve sattığınız her ürün, günün sonunda "eşsiz" oluyor.

FB: Kesinlikle! Zaten her ürünü öncelikle yorumluyoruz. Koltuğun rengini, döşemesini değiştirebiliyoruz; bazen renkleri ile oynuyoruz. Kısacası onları kullanılabilir hale getiriyoruz.

Fabrikasyon ürünler söz konusu olduğunda restorasyonunu nasıl gerçekleştiriyorsunuz?

FB: Fabrikasyon ürünlerde müdahale şansımız elbette daha kısıtlı. Örneğin Artemid'in Flamingo serisinden bir aydınlatma elemanı var. Ve tabi ki fabrikasyon… Bu durumda yapabileceğimiz, ancak elektrik kablosunu yenilemek olabilir. Bununla birlikte boyayamayız. Yani fazla bir şey yapamayız.



Sanırım patinasını da korumak istiyorsunuz.

FB: Aynen öyle! Zaten eski hali daha güzel. Boyanmış hali, asla o eskimişlik hissini vermeyecek. Bu yüzden de bu gibi ürünlere, mümkün olduğunca dokunmuyoruz. En fazla çalışır hale getiriyoruz.

Ancak dönemin zanaatkarlarının, tornacıların elinden çıkmış olan ürünlerde farklı sorunlar ile karşılaşılıyor. Mesela koltukların yayları bozulmuş oluyor, değiştiriyoruz. Cilası bozulmuş olabilir, yeniliyoruz. Belki rengini değiştiriyoruz. Dolayısıyla bu gibi mobilyalarda daha rahat oynamalar yapabiliyoruz.

İK: Bu sayede eski, ikinci el eşyadan çekinen insanlar, yenilenmiş bir eşyayı evlerine götürebiliyorlar. Artık o kirli, paslı bir mobilya değil, yeni bir mobilya oluyor. "Ben bunu nasıl kullanılabilir hale getireceğim" diye düşünmek zorunda kalmıyor; giriyor, alıyor ve kullanıyor.


Pop-Tech'ten Barok'a, Oradan Minimalist Olana; Bir Galata Mekanları Potpurisi
Galatamap Yaratıcıları ve Mahalle Sakinleri Bertan Berk ile Murat Tamgüç
Stok '60 '70'in Mimar-Mobilyacıları Fulya Ballı ve İliç Kırtaş
Laundromat'ın Mimar-Modacılarından Yasemin Özeri
Lilipud'un Moda ve Takı Tasarımcıları Ebru Çamur ve Janset Bilgin
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

YEM | Facebook YEM | Twitter YEM | Linkedin